Mustafa Ekmekcioğlu

Mustafa Ekmekcioğlu

Bayramlar gülen yüzümüz

Bayramlar gülen yüzümüz

Koronavirüs gölgesinde, kısıtlamalar ve yasaklarla bir aylık ramazan orucunu gönül huzuru içerisinde tutup, mükafatı olan Ramazan bayramını ülkece buruk kutladık.

Aslında bayramlar hayatımızın gülen yüzüdür.  Yaşlıları ziyaret etmek, hâl hatır sormak,    ellerini öpmek  ve çocukları sevindirmek bayramların geleneğidir. Bayramlar  ayni zamanda buluşmaların ve hasret gidermenin adresidir.

Müslümanların iki büyük dini bayramından biri olan Ramazan Bayramı, İslam dinine göre Hicri Kamer yılının dokuzuncu ayı olan Ramazan ayının ardından onuncu ay olan Şevval ayının ilk üç günü boyunca kutlanan dini bir bayramdır. Ramazan bayramına “Şeker Bayramı” da diyoruz. Çünkü bu bayramda herkes birbirine şeker ikram eder; tatlı yenilir, tatlı konuşulur. Bu güne özel akide şekerleri, güllaç tatlıları, demirhindi şerbetleri ve hamur işi poğaçalar, simitler hazırlanır.

 Bizler hoşlandığımız şeyleri ifade etmede ‘şeker gibi’ benzetmesini yaparız. Bu bayramın ‘şeker bayramı’ diye anılmasının bir sebebi de şeker gibi hoş ve manevi açıdan feyizli olmasından kaynaklanmaktadır. Bu isim gittikçe yerleşmiştir. Artık herkes Ramazan bayramını ‘Şeker Bayramı’ diye biliyor ve bildiriyor.

Aslında dini bayramlar birbirinden uzak düşmüş aile fertlerinin buluşup kaynaşması için güzel bir vesiledir. Bu müstesna günde tatlılar, şekerler, çikolatalar ikram edilir. Baklava en çok sevilen ve ikram edilen tatlılardandır. Ayrıca küs olanların bayram sebebiyle barışması da bir gelenektir. Zira bir müminin mümin kardeşiyle üç günden fazla dargın kalması helal değildir. Bayramlar dargınlıkların ortadan kalkmasına ve dostlukların kurulmasına zemin hazırlarlar.

 Geçmişe özlem duymak, insanoğlunun en büyük özeliklerinden biridir. Eski ramazanlara ne kadar özlem duyuyorsak eski bayramlara da o kadar özlem duyuyoruz. Geçen zaman bizleri iyice yozlaştırıyor. Eski bayramları çok arıyoruz. Eski dostlukları bugün bulamıyoruz. Günümüzde her şey paraya ve makama endekslenmiş. Makamlar büyüdükçe insanlar küçülmüş. Üstte olanlar düşmekten korkar olmuş, sırf bu korku yüzünden kendi olabilme onurunu göstermekten uzak kalmışlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.