Konya’da güzel bir hafta başlangıcı

Sokağa çıkma yasağı süresi Perşembe günü akşamı itibariyle başlamıştı. Tabii ki itirazlar yükseldi yine. Ancak ben neye itiraz edildiğini işin doğrusu pek anlayamadım. 1 yıldır herkesin söylediği çok önceden yapılması gereken bir kapanmaydı bu durum ve nihayetinde yapıldı. Hatta herkes pandemi başladığından beri zaten en az 14 günlük bir kapanma sürecinin uygulanması gerekliliğini belirtiyordu. Dolayısıyla bu kapanmayla ilgili şikayet edenleri işin doğrusu çok ciddi bulmuyorum.

Toplumda kimler muaf, kimler değil diye bir tartışma içerisine girmeyi de çok uygun bulmuyorum. Yani burada vatandaşlara da büyük görev düşmektedir. Yani “işin yoksa evinde otur be kardeşim…” Ama sanayide çalışan işçiler çalışacaklar. Mümkün mertebe iş hayatına katkıda bulunan kesimler çalışacaklar. Dolayısıyla falancaya serbest filanca neden serbest değil tartışmaları abesle iştigalden başka bir şey değildir. Dolayısıyla bu kapanma durumuna bir isim bulmaya çalışmak da çok akıllıca bir tavır olmasa gerek. Yani tam kapanma mı, kısmi kapanma mı yoksa başka bir adı mı var diye düşünmeye gerek yok. Bu şekilde bir kapanmamız var ve hepimiz bu kapanma şekline ayak uydurmakla yükümlüyüz.

Bir kere şunu hepimiz biliyoruz ki tam kapanma ile tüm sektörleri kapattığımız takdirde bunu Türkiye ekonomisinin kaldıracak gücü yoktur. Birbirimizi kandırmanın da bir alemi yok. Ekonomimiz güçlü değildir ve bu şartlarda 1 yıllık süreci iyi idare etmiştir. (Bunu böyle yazdım diye, lütfen hiç kimse ekonomik verileri falan göndermesin. Kraldan çok kralcılığa soyunmasın)

Sonuçta Ramazan’da böyle bir karar alınarak yaza en azından turizm açısından iyi bir şekilde girmek ülke ekonomisine iyi bir katkı sağlayacaktır. Ayrıca daha evvel bir Ramazan yazımda belirtmiştim. Ramazan’da Konya’da insanlar öğlen iş yerlerine gelirler saat 15.00 gibi de iftar için hazırlıklara başlarlardı. İftardan sonra da sahura kadar okey ve nargile muhabbeti devam ederdi. Dolayısıyla pandemi nedeniyle iftar ve sahur arasından feragat etmiş oldular.

Bu arada şunu da söylemeden geçmeyeyim. Daha önce hep şikâyetçi olduğum denetleme ve kontrollerin bu sefer çok daha ciddi manada yapıldığını belirtmeliyim. Cuma günü dışarıya çıktığımda birçok yerde kontrol noktalarını görmek şahsen beni mutlu etti. Belki birçok kişide  “görevli” kâğıdı bulunabilir ancak kontrol ve denetlemenin olduğunu görmek, en azından vatandaşımızda ayrı bir moral-güven yaratacaktır.

Bu arada görev kâğıdı konusunda da bir açıklama yapmak gerekir. İçişleri Bakanlığı bir genelgeyle “görev kâğıdı” doldurmayı zorunlu kıldı. Bence çok doğru bir uygulamaydı. Yani tek bir elden kontrol edilebilmesi açısından ve bazı suiistimalleri önlemesi açısından çok doğru bir karardı. Ancak genelgedeki bazı muallaklıkları da iyi detaylandırmak lazımdır. Mesela biz gazeteciler için malumunuz olduğu üzere Cumhurbaşkanlığı’na bağlı İletişim Başkanlığı’ndan bir basın kartı verilir. Bu basın kartının, bir basın mensubu tarafından nasıl alınacağının şartları Basın Kanunu’nda yazılıdır. Kısacası Cumhurbaşkanlığı onaylı bir basın kartımız vardır. Şimdi bu genelgeye göre bakarsak, “Cumhurbaşkanlığı’nın verdiği basın kartı tamam ama bir de gazetenin sorumlusundan görev kâğıdınız olsun” demek çok şık değildir. Ülkenin en üst kademesinin verdiği kartın üzerinde bir imza olamaz. Yani bizim gazetemiz için, Cumhurbaşkanlığı’nın verdiği kartın yanı sıra bizim gazetenin sorumlusu olarak bir de Erhan Dargeçit imzalı bir belge istemek tabiri caizse “kaş yapayım derken göz çıkarmak” manasına gelir. Bunu da anti parantez belirtmiş olayım.

Bu arada cuma günü yaşanan bir gelişmeyi de buradan takdir ve tebrik etmeden geçmeyeyim. Esnaf Odalarının epeydir istediği bir haksızlığın engellenmesi var idi. Bunu da her fırsatta Züccaciyeciler Odası Başkanı sık sık dile getiriyordu. Konu kısaca şöyle; sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde züccaciyeciler, hırdavatçılar, kırtasiyeciler gibi işletmeler kapalı iken BİM, A101 gibi zincir marketler veya diğer büyük marketlerde bu tür malların satışları yapılmaktaydı. Bu da haliyle haksız rekabete yol açıyordu. Ve Vali Bey bu konuya el atarak bugünden itibaren zincir ve süpermarketlerde ayakkabı, kırtasiye, züccaciye, hırdavat, elektronik eşya ve giyecek/tuhafiye reyonlarının satışa kapatılmasının uygun olacağına karar verdi. Böylelikle haksız rekabetin önüne geçilmiş oldu. Bendeniz de bu kararda emeği geçen başta Vali Bey olmak üzere tüm oda başkanlarını ve KONESOB Başkanını da tebrik ediyorum.

Konya için güzel şeyler olduğunda bu durum inanın çok hoşuma gidiyor. Ve Konya için yapılan her şeyi zevkle ve coşkuyla desteklemekten mutluluk duyuyorum. Ama Konya’ya hizmette bir gerileme yaşandığında da buna hem üzülüyor hem de bunu muhakkak ki dillendiriyorum. Bu durumlarda da kişilerle hiç işim olmaz. Kişileri, yaptıkları işlere ve verdikleri katkıya göre değerlendirmenin en iyi kıstas olduğunu düşünürüm. Ve bu durum bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir.

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.