Ne olduğunu boş ver, ne olacaksın?

Her zaman particiliğin ve siyasetin farklı şeyler olduğunu savunurum. Parti üyesi olanlar genelde bu tespiti pek beğenmezler ama işin aslı da budur. Yani siyaset içerisinde ideolojiyi barındırır ancak bazen partiler ideolojilerine uymamasına rağmen ideolojilerinden farklı şeyler savunurlar. Dolayısıyla particiliği normal siyasetten farklı algılamak gerekir.

Burada particilikten biraz bahsedeyim. Bir kere eski sistem particilikle yeni sistem particilik arasında çok büyük fark var. Eski sistemde gençlik kollarında başladığın parti hayatına ilerleyen süreçte ilçe ve il başkanı olarak devam ederdin. Genelde parti dışından birisi gelip de ilçe başkanı veya il başkanı olmazdı.

Yeni sistemde bu iş tamamen değişti. Her isteyen, partinin şartlarını taşıyan her kişi, partide her göreve gelebilir artık. Bu, iyi mi kötü mü bilmem, ancak şimdilerde işleyiş bu şekilde. Mesela hiç partiyle alakası olmayan bir iş adamına, parti genel merkezinden “il başkanı olarak listeni yap” teklifi gelebilir. Şimdilerde bu durum hiç anormal karşılanmamaktadır. 

Siyasetten bezmiş ve siyasetle alakadar olmayan vatandaşlar için zaten kim ilçe başkanı olmuş, kim il başkanı olmuş, hiç umurunda değildir. Bu durum umurunda olan kişiler ya partilidir ya partiden bitecek bir işi vardır ya da bir şekilde nemalanma düşüncesi vardır. Bunun dışındakiler pek partinin yöneticileriyle alakadar değildir.

Zaten burada önemli olan kimin başkan olduğundan ziyade, başkan olarak ne yaptığıdır. Eğer masasında oturup genel merkezin emirlerini yerine getiriyorsa, bu başkan iyi bir başkandır. Tabii böyle bir başkan için yapmadıklarını yapmış gibi anlatabilecek bir de basın lazımdır. Bunun için de özel bir harcama kalemi oluşturulmalıdır. Bu durumdaki başkanlar yukarıda yazdığım hem genel merkez hem de basın ayağını iyi oluşturmalıdır. Bunlardan biri olmazsa bu başkan uzun süreli olmaz.

Bir de başka çeşit başkanlar vardır. Bunlar bir şekilde, hasbelkader il-ilçe başkanı olmuşlardır. Bunlar hiçbir şey yapmamayı adet haline getirmişlerdir. Bunlar vatandaşla ilgili değillerdir. Bunlar partiliyle ilgili değillerdir. Bunların basınla bir alakaları yoktur. Bunlar sadece genel başkanın gözüne gözükmek için siyaset yaparlar. Bu arada bunların en önemli özelliklerinin başında “havaları” gelir. Bunlar il-ilçe başkanıyız diye öyle havalıdırlar ki, sanki dünyaları onlar yaratmışlardır.

Basının içerisinde bulunduğum 30 yıla yakın bir zamanda o kadar çok il başkanı, ilçe başkanı, görmüşüm ki, çoğunun adını dahi hatırlamıyorum. 1992 yılında ilçe başkanı olan birisi ilçe başkanlığını bırakalı 20 yıldan fazla olmuş ama biz hala Konya içerisinde işimizi yapmaya devam ediyoruz.

Allah ömür verirse biz işimizi devam ettirirken, daha bakalım kaç tane il ve ilçe başkanı ile tanışmış olacağız.

Bence bilhassa particilik yapanlar bunu hiç unutmasın. Devlet kurumlarında müdürlük yapan insanlar vardır. Sevilen müdür olurlarsa emekli olduklarında da o kurumda saygıyla sevgiyle karşılanır ve ağırlanırlar. Sevilemeyen müdürleri de emekliliklerinin sonunda kimse hatırlamaz ve tanımaz bile. İşte aynen bu şekilde başkanlık döneminde izzet-ikram görenler, başkanlıktan sonra ortada ilgisizliğe mazur kalmamak için dönemlerini iyi değerlendirmeliler.

Mesela çok bariz bir örnek vereyim, ANAP’ın ANAP olduğu dönemde il başkanlığını yapan Nazmi Sırıt ağabeyimiz vardı. Aradan onlarca yıl geçti ve Konya siyasetinde halen sevilen ve güvenilir isimlerden bir tanesi olarak karşımızdadır.

Mesela MHP’de hem ilçe hem il başkanlığı yapmış bir isim Yusuf İnanç ağabeyimiz vardır. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen halen Konya siyasetinde mihenk taşlarından biridir.

CHP’de yıllarca il başkanlığı yapmış, milletvekilliği yapmış, rahmetli Nezir Büyükcengiz vardır. Ölümünün üzerinden 12yıl gibi bir süre geçmesine rağmen Konya siyasetinde hayırla yad edilen isimlerden birisidir.

Tabii ki bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Benim hemen ilk etapta aklıma geliverenlerdir bunlar. Muhakkak ki birçok emeği geçen il ve ilçe başkanlıkları yapmış isimler vardır.

Mevcut il ve ilçe başkanlarının bu konuya dikkatini çekmek üzere bu yazıyı yazma gereği duydum. Her hâlükârda il ve ilçe başkanı olunabilir ama sonrasında nasıl anılacağınız çok daha önemlidir. Bugün il ve ilçe başkanlıkları koltuğunda oturanlardan acaba 20 yıl sonra kimler hatırlanacak? Önemli olan budur. Önemli olan “hoş bir seda bırakmak” ise bu sedayı Konya için ve Konyalı için bırakmak hatırlanma süresinin uzamasına etki edecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.