La Tam Mal’dan Masallar “ Atatürk Bir İngiliz ?”

LA TAM MAL’DAN MASALLAR “ ATATÜRK BİR İNGİLİZ AJANI MIDIR ? “ - 2

İsmet İnönü’nün asker kaçağı olduğu sözüne inananların olduğu bir masallar diyarında La Tam Mal’a inananlar kuşkusuz olacaktır ama biz yine de masallar diyarında gerçeği haykırmaya devam edeceğiz. İngiltere’yi analize devam ediyoruz.

Ekonomik Bunalım

Birleşik Krallık ’ın denizaşırı topraklarda yaşadığı sorunlar, dolaysız bir biçimde içeriye yansıdı. Dört yıldır savaşın yükünü taşıyan İngiliz halkı; işsizlik, enflasyon, düşük ücret, yetersiz beslenme vb. gibi bilinen sıkıntıları yoğun bir biçimde yaşadı.

1914 öncesinin görkemli askeri gücü artık, savaşmak istemiyordu, yorgun ve güçsüzdü; en sıradan eylemcelerde (operasyonlarda) bile kullanılamıyordu. Uzakdoğu’da silinmenin, Çarlık Rusya’sına yardım edememenin, Anadolu’ya asker gönderememenin nedeni buydu.

1917’de yiyecek karneye bağlandı ve ABD’den büyük miktarda borç alındı. Almanya’dan alınacak savaş ödencelerinin ancak yüzde 25’i İngiltere’ye aitti. Ve eğer alınabilirse bu paranın ekonomik sıkıntıları giderme yönünde önemli bir katkısı olamazdı.

Vazgeçilen Fedaral Birlik   

Büyük Biritanya Krallığının siyasi egemenliği savaş sonrasında hem içte hem de dışta güç yitirmiş ve hedef değiştirmek zorunda kalmıştır. Savaş galibi devlet olarak İngiltere, bir bölümü eski Alman sömürgesi olan Güney Batı Afrika, Tanganika, Togo, Kamerun, Filistin, Irak, Yeni Gine, Bismark Takımadaları gibi ülkelere el koymuştu. Ancak, 19.yüzyılın dünya egemeni İngiltere’nin ne yeni sömürgeleri ve ne de eskilerini yönetecek gücü vardı. Bu ülkeleri, mandacılık ilişkileri içinde, işbirlikçiler ve yerel askeri güçlerle elde tutmaya çalışıyordu.

Uzun yıllar Birleşik Krallığa bağlı kalan ve her cephede İngiltere için çarpışmış olan, İmparatorluğa bağlı ülkeler (Dominyonlar), katlandıkları sıkıntılara denk düşecek yeni özgürlükler istiyordu. Başını Kanada’nın çektiği dominyonlar, barış görüşmelerinde hükümranlık haklarını kabul ettirdi ve daha bağımsız bir statü elde etti. Birleşik Krallık bölündü. Londra, geleneksel Federal Birlik düşüncesini bırakmak zorunda kaldı. İmparatorluğa bağlı tüm ülkelerin katılımıyla 1926 ve 1931 yıllarında yapılan konferanslarla yeni bir statü belirlendi. Westminster Statüsü adı verilen yeni yapılanma biçimi 1931’de onaylandı. Buna göre hukuki statü olarak imparatorluğa son veriliyor, onun yerini İngiliz Uluslar Topluluğu (British Commonwealth of Nations) alıyordu.

Ajanın ülkenin başına açtığı dertler bu bulunan çözümle de giderilemiyor ne yazık ki sömürge ve dominyonlar üzerindeki Türk Devriminin başarısının etkisi ulus bağımsızlığı arzusunu artırmış ve İngiliz sömürgeci yetkenin bir daha geri gelmemek üzere ortadan kalmasına yol açmıştı.

Ulusçuluk Etkisi

Mısır : 1918 yılında bağımsızlığını istedi. 1922 ve 1936 anlaşmalarıyla, amacı yönünde yeni ulusal haklar elde etti. Mısır, Kanal bölgesindeki askeri işgali ve dış siyasetinde İngiliz denetimini kabul etmek koşuluyla yarı-bağımsız bir ülke oldu.

Sudan : 1924 Yılında Sudanlılar bağımsızlık istemiyle ayaklandı. Sudan genel valisi ve Mısır İngiliz orduları başkomutanı Sir Lee Stack, 1924 Kasım’ında öldürüldü.

Hindistan : Hindistan’daki bağımsızlık savaşımı, 1923’den sonra gerçek bir halk devinimine dönüşmeye başladı. İngiltere 1935 yılında, genişletilmiş oy hakkını da içeren ‘reform’ paketiyle, Hindistan’ın tam özerklik statüsünü kabul etmek zorunda kaldı. 1920'lerden itibaren, özgürlük mücadelesinin son dönemlerinde, Kongre Mohandas Karamçand Gandi'nin sivil direniş politikasını benimsedi ve 1947 yılında bağımsızlık ilan edildi. Gandinin sözünü hatırlamakta fayda görüyorum bu konuyla ilgili olarak. ( Resim-2 )

İrlanda: İrlanda uzun süren savaşımdan sonra 1921’de bağımsızlığını kabul ettirdi. Ancak, İrlanda 1922-1923 yıllarında yaşanan kanlı bir iç savaştan sonra bölündü. İngiltere, kendisine bugüne dek sorun oluşturan Kuzey İrlanda’yı güç kullanarak kendisine bağladı.

Burma: 1930-1934: İngiliz sömürgeciliğine karşı Saya San liderliğindeki İngiliz Burma Saya San İsyanı.

Örnekleri detaylandırmak ve çoğaltmak mümkün ancak konuyu dağıtmak istemediğim için örnekleri sınırlandırıyorum. 

Dünya Liderliğinin Teslimi

1917 yılında ABD den alınan borç ve iç karışıklıklar savaş sonrası İngiltere’nin içe kapanmasına sebep olurken dünyanın her yerinde belirleyici güç olmaktan çıkıp ABD ile beraber hareket eden ikinci sınıf  bir emperyalist ülke konumuna geldi. Kimi zaman ortaya çıkan ufak tefek sorunlar hariç bu beraberlik günümüze kadar sürmüştür. 

Ajanın güneş batmayan dünyanın karar verici gücü olan imparatorluğu güneşin battığı ikinci sınıf bir ülkeye dönüştürmesi çok ilginç değil mi ? Bitirmiyoruz devam edeceğiz bütün kapıları tek tek kapatacağız.

Kurtuluş Savaşında İngilizler İle Savaşmadığımız Yalanı

Kurtuluş Savaşı’nı ve Atatürk’ün başarısını önemsizleştirmek isteyen tipler “ yüzyıllarca tek bir valiyle yönettiğimiz Yunan’ı yenmekle övünmek saçmalıktır” benzeri şeyler söylüyor. Tabii ki Türk için Yunan’ı yenmek büyütülecek bir şey değil fakat Yunan burada maşadır. Yunan’ı donatan, destekleyen ve üzerimize salan İngiltere’dir ve biz aslında İngiltere’ye karşı savaştık. Bunu da dönemin İngiliz yetkililerin yazışmalarına baktığımızda açıkça görüyoruz.

15 Haziran 1920, Amiral De Robeck 'ten Lord Curzon'a:  “ biz Türklerle savaşa başladık, bu savaşa devam edecek miyiz? Yunanlıları derhal harekete geçirmek lazımdır.” ( Ömer Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz ilişkileri, s. 148)
26 Haziran 1920, Yüksek Komiser Amiral De Robeck' ten Lord Curzon'a: “ biz şimdi Türk Milliyetçileri ile savaş halindeyiz. Türklere yenilirsek, bütün tesirimizi kaybedeceğiz.” ( Ö.Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz ilişkileri, s.148; B.N.Şimşir, İngiliz belgelerinde, 2.c., s.lvııı/165)

Kurtuluş Savaşı’nın büyük bir bölümünde İngiliz destekli Yunan’a karşı savaşılmış olsa da Türk ve İngiliz birliklerinin karşı karşıya gelip çatıştığı yerler de olmuştur. şimdi bu örnekleri göstereceğim.

“İngiliz asker Türklerce öldürüldü” ( İngiliz The Times Gazetesi - 15 ocak 1923) ( Resim -3 )

Resim2                                                                                                                                                                                                                          Resim3

23 haziran 1920 günlü rapor: “ Milliyetçi kuvvetlerin İzmit'te İngiliz askerlerine saldırdığı...” (B.N.Şimşir, İngiliz belgelerinde, s.lv/158)

17 haziran 1920, Amiral De Robeck'ten Lord Curzon'a: “milliyetçilerin asya yakasından İstanbul'u tehdit ettikleri... müttefik kuvvetlerin bu tehlikeyi püskürtmeye yeterli olmadığı... tezelden takviye gönderilmesi...'' (B.N.Şimşir, İngiliz belgelerinde, 2.c., s.l/137) yazımız devam edecektir. Belgeli yazmaya devam edeceğiz…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.