Madem stat yıkıldı doğru bir şey yapılmalı

Madem stat yıkıldı doğru bir şey yapılmalı

Her türlü idarecilik, yöneticilik çok zor ve sorumluluk isteyen veballi işlerdir. Hele belediye başkanlığı çok daha büyük vebal gerektiren bir iştir. O nedenle bilhassa inananlar için çok büyük zorluk ifade etmektedir. Tabii ki düzgünce ve adaletlice yapılan bir belediye başkanlığı görevinin de muhakkak ki mükafatı da büyük olacaktır.

Dünkü yazımda ifade etmeye çalışmıştım. Maalesef Devlet yönetiminde “kraldan çok kralcılık”, sorup araştırmadan “biat etme” kültürü bilhassa son dönemlerde çok gelişmiştir. Ve bu kültür yine “maalesef” diyeceğim; hem yönetimlere hem de şehirlere zarar vermektedir.

Konya’nın yıllardır gündeminde yer alan Anıt Meydanı civarında bulunan eski stat bu yazdıklarıma en iyi örneklerden biridir.

Yıllarca bu stadın bulunduğu alanla DSİ 4. Bölge Müdürlüğü’nün bulunduğu alanın Meram Belediyesi’ne devri ve bu alanın büyük bir yeşil alan kompleksi içerisinde bir şehir parkı oluşturma projesi konuşuldu. Bu projeye sanırım en çok Serdar Kalaycı’nın Meram Belediye Başkanlığı döneminde yaklaşıldı ancak bu gerçekleşemedi.

Daha sonra Millet bahçelerinin ortaya atılmasıyla bu stat alanının Millet Bahçesi’ne dönmesi durumu gündeme geldi. Ama hiçbir çalışma yoktu. Ak Parti’ye çok yakın birinden aldığım bir bilgiye göre; Konya’ya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bölgede hiçbir çalışma olmadığını görünce “daha burayı yıkmadınız mı” diye soruyor ve ardından hemen hummalı bir şekilde bu alanın yıkım işleri başlıyor. Şimdi eski stat alanının bulunduğu bölgede yıkım işlemleri tamamlanmış ve o alan şehrin merkezinde bir “mezbele” olarak duruyor.

Şimdi burada birkaç konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Birincisi; Stadın bulunduğu alan o bölgede, vatandaşın nefes almasını kolaylaştıran, sağlıklı yaşam için yürüyüş ve benzeri sporlara vakit ayırmasını sağlayan bir bölgeydi. İkincisi orada amatör sporların gelişmesi, amatör sporcuların yetişmesi adına bir okuldu. O stat, sadece bir futbol sahası değil, aynı zamanda geçmiş yıllarda zevkle izlediğimiz bisiklet yarışları yapılan, Türkiye’deki ender velodromlardan biriydi. Ayrıca o stadın altında amatör sporcuların yetiştiği, masa tenisinden, tekvandoya kadar birçok spor dalının antrenman sahalarıyla ayrı bir dünya yer almaktaydı. Amatör kulüplerin odalarının bulunduğu ve kulüpleri kucaklayan bir yerdi o spor kompleksi… Tenis kortu bile o bölgeye çok büyük hizmetler vermiş bir “tarihi” yapıydı.

Kısacası bu stadyum, diğer yerlerde ve şimdi yeni stadyumda olduğu gibi sadece haftada bir gün kullanılan futbol sahası değildi. Merak ettiğim bir konu; acaba Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu durumdan haberi var mıydı? Kendisine bu durum izah edilmiş miydi?

Ve eski stadın yıkılması konuşulmaya başlandığı yıllarca önceden bugüne, ne yapılacağına da bir türlü karar verilememesi ayrı bir konu. Bundan yıllarca önce, ilk başlarda, bir Arap firmasına satıldığı/satılacağı ve akabinde de oraya ranta dönük bir plaza yapılacağı konuşulmaya başlamıştı. Bir ara Büyükşehir Belediyesi’nin yeni binası yapılıp, hala ruhsatsız olduğu söylenen mevcut belediye binasının taşınacağı da konuşulmuştu. Daha sonraları Millet Bahçesi olacağı dillendirildi. Ve nihayetinde geldiğimiz aşamada oraya 10 bin kişilik bir cami yapılacağı ifade edilmeye başlanıldı.

O civarda oturan vatandaşa sorduğunuzda, “burayı yıktılar, mezbeleye döndü. Ne yapacaklarsa bir an önce yapsınlar da şu kirli görüntü ortadan kalksın” demeye başladı.

Öncelikle, Konya eski stadı zaten bir Millet bahçesi idi, yıkıldı. Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut, kendisine artık küçük gelen binadan çıkıp daha geniş olarak hizmet verebileceği bir bina yapılması ve bunun bu alanda olmasına da, bu saatten sonra hiçbir itiraz geleceğini sanmıyorum. Ama “10 bin kişilik cami yapacağım” popülizmi bana göre “görev savmaktan” başka bir anlam taşımaz. O bölgede neredeyse 1 kilometrekarelik alan içerisinde benim bildiğim 5 tane camii var. Bunlardan birisi de zamanında Osmanlı arşivlerinin saklandığı Amber Reis Camii…

Şimdi bazı aklıevveller çıkıp “camiye mi karşısın” diye konuşacaklardır. Tabii bunlar genelde Konya’da “Müslüman olup, İslam’a inanmayan kişiler” olduklarından ben çok kulak asmam.

Peygamber Efendimizin “Yeryüzü bana mescit kılındı” sözünü hatırlarsınız. Bu konuda Konya eski Müftüsü Prof.Dr.Ali Akpınar “Yeryüzü bana mescit kılındı. Bu meşhur sözü şu şekillerde anlayabiliriz: Mescit, namaz kılınan yer demektir. Ben ve bana tabi olan tüm Müslümanlar yeryüzünün her temiz yerinde namazlarını kılabilirler. Namaz kılmak için, secde etmek için ille de camiye/mabede gitmeye gerek yoktur. Bu genişlik ile diğer dinlerden farklı olarak ibadet için mabed/kilise/havraya gitme zorunluluğu kalkmaktadır.” Demektedir.

Yani eski stadın olduğu alanda camiye ihtiyaç yoktur. Sille’nin tepesinde yer alan Göztepe Konutlarının bulunduğu yerde camiye ihtiyaç vardır. Beyhekim Mahallesi’nde Doğa sitelerinin falan bulunduğu yerde camiye ihtiyaç vardır. Ve bunun gibi Konya’nın bazı bölgelerinde muhakkak ki camiye ihtiyaç bulunan yerler vardır. Ama Anıt Meydanı tarafında buna ihtiyaç yoktur.

Dolayısıyla bir yer yıkılmadan önce yerine ne yapılacağı, nasıl yapılacağı, gerekli alt yapı çalışmaları hazırlanır ve ondan sonra yıkılıp, yerine yeni plan uygulanır. Ve yapılacak plan da popülizm üzerine olmaz. İhtiyaç üzerine olur. Bunları bir kez daha düşünmekte fayda vardır. Zaten başlangıçtan beri yanlış üzerine kurulu bir planlamada yıkımın da yapılması nedeniyle iş işten geçmiştir. En azından zararın neresinden dönülürse kardır mantığıyla gerekirse biraz daha beklenilip fikirsel altyapı oluşturulmalıdır.

Aksi halde şimdi “iyi olmuş” diyenler bile bundan 5-10 sene sonra arkanızdan dedikodunuzu yapacaklardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.