Üst Aklın Tanımlaması

ÜST AKLIN TANIMLAMASI

Bütün dünyayı kurgulayan güç odaklarının kırılma noktalarını doğru okuyabilirsek kurgulanan dünyada huzurlu bir şekilde yaşama şansımız artacaktır. Ben güç odaklarını herkesin anlayabileceği şekilde ve en yalın haliyle tanımlamaya çalışacağım. Konunun uzmanı değilim hata yapabilirim ama bu yalın tanımlamanın yapılması gerektiğine inanıyorum bilinçlenme adına. Kurgumun tamamen yanlış olması da söz konusu olabilir ancak varmak istediğim sonucu anlamak adına bu kurguyu sizinle paylaşmak istiyorum.

1.Kırılma Noktası – Düzenin Kurgulanması

Bilindiği üzere Yahudi kökenli Siyonist ailelerin varlığını herkes duymuştur. Almanya çıkışlı Siyonist güçlerin İngiltere’yi ele geçirmesi ve bu ailelerin Avrupa’daki merkezinin artık İngiltere olmasıdır. Gücün temelinde devletlerin birbiriyle savaştırılması ve savaş sırasında ağır şartlarda kredi sunulmasıdır. Bu şekilde yüksek faizlerle ve kredilerle başta Almanya olmak üzere İngiltere ve Fransa merkez bankaları ele geçirilmiştir. Bu ailelerin Hazar Türkü Yahudisi kökenli olması da işin ayrı bir ilginç tarafıdır. 

2. Kırılma Noktası – Güç Paylaşımı  

1. Dünya Savaşı sonrası sonuçların ve siyasi gelişmelerin İngiltere’yi zora sokması sonucu dünya liderliği Amerika’nın eline geçmiştir. Bu konuyu daha önceki yazılarımda işlemiştim ve bu devir teslime en büyük sebep Mustafa Kemal Atatürk olmuştur okuyanlar hatırlar.  Amerika’nın kurulması, büyümesi ve küresel bir güç olmasıyla beraber İngiltere Siyonizm’ine ortak çıkmış oldu. Amerika’daki güç odağının tanımlaması ise daha farklıdır orada bir ittifak söz konusudur. Evanjelist Protestanlar ve Siyonist Yahudilerin güç birliğidir bu ittifakın adı. Bu ittifakın temel hedefi dünyayı hiç yönetmemiş iki görüşün birleşerek dünyayı yönetme iddiasıdır. 1930 lu yıllarda İngiltere merkezli Siyonist oluşum ile ABD merkezli ittifak anlaşarak ( ki bu süreç tam olarak 50 yıllık bir süreçtir ) huzur içerisinde dünyayı yönetmeye ve yönlendirmeye başladı. Bu ittifaka kutsal ittifak diyelim kendi tabirleriyle.

3. Kırılma Noktası – Kutsal İttifak Çöküyor

Siyonizmin en temel öğretisi kendi düşmanını yarat ki sende yaşayabilesindir. Sosyalist bloğu kurgulayan kuran ve yaşatanlar kendi yarattıkları düşman sayesinde 1989 yılına kadar dünyayı huzur içinde sömürmeye devam ettiler. Sovyet bloğunun çökmesiyle birlikte düşmansız kalan kutsal ittifak çöktü ve bölündü. 2003 yılında İngiltere’de buluşan kutsal ittifak üyeleri barışın devamı için anlaşma yaptılar ve bu barış 2013 yılına kadar sürdü. 2013 yılında İngiltere Siyonistleri ABD ittifakının Rusya’daki üst düzey güvenlik uzmanını tutuklatınca savaş açık bir şekilde başlamış oldu. Dünyanın her yerinde bu güç paylaşımına ait savaşın etkilerini görmek mümkündür. İngiliz merkezli Siyonistlere ABD ittifakının ilk cevabı İngiltere’nin kendi adamları olan ve çok güvendikleri Soros’un tutuklaması ile yapıldı. Soros ile anlaşıldı ve İngiltere’yi 1 hafta içinde merkez bankası aracılığıyla kredi çektirerek yüklü miktarda dolandırması sağlandı. Türkiye de İngiliz destekli Kaşıkçı’nın Suudi konsolosluğunda asit varilinde yok edilmesi ve Suudi Arabistan’da yapılan veliaht tutuklamaları gösterilebilir. ABD ittifakı kendi taraftarı krala karşı yapılacak İngiliz destekli darbeyi engellemiş ve önlem almış oldu. Çin üç büyük aile tarafından yönetilir ve en güçlü aile olan Lee ailesi tamamen İngiliz desteklidir. Çinin ilk aşamada ticaret savaşları ile diz çökmesi istenmiş ama başarılı olamayınca virüsle ekonomik anlamda diz çöktürülmesi sağlanmaya çalışılmıştır, sonuçlarını hepimiz yaşayarak görebileceğiz. Türkiye de kutsal ittifakın ortak adayı 2013 yılında tercihini yapmış ve İngiltere’yi seçmiştir. ABD’nin silahı olan cemaatle cevap hemen verilmiş ve 17-25 Aralık olayları patlak vermiştir. Bu noktada sıkışan ortak aday taraf değiştirmiş ve ödül olarak cemaatin ve CIA’nın kurduğu 40 yıllık emek heba edilmiştir. Bu taraf değiştirme işi parti içinde İngilizci tarafın kopmasına sebebiyet vermiştir. Akdeniz ve Libya olaylarını da bu bağlamda okursanız olayları daha iyi anlamış olursunuz. Dünya üzerindeki paylaşım savaşlarını örneklendirmek mümkün ama konunun dağılmaması adına çarpıcı örnekleri sunuyorum.  

4. Kırılma Noktası- ABD İttifakı Parçalanıyor

Tamamen şahsi okumamda ABD ittifakı savaşı kazanmış ve İngiltere merkezli yapı zayıflatılmıştır. Tabi ki bu savaşın tamamen durduğu anlamına gelmesin savaş halen dünya üzerinde bölge bölge devam etmektedir. İngiltere destekli Putin’in taraf değiştireceği söylenmekte ama net bir hareket görülmemektedir. Rusya’nın taraf değiştirmesinin önündeki en büyük engelin Sovyet bloku zamanındaki dünya liderliği iddiasından vazgeçememesi olarak gösteriliyor. Petrol savaşları bu diz çöktürme çabasının en güzel örneğidir. İngiltere-ABD eksenli savaş devam ederken kazanmaya çok yakın olan ABD ittifakı arasında inanılmaz bir olaylar silsilesi gerçekleşiyor. Siyonist Evenjelist ittifakı kendi arasında bir savaşa başlıyor.

Bilindiği üzere Siyonizmle dünya görüşleri uyuşmayan Evanjelist Protestanların içten içe örgütlendiği ve bu savaşa hazırlandığını görmekteyiz. Siyonizm her türlü olayı güç ve para odaklı düşünürken evanjelistlerin olayları daha farklı yorumladığını görmekteyiz. Küreselleşme karşıtı ve Katolik Kilise düşmanı evanjelistlerin çok yakında papayı tutuklayacakları dillendirilmekte köşe yazarları tarafından. En önemli adım olan ABD nin devlet yapısının tamamen değiştirileceği içe kapanıp bir ulus devlet halini alacağı düşünülmekte. Mart ayı içerisinde dünya çapında bir küreselci avına çıkıldığı ve tutuklamaların olduğu artık bilinen bir gerçek. Amerikan ekonomisinin 30 kat küçültüleceği FED tarafından açık bir şekilde dile getirildi.

ABD olaylarının arkasında hangi gurubun olduğunu zaman içerisinde net bir şekilde görebileceğiz. Ancak evenjelistleri avantajlı kılan asıl faydanın bilişim sektörü tarafından sağlanmış olması şeklinde öngörüyorlar. Bilişim sektörü ile 200 yıllık finans gücünün 15-20 sene içerisinde kat ve kat fazlası elde edilmiştir deniliyor. Amerika’nın 200 yıldır adı geçen otomotiv zengini Ford ailesinin artık zenginler içinde bile sayılmadığı acı bir gerçek olarak ortaya çıkıyor. Finans 15-20 yıl içerisinde ön görülemeyecek şekilde el değiştirmiş oldu ve görünen o ki Evanjelistler Siyonistlere göre daha akıllı davranmışlar. Sadece bir firmasında 350 milyar dolar nakit rezervden bahsediliyor bu neredeyde Türkiye Ekonomisinin 3 te 1 i demek ve bu dehşet bir rakam.    

Bütün bu gizemli adımların nasıl ve ne gibi bir sonuç doğuracağı hepimiz için koca bir sır olarak önümüzde durmakta. Korona salgınının bile bu olayların neresinde olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz ve bütün dünya köşe yazarlarının dile getirdiği gerçek şu artık küresel ölçekte ticaret durdurulacak ve ulus devletler güçlenecek. İşte bu bilinen gerçeğin bize etkisi ne olacak bizi ilgilendiren kısmı bu bence.

Küresel sermayenin belinin kırılması, küresel ticaretin durması ve ulus devletlerin kendi başına bırakılmasının sonuçları bizi nasıl etkileyecek ?     

Küresel krizin dünya çapında çok ağır sonuçları olacak. Kendi kendine yetebilen ülkelerde huzur yetemeyen ülkelerde ise kargaşa huzursuzluk ve savaş olacak. Dünya nüfusunun nasıl azalacağını düşünüyorsunuz...

Acilen milli ekonomik önlemleri almamız şart zaman daralıyor. Önlem almazsak lüksü bırakın bir avuç buğdayı arar hale geleceğiz. Siyaset yapmıyorum bir gerçekten bahsediyorum dünya genelinde konuşulan bir gerçekten. Bakın bu kriz küresel ticareti bitirecek ülkeler içe kapanacak aman dışardan buğday alırız söz konusu dahi olmayacak zaten kimsede satmaz kendisine lazım olanı ticaret olsa bile. Küresel ticaretin 30 kat küçüleceği söyleniyor bu petrol dahil her şeyin ticaretinin 30 kat azalacağı anlamına geliyor.

Tarım, hayvancılık ve bunlara dayalı sanayi sektörüne acilen yönelmemiz şart. Ben bir komplo teorisinden bahsetmiyorum bütün dünya bunları konuşuyor ve önlem alıyor. Biz bakıyoruz aval aval.

Bakın AB fonlama yaparak bütün Avrupa’da gıda sektörünü rahatlatacak önlemler aldı ve hala alıyor. Bizim millet olarak bunları dillendirmemiz ve siyasi bir söylem haline getirmemiz şart.

Bu ülkede demokrasi hak hukuk hak getire şimdi birde bununla uğraşmak bilincini oturtmak zorunda olmak çok zor geliyor bana. Yani size nasıl anlatmak gerekiyor bilmiyorum ama siz bizi de yani düşünen insanları da boka bulayacaksınız. Hepiniz gerçekleri görünce ah diyeceksiniz ama iş işten geçmiş olacak.

Siyasetin politikanın dinin yada benzeri her şeyin yenilemeyeceğini anladığımız zaman her şey yoluna girecek ama iş işten geçmiş olacak.

Benim maaşım iyi, param var, tarlam var, evim var, stoğum var diyenler aç insanların öfkesinden sizi kim koruyacak...

Toplum düzeninin en temel şartı " en fakirinin karnının en kötü şekilde bile olsa doymasıdır…

Bütün bu gizemli küresel oyun masasında sağlam bir duruşun en temel esası Atatürk’ün bahsettiği Tam Bağımsız Türkiye sözünde gizli. 20-25 sene önce kendi kendine yetebilen bir ülke iken şuan ne tarımda nede hayvancılıkta ne de bunlara dayalı sanayide kendi kendimize yetemez durumdayız. Keşke siyasiler ve halk bilincinde en temel esas Tam Bağımsız Türkiye bilinci olsa ama işimiz gerçekten zor görünüyor.                

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.