Bayram CHP ve MHP’yle geçti
Bayram bitti ve “Devlet çalışanları” dışındakiler için işbaşı bugün başladı. Aslında bayramın 1.günü geçtikten sonra 2. gününden itibaren işletmelerin çoğu açılmıştı. Esnaf bakkalını nasıl kapatsın? Esnaf kazanç teknesini nasıl kapatsın? Zaten ekonomik olarak dar boğazda olan işletmeci her fırsatta işletmesini kapatırsa iyiden iyiye aç kalacak zaten.
Bizlerin ne yaptığını soracak olursanız onu da söyleyeyim; gazetecilere bayram falan yoktu. Muhabir arkadaşlar çalışmalarına hiç ara vermeden devam ettiler. Gazetenin internet sitesine, sosyal medya hesaplarına hem görüntülü hem de yazılı haber geçtiler.
Bayramın birinci günü CHP İstanbul Maltepe’de geniş katılımlı bir miting düzenledi. CHP’nin son zamanlarda yaptığı belki de en büyük mitingdi. Mitingde Genel Başkan Özgür Özel çok da güzel ve yerinde bir konuşma yaptı. Öncelikle hem İmamoğlu’na hem de diğer belediye başkanlarına kefil olduğunu açık ve net bir biçimde belirtti. Bundan sonra CHP kurum olarak tutuklanan tüm belediye başkanlarının arkasında olduğunu ifade etmiş oldu. Bundan sonraki gelişmelerin vebali aynı zamanda Özgür Özel’in üzerindedir.
Burada tartışılan konulardan birisi mitingdeki kişi sayısı idi. Bunun nicelik olarak yani rakam olarak hiçbir önemi yok. Bu mitingler sinerji yaratmaya dönük gösterilerdir. Bunun sinerji dışında bir etkisi olacağı hesabına girerseniz siyaseten içinden çıkamazsınız. Şöyle ki; CHP için söyleyecek olursak, 1 buçuk milyon civarında üyesi olan ve son seçimlerde 20 milyon civarında oy almış bir partinin 2-3 milyon insanı bir yerde toplaması çok zor olur mu? Bir de düşünsenize, İmamoğlu’na destek vermek üzere toplanan bir miting, İstanbul belediye başkanlığını 3 kere kazanan ve 4 buçuk milyon kişiden oy almış bir belediye başkanı için düzenlenen mitingde 2 milyon rakamı afaki olabilir mi?
Bu miting ve İmamoğlu’nun yolsuzluktan dolayı tutuklanmış olmasına karşı gösterilen tepkiler göstermiştir ki, vatandaş Ak Parti’yi çok net uyarmaktadır. Ak Parti’nin ilk olarak yapacağı iş hukuku adaletli bir biçimde çalıştırıp, derhal kim olduğuna, hangi partili olduğuna bakmadan yolsuzluklara karşı savaş açmak olmalıdır. Eğer bunu yapamıyorsa vatandaş “bu yolsuzlukların içine gömüldüğü için” yapamadığını düşünecektir. Bu da Ak Parti’nin bir sonraki seçime rahatça giremeyeceği veya kazanamayacağı anlamını taşımaktadır.
Vatandaş İmamoğlu’nun yolsuzluk dosyası hakkında hiçbir söylemde bulunmamaktadır. Bu da başka bir ilginç konudur. Yani şayet İmamoğlu ve diğer belediye başkanları bir yolsuzluk yapmışlarsa bile vatandaş bu yolsuzluğun peşinde olmadığını, geçmişten bugüne, yolsuzluk yaptığı alenen kendi partilileri tarafından ilan edilen Ak Partili belediye başkanlarının peşinde olduğunu göstermiştir.
Ak Parti’nin kurucularından, en ağır toplarından birisi olan Bülent Arınç’ın “Ankara’yı parsel parsel sattı” diye basında itham ettiği Ankara eski Belediye Başkanı Melih Gökçek’le ilgili, hukuki bir adım atılmaması vatandaşın yolsuzluklara karşı bakışının ciddiyetini de bozmaktadır.
Konya’da bile tepkiler bu kadar ayyuka çıkmışsa herkes kendi şapkasını önüne koyup bir düşünmelidir. Eğer Ak Parti’de “nasıl olsa seçime daha 2-3 sene var, biz bu seneler içerisinde vatandaşa bu tepkileri unuttururuz, ondan sonra da seçime gireriz” düşüncesi varsa ona bir şey diyemem. Ama Ak Parti’nin geride kalan 23 senede olduğundan daha ince düşünmesi gerektiği aşikar gözükmektedir.
Bayram’da önemli konulardan birisi Devlet Bahçeli’nin rahatsızlığı ve dinlenmesi idi. Bahçeli’nin iyi olduğu haberlerini bizler de sizler gibi hep alıyoruz. Ama sonuçta bayram bitti ve Devlet Bahçeli mesaisine başlayacağını duyurmuştu. Büyük ihtimalle ilk açıklaması belki de MHP-DEM bayramlaşması olacaktır.
Vatandaş MHP-DEM bayramlaşmasını garipsedi. Ama ne ilginçtir ki bunu garipseyen vatandaşlar mesela CHP-Gelecek Partisi birlikteliğini hiç garipsemediler.
Şimdi olaya şöyle bakalım: MHP milliyetçi bir parti. DEM’de aynı şekilde milliyetçi bir parti. Bu örgütsel tavırlarıyla ortak bir yönleri var. Hatta MHP için “makro milliyetçi” DEM için “mikro milliyetçi” diye sıfatlandırabiliriz. Milliyetçi partilerde bir birliktelik olmaz ama bir pakt olması teorik olarak hiç garip değildir. Ama garip olan bir şey vardır; Mesela İyi Parti, CHP, DEVA, GP ve SP’nin nerdeyse birlikte ortak yönleri yoktur ama beraber seçime girmişlerdir.
Ülke bir sistem değiştiriyor. Ve bu sistemi değiştirirken eski alışkanlıklarımızın hepsini unutmak gerekiyor. Yeni sisteme ayak uydurmak için de çok daha fazla siyaset bilimiyle içli-dışlı olmak gerekiyor. Yani eskiden olduğu gibi köy kahvelerinde ülke kurtarmak için değil, şehirlerde vatandaş örgütlenmeleriyle ülkeyi geliştirmek için konuşmak gerekecek. Şimdiden herkesin buna ayak uydurmaya çalışması gereklidir diye düşünüyorum.
Dostlukla kalın.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.