Kemal Altınışık

Kemal Altınışık

Güvensizlik Enflasyonu

Bundan önceki yazımda ekonomide enflasyon oluşumunun 4 temel nedeninin olduğunu yazmıştım. Bazı ekonomistler enflasyonun talep enflasyonu ve maliyet enflasyonu olmak üzere iki temel kaynağının olduğunu söylemektedirler. Talep kökenli enflasyonun artışına neden olan hususlardan biri, her şey sabitken piyasayı hareketlendirmek için Merkez Bankası tarafında piyasaya para sürülmüş ve bu para tüketicinin eline geçmişse, artan talep sonucu enflasyonu oluşur.  Bunu önlemenin yolu, ya faizleri enflasyonun üzerine yükseltmek, veya piyasadaki para arzını azaltmaktır.

Talep enflasyonuna neden olan diğer bir husus ise nüfus artışıdır. Türkiye’de nüfus artış hızı, hızla düşmekte ve genç nüfusla övündüğümüz Türk toplumunda, yaşlı nüfus oranı artmaktadır. Ancak son yıllarda Türkiye Suriye, Afganistan, Orta Asya ve çeşitli Afrika ülkelerinden çok sayıda mülteci kabul etti. Sadece Suriye’li, bilinen resmi rakam 3.5 milyon, ancak resmi olmayan fakat gerçek olan rakam 7 milyonun üzerindedir. Güneydoğu illerinin bazı ilçelerinde demografik yapı şimdiden bozulmuştur. Ortaya çıkan bu nüfus artışının bir talep artışı yarattığı ve Türk ekonomisinde enflasyonist bir baskının oluşturduğu rahatlıkla söylenebilir.

Çalışanların ücret ve kira artışları, üretim faktörlerine ödenen bedellerdeki artışlar, ayrıca girdi fiyatlarında ve döviz kurundaki muhtemel artışlar görülebilir. Buna bağlı olarak üretimde kullanılan ithal girdilerin petrol ve doğal gaz dâhil olmak üzere, üretim fiyatlarının artmasına neden olur. Sonuçta maliyet enflasyonu oluşur.   

Ekonomi üzerinde baskı yaratacak en önemli hususlardan bir diğeri, “Güvensizlik Enflasyonu” ’dur. Ekonomik anlamda güven veya güvensizlik,  iktisadi karar birimlerinin karşılıklı ilişkilerinde zarar görmemelerini teminat altına alan, hukuki normları içerir. Hukukun üstünlüğü başta olmak üzere sosyal, siyasal ve ekonomik sorunların çözümü için, gerçek anlamda yapısal reformların yapılması gerekir. Ekonomiye güven veya güvensizlik, küresel istikrarsızlıktan etkileşim, uygulanan iç politikanın tutarsızlığı, ulusal ve uluslararası hukuk güvenirliği ve siyasete güvenin sarsılması, tüketici ve üreticilerin gelecekte fiyatların yükselmeye devam edeceği yönünde beklentilerini yükseltir.  Bu durum toplumda “Beklenti Enflasyonu ”nu artıracaktır.

Türkiye Talep, Maliyet ve Beklenti Enflasonu ile içi içe yaşamaktadır. Bu durum     “Karma Enflasyon” olarak adlandırılabilir. Bu kadar girift bir yapı içinde T.C. Merkez Bankası, faiz indirimlerine devam etti; politika faizini % 15’lere çekti ve döviz kuru olmadığı kadar yükseldi. Türkiye’de talep ve maliyet enflasyonun çözümü, reel faizi enflasyonun üzerine çıkarmaktan geçtiğini anlamak gerekir. Ancak bu takdirde, vatandaşın tasarrufu enflasyona karşı korunursa döviz talebi düşer, yabancı yurt içine döviz getirir ve TL’nin değer kazanmasını sağlar.  

Bu konu oldukça karmaşık ve bir o kadarda su götürür. Takip ettiğim birçok ekonomist, aynı masa etrafında bir türlü buluşamıyorlar. Ben uygulama ve onun sonuçlarına bakıyorum. Türkiye, yapılması gereken ekonomik hamlelerin tam tersini yaparak ekonomiyi daha kötüye götürdü ve toparlanması 2023 bulabilir. Faizlerin düşmesi, sadece bankaların kazançlarına kazanç katacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.