Ülke ve millet için

Son dönemlerde inanın köşe yazısı yazmak içimden gelmiyor. Hataları yazıyorsunuz, “vay efendim sen muhalifsin” diyorlar. Hükümetin iyi yaptığı bir şeyi yazıyorsunuz “vay efendim sen yandaşsın” deniliyor.

Halbuki ben gazeteciyim. Siyasi görüşüme göre yazı yazma olanağım yok. Benim için kriterler bellidir. Atatürkçü, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin yandaşıyım. Ve benim için tüm kriterler bundan ibaret.

Atatürk düşmanı fesli deliler ya da Mustafa Armağan gibi kendisine tarihçi diyen şahısların yanında olabilme ihtimalim sıfırdır.

Hükümeti, hızlı trenler konusunda, Türkiye’nin dört bir yanına yapılan otoyollar, köprüler, geçitler, viyadükler vb. konularda sonuna kadar desteklerken; tabii ki Etibank Alüminyum tesislerinin özelleştirilmesi, Ereğli Sümerbank’ın özelleştirilmesi konusunda ve şimdi de 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi konusunda desteklememin imkanı yoktur.

Devlet Bahçeli’nin AK Parti yanındaki rolünün gelecekte Türkiye Cumhuriyeti adına çok büyük bir önem taşıdığının bilinci doğrultusunda MHP’yi desteklerken, aynı zamanda teşkilatlarına sahip çıkamamasını desteklemenin imkanı yoktur.

CHP Genel Başkanının “adalet yürüyüşünü” desteklerken, PKK ile kol kola girip yürümesini desteklemenin imkanı yoktur.

İYİ Parti, güzel bir ivme yakalamış ve tabanda bir destek bulmuşken, halkın beklediği muhalefeti gündeme getirmesini sonuna kadar desteklerken; konuyu sadece bir “MHP Genel Merkezi düşmanlığı”na dönüştürmeyi ve politikalarını ortaya koymayı seçmemesini desteklememek hakkım vardır.

Saadet Partisi politikalarını 54. Hükümet’ten bugüne desteklerken, 2 Temmuz vakasıyla birlikte anılan ve o dönemin belediye başkanı olan Temel Karamollaoğlu’na mesafeli olma hakkım sanırım vardır.

Yani anlayacağınız, bir partinin iyi taraflarını da, yanlış taraflarını da değerlendirme hakkımız bulunmaktadır. İyi taraflarını söylediğimizde, o partili olmayacağımız gibi, kötü taraflarını değerlendirdiğimizde de o partinin düşmanı olduk demek değildir.

Ve bence tüm vatandaşlar da bunu böyle düşünmelidir. Her partinin doğru yaptığı ve yanlış yaptığı işler vardır, olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Yanlışa yanlış demek, doğruya da doğru demek ancak büyük bir “erdem” olabilir.

Herkesin doğrusu vardır. Doğru göreceli bir kavramdır. Ama yanlışın ispatı kolaydır. İşte Seydişehir Etibank Alüminyum Tesisleri’nin özelleştirilmesi kimine göre doğru idi. Ama gelinen aşamada, bu tesislerin özelleştirilmesiyle ortaya birçok mağdur insan çıkmış, özelleştirme bedelinin aslında çok daha fazla fiyat olması gerektiği ortaya çıkmış ve hatta neredeyse Cengiz İnşaat’a “peşkeş çekmek” gibi bile değerlendirilir hale gelmiştir. Yani burada bir yanlışlık olduğu rakamlarla, bilimsel olarak ortadadır.

İşte gelin bu tür konularda, yani geri dönüşü zor olan konularda vatandaş olarak üzerimize düşeni yapalım ve takım tutar gibi parti tutmayı bırakıp, ülkemizin, milletimizin yararına göre değerlendirme ve destekleme yapalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.