Övünme çörtük seni de gördük

Eski zamanların birinde adamın birisi çiftçiye gelmiş ve bir ot var müthiş faydalı, hayvanlara yedirdiğinde onların verimi çok artar demiş. Otun adı Çörtük (Echinophora Sipthorpiana-Echinophora Tournefortii), halk arasında tarhanalara katılmasından dolayı tarhana otu da denilen, dikensi ve kokulu bir bitki. Kendiliğinden yetişen bitkinin bugün bilinen birçok faydası var. Ancak konumuz bu değil. Çiftçi çörtük otunu anlatan adamı dinlemiş ve köyün etrafında ne kadar çörtük otu var ise toplamış, kocaman bir harman yapmış, sonra da başlamış bu harmanı sürmeye. O kocaman harman sürüldükçe ufalmış, ufalmış ve en sonunda bir çuval saman kalmış. Çiftçi topladığı otlardan oluşan devasa harmanı düşünmüş, bir de sürülmesinden sonra kalan miktarını, sonra da demiş ki “övünme çörtük, seni de gördük”. Bunu, günümüzde kendisini bir şey sanan, hemen her şeyden anlayan, o olmasa işlerin yapılamayacağına inanan insanlar için kullanmak gerekir. Etrafımızda o kadar çok çörtük otu misali adam var ki ben olmasam ile başlayan cümleler kuran ve sanki küçük dağları ben yarattım tipindeki kişiler. Türkiye gerek nüfus gerekse yetişmiş insan kapasitesi bakımından çok gelişti. Hemen her alanda ciddi anlamda değer üreten, akıllı, genç insanlar var. Bunlar dururken birilerinin kendisini tek adam sanması kadar gereksiz bir davranış olmasa gerek diye düşünüyorum. Zaten kişi kendisini vazgeçilmez sandığı anda kaybetmeye başlıyor. Zira hemen hepimiz beşeriz ve hata yapma ihtimalimiz var. Hz. Mevlâna bunun için Mesnevi’de “bir ben varım deme sensiz de olur, hatasız dost arayan dosttan da olur” diyerek, hiç kimsenin vazgeçilmez olmadığını açıkça göstermiştir. Zaten günümüz dünyasında hemen her şeyin kayıt altına alındığını düşünürsek, hatalı davranışlar sergilemenin ne kadar kolay olduğunu da görebiliriz. Artık insanlar tüm hayatımızın kaydedildiğini bilmektedir. Öyleyse böbürlenmek ve çörtük otu gibi ortalarda gezinmek gerekmez. Birazda çörtük otundan bahsedersek, hakikaten çok faydalı şifalı otlardan birisi olan otun turşulara ve tarhana gibi şifa kaynağı besinlere rayiha verdiği bilinmektedir. Bunun dışında otun çok yıllık olması ve doğada kendiliğinden yetişiyor olması da ayrıca önemlidir. Kolayca kopmayan otun farklı, değişik nefis bir kokusu vardır. Bu kokunun özellikle ot samanı yapıldığı zamanlarda samana rayiha verdiği ve hayvanların samanı keyifle yediği bilinmektedir. Her ne kadar üzerinde çok fazla araştırma yapılmamış olsa da bu otun hem şifalı bitkiler bakımından hem de rayiha vermesi açısından değerlendirilebilme potansiyelinin olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca buna benzer nitelikte başka otlarda vardır. Ancak bunların seçilmesi, çıkarılması ve kazandırılması uzmanlık gerektirir. Şüphesiz idare edenler de etraflarındaki şifalı ve verimli otları bilmek durumundadır. Eğer iyi otlar seçilmez etrafta olan yabanıl otlar karışır ise beklenen verim alınmaz. Yaban hayatı gibi insan topluluklarının hayatı da benzerlikler gösterir. Bu nedenle kültür bitkilerinin ve şifalı olanların doğru seçilmesi büyük önem taşır.


Önceki ve Sonraki Yazılar