Yeni yıl ekonomisi

Koskoca bir yılı daha bitirdik. Malumunuz 2019 yılının ilk üç ayı yerel seçim telaşesiyle geçip gidecek. Şimdi kimle görüşürsek görüşelim hep söylenilen; “seçimlere kadar bir değişiklik olmaz ama seçimlerden sonra ekonominin çok kötüye gideceği”

Bizim vatandaşımız konunun moda olmasına göre kendisini o konunun bilirkişisi ilan eder. Çünkü o konuyu araştırmıştır. (Bu arada araştırma dediği, sosyal medyada yazılanları okumuştur –tabii ki kısa olanlarını-)

Hani Allah bir daha göstermesin ama o büyük deprem sonrasında herkes “deprem uzmanı” olmuştu ya. Veya bir yangın olur, yangının nasıl çıktığını, nasıl ilerlediğini falan bizim vatandaşımız bilir. Trafik kazasında trafik uzmanıdır. Deniz kazasında gemi kaptanıdır, uçak kazasında teknik müdürdür. Şimdi haliyle böyle bir toplumda ekonomi sıkıntıdaysa her birimiz bir ekonomi uzmanı oluveririz.

Ben ekonomiden anlamam ben işin politikasına bakarım. Bakın 1980’le birlikte Türkiye’de bir sistem değişikliği yaşanmaya başlamıştır ve artık Türkiye kapitalizmin hakim olduğu bir ülke haline getirilmenin son aşamalarını yaşamaktadır. Yani daha evvel yaşadığımız feodaliteden çıkıp kapitalizme adım atmış bulunmaktayız. Dolayısıyla da bu sistem değişikliğini pekiştirmemiz gereken Anayasa değişikliğini de zaten malumunuz olduğu üzere yapmıştık. Hatta o Anayasa değişikliği referanduma sunulduğu dönemdeki yazılarımı hatırlayanlar var ise şöyle demiştim: “Bu Anayasa değişikliği liberalizmi getirmektedir. Dolayısıyla bu Anayasa değişikliğine muhafazakar kesim “hayır” demeli; liberal ve sol kesim desteklemeli” diye yazmıştım. Her ne kadar, muhafazakar kesim desteklese, sol ve liberal kesim desteklemese de işte geldiğimiz aşama bu sistem değişikliğidir…

Şimdi haliyle bu sistemde uyulması gereken bazı kurallar var. Bu kuralların başında “ayağını yorganına göre uzat” kuralı. Yani bu sistemde öyle “para kazanayım da bu paranın bir kısmını harcayayım, diğer kısmını da gelecek için tasarruf edeyim” diye bir yaklaşım tarzınız olamayacaktır. Bu sistemde ev de alacaksanız, araba da alacaksanız, hatta tatile de gidecekseniz, toplu para bulacağınız yer bankalar olacaktır. İşte Avrupa’daki veya ABD’deki kapitalizmin uygulanışı Türkiye’ye de yerleşecektir.

Dolayısıyla bu durumu bir kriz olarak mı algılamalı yoksa sistem değişikliğinden ötürü yaşanan bir kargaşa olarak mı değerlendirmeli bunun kararını sizler verin.

Tabii ki bundan sonraki dönem için Konyalı bazı sanayici ve iş adamlarımıza kötü haberi de vereyim: Eskisi gibi 2-3 ev dayayıp döşeyip bunların iaşesini de sağlamak biraz zor olacaktır. Alanyalara tatillere canı sıkıldıkça gitmek biraz zor olacaktır. Yani bu uyarılara da kulak asmak gerekmektedir.

2019’u merak ediyorsanız söyleyeyim.

2019’da da şu anda yaşanan sıkıntılarınız neyse o zamanda yaşayacaksınız. Yani “seçimden önce, seçime kadar olan dönemde “Hükümet” muslukları açacak da, seçimden sonra bizleri zamlara boğacak ve bizler de hepimiz geçinemeyecek duruma gelip, sosyal patlamaya yol açacağız” senaryosu, sadece karamsarlık adına yazılmış bir senaryo olacaktır. Yapılacak zamlar zaten 2018’den bu yana yavaş yavaş, sindire sindire yapılmaktadır. Ve bizler de ne olduğunu anlamadan, o zamlara ayak uydurmuş duruma bile gelmiş oluyoruz. 2019’un Ocak ayında nasıl yaşıyorsanız, 2019’un Mart’ından sonra da aynı şekilde yaşayacaksınız. Hatta yaz aylarında biraz da meyve sebze fiyatları düşecek olduğunu düşünürsek, 2019 sadece 2018 gibi geçecek demek bana yeterli geliyor.

Öyle birbirimizi korkutarak, hayal kırıklığına uğratarak, endişelendirerek, moral bozarak bir yerlere ulaşma şansımızın çok zayıf olduğunu da ifade etmeden geçmeyeyim.

2019 yılına hazırlıklı olun. Hit cümleniz “ayağınızı yorganınıza göre uzatın” olsun. Bunun dışında 2019 yılında da Allah yar ve yardımcınız olsun. Mutlu yıllar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.