23 NİSAN VE BAYRAMLAR

23 NİSAN VE BAYRAMLAR

Her çocuğun 23 Nisan hatırası vardır elbet benim hatıram kutlamaları izlerken değil görev yaparken yaşadıklarımla alakalı Pamuk Prenses ve 7 cüceleri canlandıran ekibin uykucu isimli cücesiydim. Pamuk Prensesin beline bağlı kuşaklardan tutarak geçit merasimini bitirip oyunlara geçmiştik. Hazırlık aşamasın da yaşadıklarım ve geçit esnasın da yaşadıklarım bir ömür unutabileceğim heyecanlar değildi. Her cüce gibi bende gösterinin sonunda Pamuk Prensese aşık olmuştum onu etkilemek adına yoğurt yeme yarışmasında kendimden geçip birinci olmuştum ama yoğurt yeme şeklim onu çok etkilemiş olmalı ki bir araya gelemedik. Bir panayır havasında geçiyordu  bayramlar ve  bayramlarda verilen görevler bize ayrı bir ciddiyet ve gurur hissi aşılıyordu. Uykucu şirinin göbeğine koyulan yastık, uyurgezer gibi davranması, cüce kukületası ve herşeyi ayrı bir heyecan içeren görevi yapmak bilinci.  Çocukları milli bilince hazırlamanın en eşşiz ve güzel yorumu bence bu bayramlar.

Ben şanslı bir çocuktum babam öğretmen olunca görevli olduğu bayramlara beni de götürüyordu. Bayramlarda çocuklara karşı daha hassas olmak gerektiğini kendi hislerimden yola çıkarak buldum ve bu hisleri kendimi dinlemeye başladığım son zamanlar da daha da güçlü hissediyorum. Olaya siyasi bakanlar hariç herkesin küçük çocuklarını elinden tutup bayramlara götürmesi hayati önem arz etmektedir.  Her çocuk babası ve annesi ile yaşadığı bu anları kafasında ölümsüzleştiriyor ve unutamadığı eşsiz anlar hanesine bu anılarda yazılıyor. Günümüz salgınından dolayı bu bayramı evde kutlayacağız ve bu bayramı özel kılan ise 100. Yıl kutlamaları olması. Her anne ve baba için eşsiz bir fırsat aslında bu bayram balkonların süslenmesi ve saat 21:00 de balkonlardan İstiklal Marşı okunması ailecek yapılabilecek güzel bir etkinlik aslında .


Biz Bektaş ailesi olarak bu bayrama ailecek TRT nin yaptığı çocuk filmleri etkinliğine küçük bayram kutlaması filmini çekerek başladık ve iddalı bir çalışma hazırladık. Küçük kızlarıma görev bilincini aşılamak, emek harcamak ve milli bilinci vermek adına onlarında çalışmanın hazırlığı içerisinde olmasını sağladık. Odanın süslenmesinde, sözlerin yada marşın seçiminde, kısa videonun dizaynında ortak istişare yaptık ve onların fikirlerini önemseyerek hayata geçirdik.  Filmi bitirip TRT ye gönderdik sonrasında balkonumuzu süsledik ve akşamında İstiklal Marşını söylemek için hazır durumdayız.

Sizinde dikkatinizi çektimi bilmiyorum son dönemler de bayramlara karşı hassasiyet inanılmaz oranda artmış durumda insanlar sosyal medyada evlerinde yapmış oldukları çalışmaları paylaşıyor ve çocukların muhteşem gayretleri bizleri yeniden umutlandırıyor geleceğe yönelik. Bu çoşkulu paylaşımlar bir kez daha gösterdi ki Atatürk ve hediyesi yaptığı bütün devrimler bu ülkenin vazgeçemediği tek kalıcı unsurlardır. Her çeşit siyasi görüşte her çeşit etnik gurupta paylaşılan Atatürk resimleri sözleri bu gerçeğin en büyük ispatıdır. Sosyal katmanların uyumu için en geçerli argüman olmuştur Atatürk bu coğrafya da her kesimden insanın sahiplendiği bir değerler bütünüdür Cumhuriyet ve Atatürk ve bu konuda yaşadığımız bir sürü olay bu sevginin en temel savunması olmuştur. Atatürk ü ortaya çıkaran sebeplerden birisini kendi sözleriyle dinleyelim ;

"Orduya ilk katıldığım günlerde, bir Arap binbaşının 'Kavm-i Necip evladına sen nasıl kötü muamele yaparsın' diye tokatladığı bir Anadolu çocuğunun iki damla göz yaşında Türklük şuuruna erdim. Onda gördüm ve kuvvetle duydum. Ondan sonra Türklük benim derin kaynağım, en derin övünç kaynağım oldu. Benim hayatta yegane onurum, servetim, Türklükten başka bir şey değildir."

Türk askerinin Arap Binbaşı tarafından tokatlandığı, ağlatıldığı yıllar Mustafa Kemal Atatürk'ü çıkardı... Türklüğün horlandığı ayaklar altına alındığı, Arap seviciliğin öne çıktığı, aklın , bilimin ve uygarlığın terk edildiği bu yıllar da yeni Mustafa Kemaller ortaya çıkaracaktır. Her durum için bir öngörüsü olan Atatürk kendisini ortaya çıkaracak şartlar oluştuğunda yapılması gerekenlerle ilgili bakın ne söylüyor;

BURSA NUTKU

“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”

Biz bu görevin yılmaz bekçisi olduğumuzu söylerken sözümü kendi son sözümle bitirmek istiyorum.

“ Muhtaç olduğum kudret damarlarımdaki asil kanda mevcuttur.

O vakit ölmekten korkmayacağım da gün gibi ortadadır... “

Saygılarımla...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.