Küfür hak edilir mi?

Ülkenin suni gündemleri arasında iki konu var. Birisi “Ayasofya'yı ne yapalım” konusu, ikincisi de sosyal medyadaki küfürleşmeler. Ayasofya konusuna hiç girmek istemiyorum. Cumhurbaşkanı'nın bir kararname ile halledip halledemeyeceği konuyu günlerce tartışmak bana anlamsız geliyor.

Ayasofya'nın ibadete açılıp açılmamasının en önemli nedeni konjonktürel olur. Yani Uluslararası ilişkilerimizde yapacağımız değerlendirmelere göre açılır veya açılmaz. Bunu da en iyi bilecek olan Cumhurbaşkanlığı Hükümeti'dir ki; bunun da başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bulunmaktadır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı değerlendirmesini yapıp, yayınlayacağı bir kararname ile yarın açılmasını sağlayabilir. Veya konjonktürel  açıdan açılmaması gerekirse de açmaz. Olay budur. Tartışılacak konu da aslında bu kadardır. Bunun dışın-daki, lafı uzatmalar, sadece abesle iştigaldir.

Bu nedenle sosyal medya kullanımı ve argoyu değerlendirelim bugün. En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Her milletin bir argo kültürü vardır ve istisnasız herkes argo konuşur. Ancak küfür bu argo kültürünün, daha da kültürsüz bir seviyesidir. Küfür kültürsüzlüğün, yozlaşmanın ve hatta çaresizliğin bir sonucudur. Bunu sosyal medya ile birleştirince de hiç de hoşa gitmeyecek sorunlar ortaya çıkar. Zamanında Ak Parti aday adaylarından bir tanesi sosyal medyada şahsıma küfür etmişti. Mahkemeye gittik, mahkeme sonucunda cezalandırdık ve tazminat davamızı açarak maddi cezasını da çekmesini sağladık. Konu şuydu; siyaset tartışmak bilgi, kültür, tecrübe ve deneyim ister. Bunlar eksikse, alacağın cevaplara sen cevap veremezsin ve en sonunda küfre yönelirsin.

Zaten küfre yönelmenin en baş sebebi vereceğin cevabının olmamasıdır. Cevap olsa, zaten küfür yerine o cevabı verirsin. TBMM'de de çok sık karşılaştığımı bir konu, bu küfür meselesi. Maalesef burada da anlamı değişmiyor.

Yani anlatacak, söyleyecek, cevap verecek kültüre, siyasi bilgiye, tecrübeye sahip olmayanlar soluğu küfürde alıyorlar. Ve sonuçta da eski meclislerde olduğu gibi, birbirlerine zeka dolu, akıllıca ve nüktedan bir şekilde cevap veren mebuslar görme şansımız olmuyor. İşte milletin meclisinde de görünen bu durumun, halkın arasında görül-memesini bekleyemezsiniz. Hele ki sosyal medya mecrası bu iş için çok daha uygun bir ortam oluşturmaya başlamıştır. Şöyle ki, kimlikler belli değildir, herkes istediği kimliğe bürünebilmektedir. Aynı zamanda bulması çok kolay değildir ve bu nedenlerle bir takım insanlar burada işi internet sapıklığına götürmüştür.

Tüm bunlardan yola çıkarak Selahattin Demirtaş'ın eşine sosyal medyada yapılan taciz ve saldırıyı kınıyorum. Ancak bunu kınarken, partisine falan bakmadan tüm bu tür saldırıları kime yapılırsa yapılsın kınıyorum. İnsanlar, en sevmediği insana bile, sabırla cevap veriyor ve küfür etmiyorsa bilin ki o zaman demokrasi kültürü ülkeye oturacaktır. “Bizim gibi düşünmeyen bir insan küfrü hak eder” diye düşünmek, cahilliğin ve kültürsüzlüğün en büyük ispatıdır.

Sosyal medyada çok sık karşılaştığımız bu durumun karşısında tepki vermeyi toplu olarak yapabilmeliyiz. Kişinin, dili, dini, ırkı, siyaseti, ne olursa olsun küfrü hak etmez. Bu düsturu öncelikle kendi beynimize kazımalıyız. Cahil ve kültürsüz olduğunu yüzüne söylemekten de çekinmemeliyiz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.