Yamaçtan Kaya Ürkütmek

Bir zamanlar köyün birinde bağların arasında kocaman bir kaya varmış. Kaya bağların arasında engel oluşturuyor, geçişleri engelliyormuş. Köylüler bu kayanın buradan kaldırılması gerektiğini düşünüyorlar ancak kayanın buradan nasıl kaldırılması gerektiğini bilmiyorlarmış. Derken birisi kayayı aşağıya dereye yuvarlayalım demiş. Diğerleri iyi de kaya dereye yuvarlanırken önüne ne gelirse ezer geçer bunu nasıl yapacağız demiş. Bir başkası da nasıl ki hayvanları ürkütürsek, kayayı da ürkütürüz, o da yolunu değiştirir, bağları da ezip geçmez demiş. Nihayetinde kayayı yamaçtan yuvarlamayı, başka birisinin de bağların arasında saklanarak, kaya gelirken aniden önüne çıkarak ürkütmesine karar verilmiş. Yukarıda köylüler kayayı yuvarlamışlar, aşağıda bağların arasında saklanan birisi de aniden yamaçtan aşağıya doğru hızla yuvarlanan kayanın önüne çıkar hooo hoo der ama kaya adamı ezer geçer. Köylüler aşağıdaki adamın yanına gelirler, adamın kafasını kaya ezip götürmüş, adamın kafası yok. Oradakiler oturup birbirlerine sorarlar, bu adamın kafası var mıydı/yok muydu? diye. Adamın kafasının olup/olamadığına karar veremezler. En iyisi adamın karısına soralım belki o bilir kafası var mıydı/yok muydu derler. Karısını çağırırlar, sorarlar senin kocayın kafası var mıydı/yok muydu diye. Kadın düşünür ve der ki kafasının olup/olmadığını bilmem ama sakalı vardı der. Günümüzde yaşanan olaylar tıpkı buradaki köylülerin durumuna benziyor. Ne doğru ne yanlış kimse bilmiyor. Herkes ben doğruyum diyor ama doğru nerede ve nasıl kimse bilmiyor. Bilenler susuyor, bilmeyenler konuşuyor. Kayalar üzerimize geliyor ve ne var ne yok ezip geçiyor. Son bir yıldır yaşanan olaylar aklıma bunu getirdi. Birileri kayayı oradan kaldırmanın yolu olarak aşağıya yuvarlamak gerektiğini söylüyor, ama ezip geçeceği bağların, bahçelerin olduğunu görmüyor. Kayayı ürküterek kimseye zarar vermeden ortadan kaldırılacağını söylüyor ama kimse bunun başka yolları var mı/yok mu diye düşünmüyor. Belki de kayayı ürkütmek bir çare değil, belki de kayanın varlığını kabul etmek kayanın çevresinden dolaşmak bir çare olabilir? Belki de kayanın orada öylece kalması daha doğrudur. Elbette bulunulan her konumda güçlükler vardır ve olacaktır da önemli olan bu güçlüklerle yaşamayı bilebilmekte. Herşey bizim istediğimiz boyutta olmaz. Yaşamın renkleri gibi kendisi de inişli çıkışlı bir çizgide ilerler. Bu nedenle yaşamı dümdüz bir çizgi yerine onu inişli çıkışlı ritminde devam ettirmek mevsimler gibi yaşamak gerekir. Belki de yaşamın keyfi böyle çıkar. Bu bakımdan alternatifleri görmek, değerlendirmek ve farklıkları zenginlik olarak görmek gerekir. Bir düşünür “herkes aynı düşünüyor ise hiç kimse yeterinde düşünmüyor” demektir, diyerek farklı düşüncelere değer vermenin gerektiğini vurguluyor. Her zaman sorunların çözümünde farklı yollar vardır.  Önemli olan farklı yolların varlığını kabul etmek, farklılıkların zenginliğini görebilmektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar