Seçime bayram arası

Hafta sonu Pazar günü seçim geldi çattı. Artık çok kısa bir süre kaldı. Bu sırada seçim gündemi, Ramazan Bayramı ile küçük bir ara verdi. Aynı zamanda bayramın 3. Günü olan Pazar günü Babalar Günü idi. Hatta ilginç bir şey daha söyleyeyim; bu kadar gündemin arasında Rusya 2018 Dünya Futbol Şampiyonası başladı ve hiç kimsede bu konuda bir gündem göremiyoruz.

Her neyse seçim gündeminin arasına bayramlaşmalar girdi. Bayramlaşmalar derken sadece resmi bayramlaşmalar değil, insanların kendi aralarında, akrabalarıyla, atalarıyla vs. bayramlaşmalarından bahsediyorum. Tabii ki bu bayramlaşmalarda da gündem “seçim”di ama yapacak bir şey yok.

Bayramın 1. Günü Valiliğin resmi bayramlaşmasına katıldık. Elimden geldiğince Devlet’in bu tür toplantılarına katılmaya gayret ediyorum Ve değişeceği günü de dört gözle bekliyorum.

Değişeceği günü derken, bu tür toplantılar yapılmasın, bunu değiştirelim demiyorum, bilakis bu tür toplantılar hep yapılsın ve vatandaş da, protokol de, bürokrat da, siyasetçi de bu toplantılara katılsın istiyorum.

Mesela, böyle bir toplantıda, “protokol” geçip bir köşeye otursun ve burada kendi arasında sohbet etsin istemiyorum. Bilakis, Vali Bey’den başlayarak, rektörlere kadar tüm protokol, bayramlaşmaya gelen halkın içerisinde onlarla beraber çay-kahve içerek, onları dinleyerek bu toplantıda bulunsun.

Artık Türkiye, 1940’ların, 1950’lerin “polit büro” mantığıyla yönetilen Türkiye değil. Hani 8 Kasım 1983’te Cumhurbaşkanı Kenan Evren’den hükümet kurma yetkisini almak için köşke çıkan Özal’ın; Kenan Evren’i öpmesini garipseyen bir ülke değiliz artık. Hatırlayacaksınız, “Cumhurbaşkanı öpüşmez” diyen bir Kenan Evren vardı ve o dönemin en çok konuşulan konularından biriydi bu…

İşte artık bu dönemleri çok geçtik. Yıllardır yazdığım şekilde Türkiye artık liberalleşme yolunda hızla ilerlemektedir. Artık Türkiye’de “Halk, Devlet için değil; Devlet, Halk için vardır” mantığı hakim olmaya başlamıştır.

Hele kabul edilen yeni Anayasa ile bu liberalleşme çok daha hızlanacak ve artık seçilmişler, atanmışların önüne geçecektir. Dolayısıyla, “bürokratik oligarşi” de bu vesileyle yıkılacaktır. Bunun dışındaki bir durum için zaten Anayasa değişikliği yapmanın hiçbir mantığı ve açıklaması olmayacaktır.

İşte “Yeni Türkiye” en özet haliyle bu şekilde anlatılabilir.

Yani bundan sonraki bu tür bayramlaşmalarda, gerek dini bayramlar olsun, gerekse ulusal bayramlar olsun, her birinde bu bayramlaşma ve buluşma programları yapılmalıdır ancak bu program yapılırken, protokol koltukları artık kaldırılmalıdır. Türkiye’de protokol; halkın içidir. Halkın dışında kalan bürokrat ve idareci kesim ancak halkın işlerinin daha çabuk ve düzenli işlemesini sağlayan hizmetlilerdir.

Geçiş dönemi için belki henüz erkendir ama merak etmeyin önünde sonunda olacak budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.