Yolcu Aziz Kaya

Yolcu Aziz Kaya

Depreşme ey toprağım depreşme

Depreşme ey toprağım depreşme

Depreşme ey toprağım depreşme Derpreşme ey dağım taşım depreşme Depreşme ey yeraltı sularım depreşme Depreşme ey farklı farklı yerin altın daki kaynayanlarım depreşme!

Ey Toprak ananın bağrından çıkmak isteyen enerjiler Elbet sizin de hakkınız, siz de istediğiniz yerden çıkabilir, istediğiniz enerjiyi fışkırtabilir, istediğiniz yer de fazlalıklarınızı atabilir ve rahatlayabilirsiniz.

Lâkin şu zaman dilimin de, inanın Âdemoğlu’na çôk zararlar verdiniz. Onların beldelerine, onların şehirlerine, onların tenlerine, onların canlarına çôk ama çôk zararlâr verdiniz. Bugün nice gönüllere ateş düştü, nice tenler mahfu perîşan oldu. Bugün, nice evlatlar babasız, nice babalar da evlatsız kaldı, bu gün nice analar yavrusuz, nice yavrular da anasız kaldı. Bugün, hânelerin sâdece ateşi sönmedi, o hâneler paramparça oldu, yok oldu.

Ey Depreşenler, Âdemoğlu ve Havvâ kızı sizin ten kardeşiniz değil mi ? Sen de topraktan beslenmektesin, insanoğlu da topraktan beslenmekte, etmeyin eylemeyin Allâh aşkına, üzmeyin bizi böyle, depreşip durmayın böyle çılgınca, mâdem ihtiyacınız vâr depreşmeye, (Deprem yapmaya.) O vakit Ademoğlu’nun yaşamadığı yerlerde depreşin, fazlalıklarınızı yeryüzüne, gökyüzüne, bırakıverin.

Ey Depreşenler, Ey depreme sebep olan, yerin altındaki enerjiler, Siz yerin altındakiler ile biz yerin üstündekiler, şu âlemi hakkıyla kullanabilmeli, yeryüzüne dengeyi ve huzuru hâkim kılabilmeliyiz.

Ey yerin altındaki toprağın evlatları, ey yerin üstündeki toprağın evlatları. Her yaratılan varlık sorumluluğunu yerine getirmelidir, kendisine yakışanı bil hakkıyla yerine getirmelidir. İşte o vakit hukuk ve adâlet tesis edilmiş olur. O vakit insan yerin altındaki yaratılanlara hürmet eder, o vakit yerin altındakiler de insana âdemoğluna hürmet eder.

Etme ey beklemediğimiz misâfir Deprem etme! Bir daha bizi böyle üzme, bir daha gönüllerimize ateş düşürme, bir daha böyle evlatları yetim ve öksüz bırakmâ, bir daha böyle evlat acısı yaşatmâ. Türkiyemiz vatanımız, acın acımızdır, gözyaşın gözyaşımızdır, hüznün hüznümüzdür. Depremler de canını hakka teslim kardeşlerimize Allâh’tan rahmet diliyoruz, geride kalan yakınlarına da sabırlar temenni ediyoruz. Cânpârelerimiz olan yaralılarımıza da Rahmân olan Allâh’tan acîl şifâlar diliyoruz.

Depremden zarar gören diğer ülkelerin de acılarını ve hüzünlerini paylaşıyor, kendilerine yürekten duâlar ediyoruz. İnşaallâh olabildiğince, cânlarımızı enkaz altından kurtarmış olabilelim, olabilelim ki, acılarımızı bir nebze de olabilse, hafifletmiş olabilelim. Allah sabırlar ve kolaylıklar versin, ülkemin insanlarına ve dünyâ insanlığına.

Acımız çok büyük, hem de çok ama çok büyük. Ne mutlu bu acıları paylaşabilen canlara, Ne mutlu depremzedelerin maddi manevi ihtiyaçlarını giderebilen, insan gibi insanlara. Bu gün kim suçlu ararsa, bilinsin ki o kişi esas suçlu kişidir. Millet cân derdine düşmüş iken suçlu arayanlar, aslında hiç samimi değillerdir. Millet cân pazarın da iken suçlu aranmaz.

Önce cânlara cân olunur, ademlere ve hâvvalara şifâ olunur. Kim ülkenin hayrına, kim milletin hayrına, bir gayret sergilerse, kim akan gözyaşını dindirirse, İnanın o insanlar, o gruplar, o dernekler, o cemeatler, o partiler baş tâcıdır. Evet evet, kim de bu gün eksiler ile eleştiriler yapar ise, inanın o kişiler, eksi kişiler, eksi gruplar, eksi dernekler, eksi cemeatler, eksi partilerdir. Eksileri de bu millet aslâ unutmâz, günü ve zamânı geldiğinde, onları irâdeleriyle, tercihleriyle, devletin verdiği haklarla eksiltir ve küçültür.

Kardeşlerim ne olur unutmayalım, bu acılı günler de eksiler dile gelmez, harman edilmez. Gün, artıları harman etme günü ve zamânıdır. Gün, acıları hafifletme zamânıdır. Bu gün, bilakis artılarımız ile, farklılıklarımız ile, nice cânlara, nice ruhlara dokunma zamanı, hem de saygı ve sevgiyle, şefkat ve merhamet ile, nice cânlara, nice ruhlara dokunma zamânıdır.

Selâm olsun, farklılıklarıyla, birlik ve berâberlik içerisinde, depremzedelere merhem olabilen ülke insanımıza selâm olsun dünyanın her bir tarafından gelip, âfet yerlerinde mücâdele eden dünya devletleri ekiplerine, selâm olsun, her zamankinden daha fazla, hoşgörü dilini, hoşgörü hâlini yaşayabilenlere ve aşılayabilenlere.

Sizlerden bir istirhâmım var, Ey Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın evlatları, sizler Anadolu’da bugün, mümkünatınız vâr ise, bir depremzede kardeşi edinin, mümkünâtı var ise boş duran evlerinize depremzedeleri oturtun, mümkünatı vâr ise evlerinize geçici olarak depremzede kardeşleri alın, mümkünatı vâr ise ekmeklerinizi paylaşın, mümkünatı vâr ise onları hoş tutun, hoş tutun ki sizlerin ruhu da hoş olsun. Kim yaradılana merhamet eder ise, inanın merhametliler merhametlisi yüce yaradan tarafından merhamet bulur ve görür.

Tabi ki önce biz Yolcu Aziz Kaya’da, maddesini ve manasını paylaşmalı, çok şükür bize de maddi destek sağlamak nâsib oldu, bize de boş duran Konya’daki evimizi, depremzedelerle resmi olarak uğraşan büyüğümüze, taktim ettik, inşallah bir kaç güne kadar onları ağırlamak nâsib olur. Kim boş duran evini, kim müsâid olan yuvasını şereflendirmek ve bereketlendirmek ister ise, hiç durmasın resmi kurumlara baş vurup bir depremzede istesin inşaallâh.

Bir daha ki ruh ve tefekkür coğrafyasında buluşmak arzusuyla.

Paris’ten saygılarımı, hürmetlerimi ve muhabbetlerimi iletirim efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
30 Yorum
Yolcu Aziz Kaya Arşivi