Popülizmden, yağcılığa

Herkesin ismini sıkça duyduğu belki cümle içinde kullandığı “popülizm” diye bir kelime vardır. Genelde anlamı olarak yüzeysel değerlendirilen bir kelimedir. Halbuki çok derin düşünülmesi ve incelenmesi gereken bir kelimedir. Çünkü insanı, insanlığından çıkaran, karakterini yok eden, kişiliğini değersizleştiren bir tutumdur.

Popülizmi iki açıdan değerlendirmek gerekir. Birincisi kişisel olarak değerlendirdiğimizde buna dalkavukluk ya da amiyane tabiriyle “yalakalık, yağcılık” diyebiliriz. Diğeri de toplumsal açıdan baktığımızda buna da “halk dalkavukluğu” diyebiliriz. 

Popülizm, devlet organlarının bir kesim seçkin tabakanın etkisinden çıkarılıp, halkın yararına ve toplum olarak gelişmesi için kullanılması gerektiğini söyleyen siyasî bir felsefe veya söylem biçimidir. Bu yönüyle sanki zararsız bir söylem gibi gözükse de; halkın, ekonomik ve sosyal çıkarlarını ön plana çıkararak, önyargılarını ve duygusal kırılmalarını kullanarak başarıya ulaşmayı hedefler. Yani tipik bir duygusal sömürüdür.

Bu arada popülizmin bir siyasi ideolojik tarafı da yoktur. Bilhassa son zamanlarda sağ siyasette de, kitlesel sol siyasette de popülizmle karşılaşabilirsiniz. Popülist hareketlerin liderleri çoğunlukla büyük şirketlerin gücüne karşı koyacaklarını, “yozlaşmış” seçkinleri temizleyeceklerini ve “önceliği halka” vereceklerini söylerler. Popülistlerin çoğu ya ülkenin belli bir yöresine ya da toplumun köylü, çiftçi, emekçi işçi, orta sınıf gibi belli bir sınıfına hitap eder. Kullandıkları söylem sıklıkla ikilik yaratma üzerinedir ve halkın çoğunluğunu temsil ettiklerini söylerler.

Mesela Amerikan liberalizmi büyük şirketlere karşı gelen bir politika izlemektedir ve bu şirketlerin kârı insanın önüne koyduğunu ve şirketin gereksinimine göre hükûmetin işleyişine müdahale edildiğini savunmaktadır. 2004 yılı başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti adayı John Edwards’ın kullandığı “iki Amerika” deyimi oy verenlere yönelik popülist girişime bir örnektir. Bu diğer ülkelere de örnek teşkil etmiş ve diğer ülkelerdeki Amerikancı adaylar da kendi ülkelerinde bu popülist söylemi kullanmışlardır.

Halk oylamaları gibi, reformlarla siyasi katılımcılığın arttırılmasını savunmak gibi politik söylemler “popülist demokrasiye” en güzel örneklerdir. Demokrasilerde halk, kendisini temsil eden meclis mensuplarını seçer ve onların aldığı kararlar aslında halkın aldığı kararlardır.

Politikacıların birleşik bir cephe kurarak, çoğunluğu yakalamak için ideolojik olmayan “halka yönelik” söylemlerle yaptığı popülizm de demokrasinin “sömürüldüğü” popülizm olarak adlandırılabilir. Yani mesela bir muhafazakar parti ile bir liberal partinin veya sol partinin birlik olması popülizm dışında açıklanabilir mi?

Mesela ABD’de George Corley Wallace valilik seçimlerinde yenilgiye uğradığı seçimlerden dört yıl sonra ırk ayrımcılığına ağırlık veren bir programla seçimleri kazandı. Vaatlerinden birisi siyah öğrencilerin Alabama Üniversitesi’ne giremeyecekleri idi. Beyazların siyahlara karşı artan tepkisinin kullanımıydı bu durum. Ve de gerici popülizmin en güzel örneklerinden birisi. Ya da ülkemizdeki Suriyelilere karşı artan tepkiyi kullanmak da bir gerici popülizm değil midir?

Popülizme kişisel olarak baktığımızda ülkemizde örneklerini bulmak çok mümkündür. Çünkü ülkemizde güçten yana, güçlüden yana olma popülizmi, birçok vatandaşımızda ağır basmaktadır. Kişisel popülizmde, halk dalkavukluğu yerini, patron yağcılığına; amir, müdür yağcılığına; kısacası güç ve güçlü yağcılığına bırakıyor. Bunun örnekleri de çok, umarım bir gün yazabiliriz…

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.