Mustafa Ekmekcioğlu

Mustafa Ekmekcioğlu

Zamanın suçu yok, suç bizde

Zamanın suçu yok, suç bizde

Günümüzde insanlar artık her şeye ekonomik olarak bakıyor ancak ekonomik olarak baktığı şeyinde değerini bilmiyor. Ürettiğimiz şeylerin, yaşadığımız toprağın ve soluduğumuz havanın değerini bilemiyoruz maalesef.

Kıymetini bilemediğimiz şeylerin listesini sayfalarca uzatabiliriz. Biz bazı şeylerin değerini bilemeyince birileri bizim adımıza bu değerlere sahip çıkmaya çalışıyor. Oyunlarla bazı değerlerimizi bizden almaya çalışıyorlar. Kimler mi? Kimler yok ki listede, kimi istersen var. Bunun için kimi suçlayabiliriz, hiç kimseyi. Sen kendine ait olana sahip çıkmazsan, onu elde etmek isteyenler de elbette çıkar. Suçu hep başkalarında aramak da biraz kolaya kaçmak değil midir?

Yıllardır, kafa karışıklığının içinde doğru anlayışı arayıp duruyoruz. Çivisi çıkmış dünyanın oyunlarına bir türlü el birliği ile tam dur diyemiyoruz. Öyle boş ve anlamsız şeylere kafa yoruyoruz ki bize hiç bir şey kazandırmayan, sonra da " zaman " niye bu kadar hızlı geçiyor diyoruz. Zamanın suçu yok, suç biz de, çünkü zamanı anlamıyoruz. Sonra da geldi zaman, gitti zaman diyerek suçu yine zamana atıyoruz.

Günümüz insanları dedik ya yazımıza girişte; her şeyin fiyatını biliyor ama değerini bilmiyor diye. Bunu en iyi anlatan güzel bir yaşanmış gerçek öykü biliyorum. İstanbul'un ünlü sanat merkezlerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu bir sonra ki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider. Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve; "Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar " der. Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar. Mağaza da adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar;

" Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın? "

Ressam cevap verir; " Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişiyi bulabilirdim? "

Bu küçük ve anlamlı öyküyü güzel kılan, aslında tabloyu gerçekten hak eden bir insanın eline geçmiş olmasıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.