Sorgulayan sol

Seksen öncesi ve seksen sonrası olarak iki tip sol görmekteyiz ve bu yazı­mızdaki analiz bu farklılık üzerine ve bilişim çağının sol üzerindeki etkilerine dayandırıla­rak yapılacak. Dönemsel eksik­likleri ve fazlalıkları olduğu gibi aktarmaya çalışarak geleceğe ışık tutmak niyetindeyim.

Altmış darbesinin tek faydası olan ve özgürlükçü anayasası ile sol Türkiye’de güçlenerek ilerleme kaydetmiştir. Bu özgürlüğün tabi ki yararı kadar zararı da olmuş ve bir kısım sol radikalleşme yolu­nu seçmiştir. Bütüne baktığımız zaman sol siyasette, sendikalarda, meslek odalarında, sivil toplum kuruluşlarında ve halkta karşılığını bulmuş dinamik yapısını kurmuş ve örgütlenme metodunda sorun yaşamadan halkı politize etmeyi başarmıştır. Bu başarıda her yapıda en tepesinden en alt kademesi­ne kadar organize olmuş, iletişim kanalları dinamik, canlı ve sorun­suz çalışan sistemin etkisi büyük olmuştur.

Dönemsel toplum gerçeklerine baktığımız zaman kişilerin da­vaya bağlanış şekli günümüzle örtüşmeyecek şekilde inanç ve azim doludur. O dönemde kişiler davaya bir çıkar ilişkisi gözüyle bakmıyor, ölüm ve işkence dahi kişileri korkutamıyordu. Beklen­tisi olmayan davanın yükselişine inanmış dava adamları ve liderler sayesinde topluma açılmaları çok zor olmamıştır. Sol dönem itibariyle doğru örgütlenme metodu saye­sinde şehrin bütün sokaklarına, sanayinin bütün fabrika ve işletme­lerine, bütün meslek kuruluşlarına kısacası toplumun bütününe hakim ve istihbarat sahibiydi. Bilgiye kısa yoldan erişip dinamik yapısı ile hızlı kararlar alan dönem solu en kritik zamanlarda en kritik noktalara kısa sürede ulaşabiliyor ve geç kalmak­
sızın müdahale edebiliyordu. Sistemin çarkları doğru kurgu­lanmış ve eksiksiz tasarlanmış­tı. Başarı gözle görülür biçim­de geliyordu ve engellenmesi emperyalizm için hayati önem taşıyordu.

Soğuk savaş döneminde yükselen solun engellenmesi için gerekli bütün adımlar tek tek atıldı. Bütün Dünya’da iki tip metot seçilmiştir Sivil ve Askeri örgütlenme. Sivil metot için Kominizmle Savaş Dernekleri kuruldu. Genellikle ülkenin duru­muna göre sivil yapılar dini örgüt­lenme şeklinde dizayn edilmiştir. Türkiye’de bu örgütlerin başında FETÖ gelmektedir. Fetö eleba­şı Türkiye’de Kominizmle Savaş Derneklerini kuran kişidir. Askeri örgütlenme ise aşırı sağcı gerilla kampları şeklinde tasarlanmıştır. Seksen öncesi sol sağ savaşı bu ortam içerisinde kurgulanmış ve sol bu kavga bahane edilerek önü kesilmiştir.

Darbeye hazırlanan Türkiye’nin darbeyle beraber apolitize edilişini hep beraber görmekteyiz. Dar­be tek başına yeter unsur olarak görülse de asıl müdahale darbe sonrası siyasi ve ekonomik dü­zenlemeler ile atılmıştır. Neoliberal politikaları terk eden dünya liberal politikaları benimsemiş ve bütün Dünya’da devlet yetkisi ve gücü kırılmıştır. İlk olarak 1983 yılında Ingiltere’nin başlatmış olduğu özelleştirme ile bütün dünya kamu kitlerini özel teşebbüse teslim etmiştir. Tek kutuplu Dünya ve yeni Dünya düzeni olan küreselleşme sol üzerinde ölümcül etkilere sahip olacaktır. Kitlerin özel teşebbüse teslimi sendikaların gücünü ve etki­sini azaltmış, yasal düzenlemeler ile sendikaların gücünü kırmıştır. Yasal olmayan yasal düzenlemeler ile sermaye tartışmasız sivil top­lumun örgütlenmesi önündeki en büyük engel olmuştur.

Güçlendirilmiş polis devletleri ve sermayenin engellenemez gücü sayesinde insanlar sivil toplum kuruluşlarından, sermaye karşıtı sendikalardan ve siyasi partiler­den uzak kalmayı doğru bir karar olarak öngörmüşlerdir. Darbe zamanında yaşanan işkence ve hapislerde bu anlayışın oturmasına ve yerleşmesine hizmet etmiştir. Darbe sırasında işkence ve ceza alan sol görüşlü insanların toplum tarafından dışlanması ve sahiplenil- memesi ise solu engel olunamaz şekilde karanlığa sürüklemiştir. Bu durum solun öncülerini toplumdan uzak bir yaşama itmiş ve ötekileş- tirmiştir. Bütün bu olumsuz şartlar altında sol kendisine daha yumu­şak bir örgütlenme modeli seçmiş ve günümüze ulaşmıştır. Günümüz sol örgütlerinin sıkıntılarına ve çözüm yollarına girmekte fayda var sanırım.

Değişen Dünya dengeleri, tek kutuplu Dünya’nın kendini yeniden dizayn etme çabaları ve pandemi sonrası yorgun ve kendini anla­tamayan bir sol. Solun en büyük sorunu toplumun siyasallaşama- ması olarak görünüyor. Yaşama ilk kez tutunacak olan gençlerin fişlenmemek adına, memurların siyasallaşmasının yasaklanması adına, işçilerin işten atılma korkusu adına, büyük ve küçük ölçekli es­nafın aforoz edilme korkusu adına sol sadece kendisini emeklilerle
anlatmaya çabalıyor. İkinci büyük sıkıntı ise sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve sendikaların sadece bir görün­tü olarak bırakılmasında saklı, hayat damarlarını kaybetmiş gölde kurumak zorunda ka­lıyor ve gün gittikçe kuruyor. Başka bir sorun ise insan­lardaki inanç sorunu seksen

öncesi ortalama bir devrimci davaya olan inancını sorgula­maz, sonunu ve makamını düşün­meden görevlerini yerine getirirdi. Çıkar ilişkisi kurmadan bütün her şeyini davası uğrunda kaybetmek riskine rağmen örgüte bağlılığını sorgulamazdı. Günümüzde siyaset tamamen çıkar ve makam üzerine kurgulanıyor ne yazık ki.

En büyük sorun tabi ki ekonomik sorunlar. Seksen öncesi imece usulüyle örgütler kendi ekonomik gücünü yerelde sağlıyor ve bu ola­yı sorun olmaktan çıkarıp amaçları­na odaklanıyorlardı. Katılımın ve ka­bulün geniş çaplı olması bu sorunu çözmek adına yeterli olmaktaydı. Günümüzde ise katılım ve kabulün az olması sebebiyle örgütler eko­nomik bir darboğazdan geçiyor ve eylemsizleşiyor.

Kısaca sorunlardan bahsedersek insanların apolitize oluşu, dava inancı yozlaşması, tehdit unsurla­rı ve ekonomik darboğaz. Şimdi çözüm yollarına odaklanalım birazda yazımızda sınırlı bir alanda bu sorunları geniş geniş incele­me şansımız olmadığı için hızlıca sonuca girmek zorunda kalıyoruz affınıza sığınarak.

Ahlaki anlamda çöküşe geçen libe­ral politikalar ve iktidarın yaşattıkla­rı insanları eski politik seviyelerine geri döndürmektedir. Etki tepki iliş­kisi sonucu apolitize olmak, dava inancı yozlaşması tehdit olmaktan çıkıyor ve çıkmak üzere. Mevcut iktidar ve geçmişin sancıları toplum üzerinde inanılmaz bir baskı kuru­
yor ve patlama noktasına doğru yavaş yavaş ilerliyoruz. İnsanların bilinçaltı nasıl darbe sonrası apoli­tik olmaya odaklandıysa zamanla politik olmak zorunda olduklarına olan odaklanmada artacaktır. Yeter artık ne olacaksa olsun anlayışı hızlı bir biçimde insanlara hakim olmaya başladı. Tehdit unsurunun baskısı ne denli şiddetli olursa ol­sun o duruşa karşı direnişte o denli artacak ve yoğunlaşacaktır. Solun burada yapması gereken tek şey bu tehditten zarar görmüş olanlara sahip çıkması, koruması, kollaması ve savunmasıdır. En önemli asli görevi budur. İnsanlar bu sahiple- nişi gördükçe daha örgütlü olmak adına olumlu yaklaşımlar sergile­yecektir. Bu konuda terk edilen liberal politikaların yerini yeniden neoliberal politikaların alması da ayrıca bir şans olarak görülebi­lir. Özellikle pandemi sırasında yenilen liberal politikalar ve ahlaki çöküş devletleri yeniden göreve çağırmış ve yeniden devlet kont­rolündeki dizaynı zorunlu kılmıştır. Bu politik dönüş sendikaları eski gücüne kavuşturacak önemli bir hamle olacaktır.

Solun en büyük sorunu olan ekonomik sorunlar ise çözüme kavuşturulması gereken en önem­li sorundur. Sığ sağ politikaların sonucu oluşan cemaatler gibi toplama yaparak fakirin fukaranın parasını kullanmak sol için doğru bir hamle olmayacaktır. Peki doğru hamle nedir ?

Doğru hamle kendi kendine yete­bilen üretip satabilen ve gelir elde eden kooperatifler yoluyla eko­nomik güç sağlamasıdır. Ovacık belediyesindeki modelin daha gelişmişi kurgulanabilir ve uygu­lanabilir. Emek vermeksizin gelir elde etme yollarını yol olarak gör­mekten vazgeçmelidir sol. Sahaya inip üretebilmeli ve kendi geleceği adına katma değer yaratabilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.