Konya bu kadar tartışılır hale gelmemişti

Konya siyasette çok renkli bir şehir değildir. 1980’lere baktığınızda Konya’da hemen herkes ANAP’lıdır. ANAP 1983’de Konya’da yüzde 56 oy ve TBMM’de 8 milletvekilliği almıştır. 1987 seçimlerinde ANAP Konya’dan 12 milletvekili çıkartmıştır. Bilhassa 1989’dan sonraki dönemde Refah Partisi dönemi başlamıştır. Ve Konya RP’lidir. 1990’lı yıllarda Konya neredeyse tamamen Refah Partili olmuşken, 2000’li yıllardan itibaren de Ak Partilidir. Dolayısıyla da tahmin edeceğiniz gibi iktidar partileri Konya’da siyaseten çok zorlanmamışlardır. Konyalı seçmenler de muhalefete pek fazla şans tanımamışlardır.

2020’li yıllara geldiğimizde Konya’da siyasal yapı çok değişti. MHP’nin örgütsel anlamda gerilemesi sebebiyle İyi Parti Konya’da iyi bir taban yakalamaya başladı. Bunun dışında 23 ay Konyalı Başbakan olarak görev yapan Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi Konya’da en azından genel başkanının hatırına da olsa bir potansiyel oluşturmuş gözüküyor ki, bu potansiyelin tabanı da Ak Parti ile aynı tabana oturmaktadır. DEVA Partisini, SP’yi de düşünürsek ve de CHP’nin Konya’daki taban oyunu da hesaplarsak 2020’li yılların diğer yıllardan farklı olarak tek sesli bir Konya olmayacağı açık duruyor. Buna istinaden bir de Ak Parti’nin yanlış verdiği kararları düşünürsek, siyasette hızlı bir dönem olacak. Ama umut edelim siyaset yapmak adına Konya adını çok tartıştırmayalım.

Çünkü Konya adı son zamanlarda o kadar çok tartışılır oldu ki, bunu bir kere engellemek lazım. Geçtiğimiz hafta sonu Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gazeteci arkadaşlarla bir araya gelmiştik. Bana ilk sordukları soru, “Konya’da o kadar çok pavyon mu var” sorusuydu. Neredeyse her gün polisin bir pavyon baskını haberi gazetelerde çıkınca Konya dışında insanlar “güya muhafazakâr gözüken Konya’da durmadan pavyon basılıyor” diye düşünmeden edemiyor. Israrla bu haberlerin neden servis edildiğini değerlendiren bir yöneticinin kalmadığını da görüyoruz. Bu arada bu pavyon baskınları, gazetelerden yayımlanırken, sonunda ne oluyor derseniz onu da bilgilerinize ben sunayım: Orada toplanan insanlara para cezası kesiliyor. İşletmeye de para cezası kesiliyor. Orası mühürlenirse, işletmeci oradan pılını pırtısını toplayıp başka bir yer açıyor orada da basılana kadar devam. Olay bu yani… Bu insanlar, insan sağlığını tehlikeye attıkları için, belki de oradan yayılacak bir virüsle bir başka insanın ölümüne yol açacakları için, cinayete teşebbüs gibi bir suçla falan yargılansalar(hukuki terim olarak yanlış kullandığım terimler olursa mazur görün) o zaman o baskınların da bir anlamı olduğunu düşüneceğim ama şu anda sadece bu baskınlar Konya’nın imajına zarar veriyor.

Konya’nın imajı derken de şimdi de bir “6 milyon TL” sorunu ortaya çıktı. Olay şu; KONESOB Başkanı Muharrem Karabacak, Lokantacılar Odası Başkanı Ali Osman Karamercan, Kahveciler Odası Başkanı Mehmet Adil ve Pastacılar Odası Başkanı Kadir Kağnıcıoğlu beraberce Konya Valisini ziyaret edip, esnafın sorunlarından bahsediyorlar. Vali de diyor ki “Ankara’dan toplam 6 milyon TL. para gelmişti, ben Büyükşehir Belediyesine devrettim, siz almadınız mı?” mealinde bir laf söylüyor. Bunu da Lokantacılar Odası Başkanı Ali Osman Karamercan Kanal 42’de katıldığı programda dile getiriyor. Olayın ilginçliğine bir bakar mısınız? Olayın neresinden tutarsan elinde kalacak cinsten. Birincisi Valiliğe, esnafa yardım adı altında gelen parayı Sayın Vali’nin Büyükşehir Belediyesine vermesinin açıklaması nedir? Madem para gelmiş, onu aktarırsın Valiliğe bağlı Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na, oradan da esnafa ödersin. Belediyeye aktarmaktaki mantık nedir? Hadi Valilik bu işle uğraşmasın diye Belediyeye aktarıldı. O zaman bunu uluorta söylemenin ne mantığı vardır? Zaten içi yanan esnafın yarasına tuz basmak olduğu gibi bu durum Belediye ile de esnafı karşı karşıya koymaktır.

Diğer taraftan baktığımızda Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay sosyal medyasından bir açıklama yapmıştır ve “biz 150 milyon TL’lik yardım yaptık esnafımıza” demiştir. Bunu da KONESOB Başkanı doğrulamıştır. Ayrıca Kahveciler Odası Başkanı Mehmet Adil de daha önce kahveci esnafının Belediyeden yardım aldıktan sonra sosyal medyasından yaptığı açıklaması durmaktadır. O da Büyükşehir Belediye Başkanına teşekkürlerini iletmektedir. O zaman Lokantacılar Odası Başkanına göre bir tek lokantacılar mı destek almamıştır? Böyle bir şey nasıl mümkün olmuştur?

Şunu da belirteyim ki hiç kimsenin bu haberi yapan arkadaşlara kızma hakkı falan yoktur. Konya’da kriz yönetimi diye bir olgu yerleşmemiştir. Çünkü böyle olaylara iktidar kanadı hazırlıklı değildir. Halbuki bundan sonra iktidar kanadının bilhassa Konya’da çok daha hazırlıklı olması gerekmektedir. Konya’da yönetim zafiyeti ortadayken,  önce bu zafiyeti ortadan kaldırmalıdır. Aksi halde Konya’nın adını istemediğimiz durumlarda çok fazla tartışacağa benziyoruz.

Bu dönemde sık sık bu konuları anlatmaya çalıştım ama tabii ki böyle durumlar başa gelene kadar önemsenmiyor. Konya için bunları söylüyoruz faydası olmuyor; sussak da gönül razı gelmiyor. Sanırım bunları yazmaya devam edeceğiz.

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum