DSP,MHP ve işbirliği değerlendirmesi

19 Şubat 2019 saat:17.00, partilerin aday listelerini seçim kurullarına vermeleri için son gün. 22 Şubat 2019’da da aday listeleri “askıya çıkacak. Dolayısıyla seçim listeleri hazırlanmaya devam ediyor.

PKK-HDP İŞBİRLİĞİ ZARAR GETİRİR

Her gün yeni bir siyasi hamle ile her gün adayların yerlerinin veya partilerinin değişmesi ile karşı karşıya kalıyoruz. Bazı şehirlerde HDP oylarının belirleyici gibi gözüküyor olması partileri de sanırım yanıltıyor ve HDP’ye yanaşmasına yol açıyor. Veya CHP’nin yaptığı gibi “hoş görünmek” adına ÖDP’lilerle veya diğer marjinal sol gruplarla işbirliğine giriyor olması ve ona göre aday belirlemesi kısa vadede karlı gibi gözükse de uzun vadede zarar verici davranışlardır. Kısacası PKK ve yandaşlarıyla işbirliği yapmak kesinlikle ve kesinlikle partiye zarar verir.

Bunun en güzel örneğini AK Parti “çözüm süreci” döneminde yaşadı. O zaman da söyledik hep “terörle, müzakere, işbirliği olmaz” diye. O dönem dinlenilmedi. Aslında AK Parti’nin oy kaybı da o dönemden itibaren başladı. Şimdi de aynı durum söz konusu. Eğer PKK-HDP işbirliğinden medet umanlar varsa bundan dönmelidir. Eğer toplumun isteklerine cevap veren politikalar üreterek halkın karşısına geçerseniz, o işbirliği zaten kendiliğinden tabanda oluşur. Ama politika üretemezseniz, terör örgütünden bile destek ister duruma gelirsiniz. Şimdi, “HDP de bu ülkede seçilmiş bir partidir” diyenler çıkacaktır. Hemen cevap vereyim; HDP seçilerek Meclis’e gelmiştir ama kendi yolunu PKK’nın gölgesi olarak seçmiştir. Dolayısıyla Devlet’in vicdanında hükümsüz kalmıştır.

DSP CANLANIYOR MU?

DSP Bülent Ecevit’in partisidir. Dolayısıyla Rahmetli Ecevit’in ölümünden sonra DSP aslında kalmamıştır. Ancak parasal birikintisi çok fazla olunca tabiri caizse o para da suyunu çekene kadar siyasi hayatını idame ettirmiştir. Son zamanlarda artık bir “tabela partisi” halinde, varla yok arasında bir siyasi parti durumundaydı. Her ne hikmetse, Şişli eski Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün CHP ile anlaşamaması durumunu takiben Sarıgül’e sahip çıkan parti durumuna geldi. Ayrıca DSP bir de Gaziantep eski Belediye Başkanı Celal Doğan’ı “transfer” etti. Başka yerlerde adayı var mı yok mu bilmem ama 1994 yerel seçimleri aklıma geldi.

1994 yerel seçimleri Ankara’da Melih Gökçek’in, İstanbul’da da Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığını kazandıkları seçimdi. Ankara’da 1994 yerel seçimlerinde SHP 387 bin oy, CHP 30 bin oy, DSP de 112bin oy almıştı yani toplamı 530 bin civarında bir oy ederken; Melih Gökçek yaklaşık 394 bin oyla belediyeyi kazanmıştı. Aynı şekilde İstanbul’da SHP 785 bin, CHP 54 bin, DSP ise 479 bin oy alırken ve bu oyların toplamı 1 milyon 320 bine yakın bir oy olurken; Recep Tayyip Erdoğan 974 bin oy alarak belediyeyi kazanmıştı.

Şimdi Şişli gibi, Gaziantep gibi yerlerde belediye seçimlerinin sonucu ne olur, çok da sürpriz değil işin doğrusu.

MHP’DE İHRAÇ MI GELİYOR?

Malum bilindiği üzere Konya’da Cumhur İttifakı’nın adayları belli oldu. Ereğli’de, Seydişehir’de, Beyşehir’de Kadınhanı’nda ve Ilgın’da adaylar MHP tabanında çok da olumlu karşılanmadı. Seydişehir’de MHP’li eski belediye başkanı Abdülkadir Çat ve Ereğli’de yine eski belediye başkanı Hüseyin Oprukçu bağımsız olarak aday oldular.

Herkes bu adaylığın, MHP Genel Merkezi’ne rağmen olduğunu düşünmekte. Ancak ben biraz daha farklı düşünüyorum bu konuda. Bir kere şu çok net; Abdülkadir Çat ve Hüseyin Oprukçu, teşkilattan gelen, genel başkana kesinlikle sonuna kadar bağlı, örgüt disiplinini bilen ve örgüt bilincine sahip politikacılardır. Yani Devlet Bahçeli aday olmamaları talimatını verdikten sonra aday çıkmaları biraz zordur.

Bunun dışında Ereğli’de MHP tabanından bir kesim Hüseyin Oprukçu’ya oy vermeyi düşünmüyordu. Dolayısıyla İyi Parti ve MHP Ereğli’de bir çekişme halindeydi. Bilhassa “eski ülkücüler” İyi Parti’den yana tavır koymuşlardı. Dolayısıyla Hüseyin Oprukçu’nun aday olmasıyla MHP tabanında bir bölünme yaşanmıştı. Birden MHP’li adayın çekilerek, AK Parti adayının “ittifak adayı” olması MHP tabanının geri kalanının da AK Parti’ye yönelmesine engeldi. Ve ortaya tabiri caizse nereye gideceği belli olmayan bir seçmen çıkmıştı. Bu seçmen kitlesi Ereğli’de CHP’ye yönelirse CHP seçimi kazanabilirdi. Dolayısıyla Hüseyin Oprukçu’nun bağımsız aday olması en azından AK Parti’ye gitmeyip, CHP’ye bile gidebilecek olan bu seçmen kitlesinin kontrolünü sağlamış oldu. Kısacası her parti kendi oyunu alsa zaten AK Parti adayı seçilecek durumda olacaktı.

Seydişehir’deki durum daha da ilginç. Çünkü Ereğli’de CHP’ye gidebilir diye düşünülen MHP’li seçmen Seydişehir’de çok da sevilen, eski belediye başkanlarından, İyi Parti adayı Muammer Urhan’a çok daha rahat kayabilirdi. Ve de Abdülkadir Çat’ın adaylığı da burada Muammer Urhan’a MHP’nin AK Parti’ye oy vermeyecek seçmeninin yerinde kalmasını sağlamak amaçlıdır. Dolayısıyla bu bağımsız adaylar, disiplin cezasını ya da ihracı hak etmedikleri gibi yaptıkları bilakis genel merkezin kontrolünde veya değil bir parti görevi sayılabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.