Muhalefet kolay olduğu kadar zordur

Şimdi şöyle bir metafor yapalım. Particilik konusunda deneyimim ve bilgim olduğunu beni tanıyanlar bilirler. Konya’da bir parti kurarak benimle beraber yola çıkacak, beni seven, en az 50-100 arkadaşımı bulabilirim. Ayrıca Türkiye genelinde de birçok ilde “benim partime” destek olabilecek, yönetim oluşturabilecek arkadaşlar sanırım bulurum. Ve de partinin genel başkanı olurum.

Türkiye’de Ak Parti ve CHP’nin oluşturduğu iki ayaklı siyasette; bunlardan birisine yanaşarak, ben de partimle(!) destek verme sözümü iletirim. Bunun karşılığında partimin(!) genel başkanı olarak bir milletvekilliği sıralaması kaparım ve TBMM’ye girerim. Buna itiraz edecek varsa, TBMM’de şu anda 14 partinin temsil edildiğini unutmasın. Yani TBMM’ye baktığınızda Ak Parti, CHP, HDP, MHP ve İyi Parti’nin grupları gözüküyor ama onların dışında 9 parti daha TBMM’de temsil ediliyor. Yani bu düşünceye sanırım kimse itiraz edemez.

İşte muhalefet bu kadar kolay hale getirilmiştir ülkemizde. İktidar partisinin dediğine itiraz ettiğinde muhalefet yapmış olursun. Ama bu muhalefet tarzı gerçek ideal teori anlamında muhalefet tarzını karşılar mı derseniz, maalesef buna olumlu bir cevap alamazsınız.

Ama şöyle bir örnek verebilirim: Türkiye’de ekonomi kötü durumdadır. İşsizlik her geçen gün artmaktadır. Eğitim, istenilen düzeyin çok altındadır. Vs, vs, vs… Yani bu gelişmeler, iktidar için sıkıntılı ve oy kaybetme dönemleridir. İktidar oy kaybetmekte midir? Evet, kaybetmektedir.

Peki, bu ortama rağmen, muhalefette oyunu çok belirgin olarak arttıran bir parti var mıdır? Net olarak bunu söylemek çok zordur. Mesela 1980’li yılların sonunda muhalefetteki SHP’de öyle bir hareketlenme vardı ki bunu yurdun dört bir yanında görmek için araştırmacı veya anketçi olmaya gerek yoktu. Ve 1989 seçimlerinde SHP birinci parti çıktı. Refah Partisi’nin 1990’lı yılların ortalarında müthiş bir atak içerisinde olduğu ve tüm ülkede büyüdüğü gözle görülür bir gerçekti ve 1995 seçimlerinde RP birinci parti çıktı. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Şimdilerde siyasete baktığımız zaman Ak Parti’nin oy kaybettiğini bariz görüyoruz ama muhalefet partilerinden herhangi birinin tek başına oyunu çok arttırdığını maalesef ki göremiyoruz.

Acaba neden göremiyoruz sorusunun cevabı şu: Muhalefet yapmakla iş bitmiyor. İktidarın yaptığı icraatlara muhalefet yapmak tamam ama yerine fikir ikame etmek maalesef muhalefetteki en büyük eksik gibi gözüküyor.

Mesela, Konya’da yıllardır süren bir metro muhabbeti vardır. Şahsen “benim partim” olsa bu metroya muhalefet ederim. Bu metronun Konya için gereksiz bir yatırım olduğunu söylerim. Bu durum, Türkiye’deki muhalefet şeklidir. Olması gereken muhalefet ise bunun yerine ne ikame edeceğini ortaya koyar. Hemen söyleyeyim: “Konya her ne kadar büyük bir alana kurulmuş olsa da asıl yerleşim merkezi o alanın ortasına kümelenmiştir. Dolayısıyla metro değil, tramvay sistemi Konya’da çok daha doğru bir toplu ulaşım sistemi olacaktır. Zafer’den Kampüse giderken, bu durakların mesafelerini uzatma şansı yoktur. Çünkü yerleşim çok iç iç içedir. Durak araları uzarsa vatandaş hizmet almakta zorlanacaktır. Dolayısıyla tramvay ağlarını çok daha fazlalaştırarak hizmet sahasını genişletmek hem daha ucuza hem de daha fazla toplu ulaşım hizmeti sağlanmasına yol açacaktır. 

İşte iki tane alternatif… Bu iki alternatiften birini vatandaşın seçmesine şans tanımak demokrasilerin asıl istediği yönetim şekli olmalıdır.

Doğru muhalefet, vatandaşa “iki hizmetten hangisini istiyorsun” diye sordurur. Yanlış muhalefet ise “hizmet istiyor musun, istemiyor musun” diye sordurur. Bunun hangisinin doğru olduğunu siz değerlendirin.

Muhalefet konusunu sadece siyasette de düşünmemek lazımdır. Yani hayatımızın her bölümünde bir şekilde, siyaset dışı da olsa “iktidar ve muhalefet” tartışmalarıyla karşı karşıya kalabiliyoruz.  Mesela ilkokulu zar zor bitirmiş bir kişiden, ömrünü bilime adamış bir bilim adamının eleştirilerini dinleyebiliyoruz. Bu da bir başka yazımıza kalsın.

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.