Prof.Dr. Mahmut TEKİN

Prof.Dr. Mahmut TEKİN

BU KADAR DA YALAN SÖYLENMEZ Kİ…

Siyasette söylediği her şey doğru olan bir siyasetçi bulmak imkansız. Seçmenlerinin gözünde itibar kaybetmemek için yaptığı hataları inkar etme ya da devlet işleri olduğu için örtme, gizleme gibi davranışları biraz anlayabiliyoruz artık ancak tamamen yalan üzerine politika yapmak demokrasiye de milletin aklına, vicdanına ihanettir.

Şu anda çok çetin bir referandum dönemi geçiriyoruz. Bir tarafta muhafazakar ve milliyetçi kesimin iki güçlü partisi yeni bir hükümet sistemi için “evet” derken, Kemalist, ulusalcı ve sol kesim buna şiddetle karşı çıkıyor ve “hayır” diyor. İki taraf da argümanlarını ortaya koyuyor. Biri neden bu sistemin gerekli olduğunu anlatmaya çalışırken karşı taraf işi tamamen savaşa döndürdü. “Savaşta her yol mübah” diyerek bin bir türlü yalan söylüyorlar.

Gerçekten makul ve objektif bakmaya çalışıyorum ama CHP ve “hayır” cephesindeki diğer unsurların yalanlarının onda birini göremiyorum “evet” tarafında.

Şu yalanlara bir bakın:

-Tek adamlık gelecek. Ülkeyi keyfine göre yönetecek.

-Cumhurbaşkanı bir gecede bir kanunla eyalet sistemini getirecek. Ülke bölünecek”.

-Kendi çocuklarını 18 yaşında milletvekili yapıp hem askerlikten kaçıracaklar hem de süper emekli yapacaklar.

-Yargıyı kendi belirleyecek. Kimse başkanı denetleyemeyecek.

Ve daha bir sürü yalan. Hangi birini düzeltelim?

Öncelikle “bölünme” iddiası tamamen fasafiso. Anayasanın ilk dört maddesi kapı duruyor orada. Üçüncü madde, “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” diyor. Cumhurbaşkanı anayasaya aykırı bir kanun çıkaramaz. Nasıl eyalet sistemini getirsin?

“Tek adamlık, denetlenemezlik” yalanlarının da hiçbir elle tutulur tarafı yok. Meclis yerinde duruyor. Adam gibi halkı ikna edersiniz, Meclis’te çoğunluğu bulursunuz. Başkan ola ki bir “manyaklık” yaparsa ülkeyi seçime götürürsünüz, olur biter. Ayrıca yargıyı dünyanın bir çok demokratik ülkesinde seçilmiş hükümet ağırlıklı olarak atar. Yargıçlara hakaret ediyorlar. Eğer dedikleri gibi olsaydı Can Dündar denen haini anayasa mahkemesi serbest bırakmazdı.

18 yaş konusunda söyledikleri ise tamamen gülünç. Bir defa “kendi çocuklarını vekil yapıp, askerden kaçıracaklar” diyerek genç kadınlara hakaret ediyorlar. Süper emekli iddiası da boş. Prim günü ve yaşı dolmadan kimse emekli olamaz. Maaş alamaz.

Yahu bir tane doğru bir şey söyleyin. Mesela “seçim sistemi değişsin, parti sistemi değişsin, liderleri de kendi seçmenleri belirlesin” deyin de biz de “eyvallah” diyelim ama bu kadar yalan söyleyene bu millet “eyvallah” etmez.  

Önceki ve Sonraki Yazılar