Gündem yılbaşı saldırganı

Kim ne derse desin, yeni yılın ilk gündemi Konya yapılmaya çalışılıyor. Konya’nın hassasiyetleri kaşınmaya çalışılıyor. Bu konuda hem Konyalı hemşerilerimizin hem de Konya’yı yönetenlerin azami derecede dikkatli olmaları gerekmektedir.

 

Olayın ne olduğuna bakalım: Bir saldırgan yeni yılın ilk saatlerinde bir eğlence mekanına hunharca saldırıda bulunuyor. Ve ismi belli olmayan bu saldırganın meğersem birkaç ay Konya’da ikamet ettiği öğreniliyor. Ve yine ismi belli olmayan bu saldırganın, Konya’daki ikametgahı, otogardaki görüntüleri, çoluğu, çocuğu ekranların en ilginç görüntülerini oluşturuyor.

 

Peki, acaba bu saldırgan İstanbul’da oturuyor olsaydı yaptığı saldırı ile ilgili olarak bir şeyler değişmiş mi olacaktı? Tabii ki hayır.

 

Aslında burada Konya ayrıntısı çok da önem arz etmiyor, bunu iyi görmeli. Burada önemli olan aslında bu saldırganın kim olduğu da değil. Burada asıl önemli olan, bu saldırganın böyle bir cesaretle, böyle bir vahşeti geliştirip yapmasını sağlayan kuvvetler nelerdir,bunu araştırmak gereklidir.

 

Yani bellidir ki Türkiye’de huzursuzluk ve sorun çıkartmaya çalışan güçler, bu tür saldırganlardan medet ummaya başlamışlardır.

 

PKK Türk Ordusu tarafından iyice kıstırılmış ve yok edilme noktasına gelmiştir. IŞİD Türk Ordusu tarafından bitirilmek üzeredir. FETÖ darmadağın olmuş, FETÖ elebaşı Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi enikonu konuşulmaya başlanmıştır. Ve haliyle bu terör örgütlerinin iplerini ellerinde tutan güçler de Ortadoğu’da yenilmişlerdir. Tüm bu durum içerisinde yenilen taraf hunharca, haince, kalleşçe saldırmanın peşine düşmüştür. Dolayısıyla gelinen aşamada saldırganlardan daha çok bu saldırganların iplerini ellerinde tutan güçler tartışılmalıdır.

 

Ve artık Türkiye gerçekleri görmelidir. Türkiye’de Atatürk’ün 1923’ten sonra kurmuş olduğu sistem, ülkenin tüm sorunlarının çözümünde etkili olabilecek sistemdir. Ne sosyal demokrasi, ne kapitalizm, ne mezhepçilik ne de etnik ayrımcılığa dayalı sistemler bu ülkede çözüm olarak algılanamaz. Türkiye’nin bulunduğu konjonktür itibariyle en sağlam yönetim biçimi Atatürk’ün koyduğu “demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti” kavramında çözümü aramak gerekmektedir. Ve ayan beyan ortaya çıkan sonuç budur.

 

Dışişlerinde doğru atılan adımlar, “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesine yeniden dönüş, gerek Suriye ile gerek diğer komşu devletlerle iyi ilişkiler kurmak, Türkiye’nin Ortadoğu’daki “lider ülke” vasfını da geliştirmektedir. Buna karşı olan ülkeler bellidir. İşte buna karşı olan ülkelerin de yukarıdaki terör örgütlerinin iplerini ellerinde tutan ülke oldukları da ortadadır. Bu ülkelerin son çırpınışla artık kalleş saldırılardan medet ummalarının nedeni de, Türkiye’nin dimdik ayakta durabilmesidir. Her türlü badireye karşın dimdik ayakta duran Türkiye “düşmanı” daha da kızdırmaktadır.

 

Ülkeyi yıpratmaya çalışanlara cevabı en güzel şekliyle birlik ve beraberliğimiz verecektir. Bunu unutmamak gerekir. Güçlü Türkiye birlik ve beraberlikle daha da büyüyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.