Neler değişecek?

Neler değişecek?

“Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrasında dünyada çok şey değişecek” fikrine katılmasam da her ülkede bu hususta bir iç tartışmanın yaşanacağı bir döneme gireceğimizi söyleyebiliriz. Yaşanan bu kriz, bölgesel yapılanmalardan her ülkenin kendi iç siyasetine kadar yeni tartışmalara, politika önerilerine ve hatta belki de kimi ülkelerde yeni siyasetçilerin sahneye çıkmasına yol açacak. Fakat Türkiye gibi Kovid-19 krizini başarıyla yöneten ülkelerin de bazı konuları masaya yatırması gerekiyor. Örneğin, Türkiye Kovid-19 sonrası bir dünyada dış politikasında neler yapabilir? Küresel söylem ve tartışmalara nasıl ve hangi araçlarla katkı sağlayabilir?

Öncelikle Kovid-19 salgınının temel olarak iki şeyi bizlere gösterdiğini vurgulamak gerekiyor. İlk olarak, küresel sistemin tahmin ettiğimizden daha kırılgan ve krizleri yönetme konusunda başarısız olduğu ortaya çıktı. Bu durumun temel nedeni, varlığını hâlâ sürdüren eski kurumsal ve örgütsel yapıların yeni sorunlara adapte olma konusundaki başarısızlıklarıdır. İşin daha da vahimi, Soğuk Savaş döneminden farklı olarak, işbirliği konusunda artık hiç kimse ne diğer devletlere ne de uluslararası kuruluşlara güveniyor. Öyle bir belirsizlik ortamı söz konusu ki herkes oluşan her bir krizde dünyayı, dostlarını ve neler yapabileceklerini yeniden keşfetmek zorunda. Ortaya çıkan ikinci gerçek ise devletlerin Kovid-19’la veya herhangi başka bir krizle başa çıkabilmelerini belirleyen ana unsurunun rejim tipleri değil, kapasiteleri olduğudur.

Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya, küresel anlamda devlet kapasitesinin yanında, herkesi etkileyen en temel ikinci konuyu göçmenler meselesi oluşturuyor. Kovid-19 sebebiyle net olarak bir kez daha ortaya çıkan ve çoğu devletin görmezden geldiği mülteciler konusu, Türkiye’nin BM ajandasında önceleyebileceği ana konulardan bir diğeri olabilir. Yaşanan salgın sonrası birçok devlet, göçmenler konusunda yeni bir yaklaşım geliştirilmesi için, gelecek önerilere ve başarılı tecrübelere açık olacaktır. Kendi kurumlarının yanı sıra Türkiye, BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) üzerinden, bu konularda çalışan kendi sivil toplum kuruluşlarını öncü kılıp yeni bir yaklaşım ve söylemin oluşmasına BM üzerinden katkı sağlayabilir. Kovid-19 salgını ve BM Genel Kurul Başkanlığı bu konuda Türkiye’ye ciddi fırsatlar sunuyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin yurtdışında faaliyet gösteren kurumlarının, küresel anlamda devlet kapasitesini artırmaya katkı sağlama öncelikli yeni bir vizyonla yapılandırılmasının, Türkiye’nin BM Genel Kurulu Başkanlığı üzerinden oluşturacağı söylemle paralel gitmesi, Türkiye’yi Kovid-19 sonrası dönemde küresel anlamda son derece iyi bir şekilde konumlandıracaktır. Küresel krizler bütün ülkeler için risk olduğu kadar bir fırsattır da. Türkiye eğer şu anda oluşan konjonktürde doğru adımları atarsa, “Dünya beşten büyüktür” söylemini gerçek anlamda pratiğe geçirme konusunda ciddi bir ilerleme sağlamış olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.