Bu sefer dış güçlerden değil

Ekonominin bariz temel ilkeleri vardır. Bunun temeli üretimdir. Üretmezsen tüketecek para bulamazsın. Bu kadar bilgi için iktisatçı falan olmaya gerek yok. Aynen evdeki gibidir. Eve belirli bir maaş girer, bu maaş üretim değeridir. Bu giren maaştan, az harcarsan geçinebilirsin, çok harcarsan bir müddet sonra elinde bir şey kalmaz. Her şeyi kaybedersin. Dolayısıyla atalar ne güzel söylemişler “ayağını yorganına göre uzat” diye.

Devletler için de bu durum aslında temelde farklı değildir. Birinci gelir kaynağı üretimdir. İkincisi de yatırımcıdır. Bu ikisini düzenli bir şekilde sağlayan devlet ekonomik manada sıkıntı yaşamaz. Üretim, üretimin ve üreticinin desteklenmesiyle yani üretim yapacak kişi, kurum ve kuruluşların Devlet tarafından desteklenmesiyle daha da güçlenir. İkincisi de yatırımcıdır. Ancak yatırımcı durumu biraz zarif ve hassas bir iştir. Yani yatırımcı naziktir. Buluttan nem kapar. Dolayısıyla o ülkede, güvenlik ister. Can güvenliği, mal güvenliği, parasının güvenliği, bunlar hep önemlidir yatırımcı için. Dolayısıyla bu güvenlikleri bulamayan yatırımcı o ülkeye gelmez.

Daha önce bir arkadaşım anlatmıştı, çok hoşuma gitmişti; “Bir kişinin elinde 1 milyar doları var. Parasını bankaya yatırmak istiyor. Bankaları araştırıyor. Bir bankaya gidiyor. Kapıları kapalı. Kapıyı çalıyor bir memur açıyor. Memura soruyor: “Ben bankanıza para yatıracaktım, ne zaman açılacak bankanız?” Memur cevap veriyor: “Bilmiyorum müdür bey gelince açılacak.”

- Peki, müdür bey ne zaman gelir?

- Bilmiyorum ne zaman geleceğini.

- Peki, ben bankanıza para yatıracağım. Faiz oranınız nedir? Bir bilgi alabilir miyim?

- Onu müdür bey bilir, gelince onunla görüşürsünüz.

- Peki, bankanıza para yatıranlar istedikleri zaman çekebilirler mi?

- Müdür bey izin verirse çekersiniz tabii.

 Bu konuşma böyle devam eder gider. Böyle bir bankaya sizin paranız olsa güvenip de para yatırır mısınız? 

Tabii bu işin absürt senaryo kısmı. Yani bizim ülkemizde böyle bir durum yok. Ancak böyle bir durum da olmamalı zaten. Her konuda olduğu gibi ekonomi konusu da ehil ellere ve liyakatli kişilere bırakılmalıdır. “Nasıl olsa tek kararname ile oluyor bitiyor” diye, 3-5 ayda bir Merkez Bankası Başkanı değiştirilmemelidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bundan yıllar önce bir TV programında söylediği “Bizde bir adet var ülkede başımıza bir şey geldiği zaman hemen dış kuvvetler, dış güçler, yabancılar deriz. Bunlar sebebiyle ayağa kalkamıyoruz, kalkınamıyoruz, birliğimiz beraberliğimiz bozuluyor falan deriz. Bu doğru da olabilir Ancak ben buna katılamıyorum. Eğer sizin bünyeniz güçlüyse, sağlamsa, bünyede olan virüs hiçbir zaman sizin o bünyenize zarar veremez.” Açıklamasını halen arşivlerde bulmak mümkündür. Aynen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi biz Devlet olarak ekonomik manada güçlü olacağız ve onsan sonra da hiçbir iç ve dış etken bize zarar veremeyecek.

Güçlü olmak için de öyle çok afaki şeyler yapmaya gerek yok aslında. Ekonominin temel kurallarını samimiyetle ve dürüstçe uygulayacağız. Zaten bu zamana kadar kalkınan onlarca ülke bu kuralları uygulayıp, eksiklerini revize ederek bugüne getirdi. Bizler de “Amerika’yı yeniden keşfetmeye kalkmadan bu kuralları ülkemizde uygulayacağız. Hepsi bu kadar…

İnanıyorum ki hiçbir vatandaşımız hangi partiye mensup olursa olsun, hangi hatalar yapılırsa yapılsın, ülkenin kötü gidişatına destek veremez ve sevinçle bakamaz. Olsa olsa yıllardır söylenegelen yanlışların yapılmaya devam etmesinden ötürü bir miktar kızgınlık olur. Ama inanıyorum ki, ülkesinin kalkınması için üzerine düşen her görevi de vatandaş olarak seve seve yapacaktır. Hükümetinde de tek bekleyeceği, samimiyettir.

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum