Çoğulcu Cehaletin İktidarı

Çoğulcu cehalet kavramını duymuşsunuzdur kısaca tanımlayalım “ bir topluluğun çoğunluğunun bir normu reddetmesi ancak yine aynı çoğunluğun o normu çoğunluğun onayladığını varsayarak onaylaması ve kendisi tarafından reddedilen norma uygun yaşamasıdır. “  Türkiye tam olarak bu çoğulcu cehaletin esiri konumundadır günümüzde ne yazık ki. Daha anlaşılır olmak adına bahsi geçen norm benimsenmiş kural, yerleşmiş ilke yada kanuna uygun durumu betimler. Basit örnekleme yapacak olursak bir sınıfta öğretmen öğrencilere konu anlatımı sonrası soru sorar “ sorusu olan var mı ? “ çoğunluk konuyu anlamamış olsa da sınıf önünde farklı anlaşılmamak adına kimse kolay kolay soru soramaz. Kimse anlamaz ama herkes, herkesin anladığını düşünür.

Bu sürü psikolojisini güçlü argümanlar olan din, iman, vatan, millet olgularıyla desteklerseniz Çoğulcu Cehalet çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir ve ne yaparsanız yapın size onay verecek bir kitleyi elde etmiş olursunuz. Bu kitlenin bireylerine tek tek sorduğunuzda rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk kötüdür cevabını alabilirsiniz ama bu yanlış normlara karşı tek bir tepki bile vermelerini bekleyemezsiniz.

Anadolu da en güçlü öğretinin İslam öğretisi olduğunu düşünürsek bu öğretiye zarar verebilmenin kolay olmadığını düşünmemiz gerekir ancak Çoğulcu Cehalet ile bu mümkün hale getirilebiliyor ve işin en acı tarafı ise bu yıkım yine bu öğretiye inanmış insanlara yaptırılıyor. İslam Öğretisine vurulmuş ağır darbenin sonuçlarını tabi ki ilerleyen zaman içerisinde net bir şekilde görebilecekler ama iş işten geçmiş olacak. Çoğulcu Cehaletin anlayabileceği şekilde yazacak olursak “ sizin verdiğiniz zararı bin yıldır Haçlılar veremedi bu öğretiye “ doğru bir tanımlama olacaktır.

Çoğulcu Cehaletin sadece demokrasi açısından zararları olduğunu düşünenler gerçekten çok büyük bir hata içerisindeler. Çoğulcu Cehalet ülke birliği açısından doğru kararlar verebiliyor mu? Cevabımız tabi ki hayır olacaktır. Savaştığına inandığı terör örgütünü davulla zurnayla karşılamak ve liderinin adına kardeşini televizyona çıkartmak aksi halde mümkün olabilir miydi?

Çoğulcu Cehalete sosladığınız her türlü kötülüğü, kanunsuzluğu ve uygunsuz durumları kabul ettirebilir ve onaylatabilirsiniz bu iktidarların elindeki en büyük silahtır. Bu silahı keyifle kullanabilir insanların nefret ettiği şeytanı tanrı olarak gösterebilirsiniz ancak iktidarın unutmaması gereken bir gerçek vardır o gerçek ne kadar güçlü olursanız olun toplumun refahını sağlamayı unutmayacaksınız unutursanız o Çoğulcu Cehalet kendi kendini sizin kötü olduğunuza inandırmaya başlar.

“ iktidar yozlaştırır, mutlak iktidar ise mutlaka yozlaştırır “ Lord Acton

Çoğulcu Cehaleti elinde tutan mutlak iktidarın yozlaşmayı engellemesinin tek yolu da demokrasiye inanmasıdır. İleri demokrasi yada demokrasi kavramları yarattığı güce ters olanlar elbette ki bildiği yoldan dönmeyecektir ve kendi sonlarını yavaş yavaş hazırlıyor olacaklardır. Bu gerçek kaçınılmazdır ve toplumları yönetmek için sadece güç yetersiz kalacaktır. Doğanın dengesi ve döngüsü bu konuda aydınlatıcı olacaktır. Hızla çoğalan avcılar avı azaltacak ve azalan avda avcıları azaltacaktır azalan avcı gerçeğinde av yeniden çoğalacaktır.

Çoğulcu cehalet bu ülkede bir anda oluşuvermiş bir gerçek değil ne yazık ki planlı programlı bir şekilde hayatımıza sokuldular. Hayatımızın her aşamasında bu müdahale bilinçli bir şekilde kurgulandı ve hayata geçirildi. Son yirmi yılda özellikle ağırlaştırılmış şekilde hayatımıza sokulan erozyonlara örnekler vermek istiyorum.

Süper Baba dizisini izlerken kendimizi Aşk-ı Memnu izlerken bulduk.

Zeki Müren dinlerken kendimizi İboya teslim ettik.

Yöresel yemeklerimizin yerini lahmacun aldı.

İmam nikahlı ikinci eşi ayıplarken fuhuş serbest kaldı.

Domuz eti haramdı domuz çiftliklerimiz oldu.

Misyonerlere geçit vermezken misyoner okulları açtık.

Kadın dövmek ayıpken öldürmeye başladık.

Saymakla bitmez yaşadığımız erozyonlar ve hepimiz bu gerçeğin farkındayız. Umutsuz olmaya gerek yok doğanın dengesi ve döngüsü gibi toplumların aydınlanması da çan eğrisi şeklinde devam eder ve şuan dibe iyice yaklaşmış bulunmaktayız ve bu aşırı cehaletin kendisini boğmasına az  kaldı.

Düğünler ve Çoğulcu Cehalet

Konunun biraz dışına çıkıp toplumsal bir yaraya parmak basmak istiyorum. Gençler evlenemiyor ve bu Çoğulcu Cehaletin eseri tamamen. Ekonomik krizle beraber gençler iş bulamıyor ve evlenemiyorlar bu tehlikenin toplumsal ahlaki yapımıza verdiği zararı hepimiz görmekteyiz.

Gencecik insanlar ve aileleri düğün adı altında inanılmaz bir borç yükü altına girmektedirler. Saçma sapan yeni yeni adetler yaratılıyor ve toplum yanlış olduğunu bile bile mecbur kalıyor kabullenmeye. Düğün şeklinde yapılan söz ve nişan ve kına geceleri üstüne birde yüklü bir altın ve eşya borcu altında insanlar ezilmekteler. Benim kızımın oğlumun her şeyi tam olmalı derken çocukların geleceği karartılıyor ve büyük borçlar altında gelecekleri ipotek altına alınıyor. Bu borç yükü yeni kurulan eksiksiz yuvada çocuklara huzur getirmiyor bunu ne zaman göreceğiz.

Gelin eski düğünlerimize dönelim evlenenler yavaş yavaş alsın eşyalarını gönlüne göre çocukları söz, kına, nişan ve devasa düğünlerle yormayalım. Sade bir düğün ve ailenin çocuklara destek amaçlı ufak tefek yardımlarıyla bu işi bitirelim. Evlenme yaşı otuzu geçmeye başladı ekonomik zorluklar yüzünden ve bazı gençler otuzlu yaşlarda bile kendisine güvenemiyor evlenmek adına.

Pandemi herkese bir umut kapısı açıyor aslında bu dönem evlenmek için uygun bir dönem haline geldi çünkü şatafatlı düğünlere izin çıkmıyor. Bu düğün konusunun toplum nazarında çözüme ulaşması şart aslında çünkü bu durumdan hem aileler hem de çocuklar çok büyük yaralar almakta.

Demokrasi ve Çoğulcu Cehalet   

Demokrasiye inancınız var ise sivil toplum kuruluşlarına ve sivil toplum dayanışmalarına açık olmak zorundasınız. Bir toplumun dizaynında sivil toplum kuruluşlarının önemi büyüktür ve sivil toplum kuruluşları sadece siyasi alanlarda faaliyet göstermezler. Her türlü konuda faaliyet içerisinde bulunabilirler ve bazen ileri demokrasilerde bu size anlamsız gelecek boyutlara ulaşır.

Toplumu ilgilendiren bir konuda her türlü fikrin alınması elzem ve hayatidir. Fikirlerin tartışılmadığı ortamlarda doğrular ortaya çıkamaz ve doğruların çoğulcu cehalete esir olmaması adına her türlü fikre açıklık ve söz hakkı getirilmelidir.

Çoğulcu Cehaletle savaşmanın en kolay yolu demokrasiye olan inancın kaybedilmemesidir ve Çoğulcu cehaletin eline koz verilmemesidir. Öyle komik durumlar oluşabilir ki bu cehalet size savunduğunuz ilkeleri yıkmakla itham edebilir. Her daim demokrasinin yanında kalmanız dileklerimle. Saygılar sunarım…   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.