Çocuklarla Nasıl Konuşmalıyız veya Konuşmamalıyız? -3

Geçen haftaki yazımızı bu haftada devam edelim. Çocuk eğitiminde, çocuklarla nasıl konuşmalı veya konuşmamalı kısmının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bazen ailelerimizin çocuklarıyla öyle konuşmalarına şahit oluyoruz ki, üzülmemek elde değil. Kural koymak, bir işi yaptırmak, kabul ettirmek, korkutmak, yaptığı yanlış işleri tekrar yapmamasını sağlamak için kullandığımız kalıp cümleler çocuğun dünyasını alt üst edebilmektedir. Bunların devamlı söylenmesi, suyun taşa işlemesi gibi çocuğun ruhuna işleyerek onu yaralayabilmektedir.

Çocuğu yaralayan konuşmalarımıza, küçük-büyük, beyaz, gri vs. diyerek söylediğimiz yalanları da eklemek mümkün. Kafamızı dinlemek, istediğimizi yaptırabilmek, ağlamalarını susturabilmek için söylediğimiz yalanlar veya yerine getirmeyi unuttuğumuz yalanlar ile bu davranışın normal olduğu mesajını vermiş oluyoruz. Çocukların anne babalarını rol model aldıklarını düşünürsek, dürüstlüklerine zarar verecek bir yaklaşım içinde olduğumuzu bilmek gerekiyor. Bunu hiçbir anne baba istemezken, nasıl başarıyoruz derseniz zannedersem düşünmeden konuşmamızdan ve geleceği tasavvur etmememizden kaynaklanıyor diyebiliriz. 

“Bu davranışın yüzünden 1 saat cezalısın. Sana bugün yemek yok.” Vb. sözler ile çocuğun her davranışını cezalandırmak ile netice alamayız. Ceza yetişkinler için bile çözüm olmazken, çocukların davranışlarını hemen düzeltmesini beklemek abesle iştigaldir. Çocuğun birey olduğun kabul ederek, yanlış davranışını ona güzelce anlatmak, onu sevdiğinizi ama bu şekilde hareket etmesinin sizi üzdüğünü anlatabilirsiniz. Çocuğu ihmal ederek, fiziki ve sözlü şiddet uygulayarak, mahrum bırakarak terbiye etmemiz mümkün değildir.

“Bundan sonra sana benim oğlum/kızım değilsin. Bundan sonra seni sevmeyeceğim.” Çocukları şartlı sevmemiz, onların

"Seni asla affetmeyeceğim." Çocuğunuz sizi kızdıracak, üzecek, canınızı acıtacak bir şey yaptığında bu ağzınızdan çıkacak bu ifade ile artık annem, babam beni sevmeyecek düşüncesine kapılabilir. Yaptığın bu şey zararlı veya tehlikeli olabilir.  Çok üzüldüm/çok canım yandı/çok kırıldım. Ancak bunu unutmanın ve devam etmenin bir yolunu bulabiliriz" diyebilirsiniz. Kızgın olduğunuzda eğer sakin hareket edemiyorsanız, problemi çözemiyorsanız sakinleşmeyi beklemelisiniz.

“Sen daha küçüksün, bunlar seni ilgilendirmez.” Bu tür ifadeleri genellikle işin içinden çıkamadığımızda kullanırız. Çocuk anne babasına, nasıl dünyaya geldiği, anne karnına nasıl girdiği veya Allah nerede tarzında sorulara cevap veremeyecek olunca bu ifadeler ile kaçarız. Bu soruların cevapsız kalması çocuğun daha çok merak etmesine ve merak/öğrenme duygusunun köreltilmesine sebebiyet verebilir.

"Beni hayal kırıklığına uğrattın. Senden bunu beklemezdim." Çocuk odaklı olmamız, çocuğumuzdan beklentilerimizin yüksek olması bizleri çok büyük hayal kırıklıklarına uğratabilir. Sınavlarda başarısız olabilir, seçmelerde elenebilir ya da çok daha basit görevleri yerine getirirken vasat işler çıkartabilirler. Böyle bir anda bütün herşeyi yıkacak derecede keskin bir şey söyleyerek çocuğun "anne babamın artık beni sevmiyor" duygusunu oluşturmamıza gerek yoktur.

"Bu gerçekten çok kötü, korkunç, felaket." Bu tür cümlelerin çocuğa devamlı söylenmesi veya ev ortamında aile fertlerinin kullanması çocuklarda korku ve endişeye mahal verecektir. Çocuğun bunları gerçek sanmasına, ilerleyen süreçlerde çocukların Obsesif Kompulsif rahatsızların oluşmasına sebebiyet verebilir.

“Seni bırakıp giderim. Ellerin annesi olurum.” Ebeveynlerin, çocuğu olumsuz bir davranışından caydırmak için yokluklarıyla da tehdit etmemeleri olumsuz sonuçlar yaratabiliyor. Bu şekilde konuşmak çocukta anksiyete bozukluğuna sebep oluyor. Ayrılık kaygısı yaşayan çocuk, ebeveyne bağımlı hale geliyor, kendi yatağında uyumak istemiyor, okula gitmemek için değişik fiziksel yakınmalara oluştuğu için dikkat etmek gerekiyor.

“Tembel, inatçı, sakar, şımarık, şişman, vb…” Büyüme evresinde çocuklara olumsuz sıfatlar kullanmamak gerekiyor. Bu şekilde yetiştirilen çocukların davranışları da aynı yöne doğru eğilim gösterebiliyor. Çünkü ebeveynler farkında olmasa da bu sıfatlar zamanla çocuğun kabul alanına giriyor ve çocukta bu özelliklerin gelişmesine neden olabiliyor.

Günlük olarak kullandığımız cümle kalıplarından bazıları çok masum gibi gözükse de, maalesef yara açabiliyor. Ergenlikte ve yetişkinlikte kaybedilen ruh sağlığının temelleri çocuklukta atıldığını unutmayalım.

Özcan Dalgıç

Aile Danışmanı / Çocuk ve Ergen Psikoterapisti

Önceki ve Sonraki Yazılar