MEHMET VEHBİ ÇELİK HOCA

Temiz insanları siyaset adına sağa sola çekiştirmek bizim vazgeçilmez huyumuz. Rahmetli Mehmet Vehbi Çelik Hoca da kimileri tarafından övülmüş, kimileri tarafından kötülenmiş ya da eleştirilmiştir. Dünya Bülteni- Tarih Servisi isimli bilgi sunar sitesinde iki ayrı görüşe yer veren bir yazı görünce bu yazıyı yazmak zorunda kaldım.

Mehmet Vehbi Hoca kimdir? 1862 yılında Hadim’in Kongul köyünde doğdu. Müderrislik yaptı, 1908 de Konya Milletvekili olarak Osmanlı meclisine seçildi, meclisin padişah tarafından kapatılmasıyla Konya’ya döndü. Bir yandan müderrislik yaparken, bir yandan da  16 ciltlik şimdiye kadar yazılmış en ayrınıtılı Kuran tefsirini yazıp bitirdi. Hiçbir siyasi topluluğa karışmadıysa da, milli mücadelede vatan ve ulusun kurtulması için elinden geleni yaptı. Ali Kemal Hoca’nın başkanlığında toplanan ak sarıklılarla birlikte vatan ve ulusun kurtuluşu için açık hava toplantıları yaptılar. Sarayın Konya Valisi Artin Cemal ile mücadele ederek kaçıp gitmesini sağladılar. Vali kaçıp gidince Mehmet Vehbi Hoca vali vekiiliğine seçildiğinden birkaç gün sonra Bozkır ayaklanmaları patlak verdi. Mehmet Vehbi Hoca ve öteki ak sarıklıların araya girmesiyle bu ayaklanmar az zararla bastırılabildi. Mehmet Vehbi Hoca, Konya’da kurulan Mudafayı Hukuk’un içinde bulundu. Son Osmanlı meclisine Konya Milletvekili olarak seçildi, meclisin kapatılmasıyla Ankara’ya gelip Büyük Millet Meclisi’ne katılarak başkan vekilliği yaptı. Büyük Zafer sonrasında, şimdiki adıyla Diyanet İşeri Başkanlığı’na atandığı sıralarda saltanatın kaldırılması için fetva verdi. Mehmet Vehbi Hoca, İttihat Terakki’ci olmayıp  hiçbir siyasi topluluğa da katılmadı. Mehmet Vehbi ve öteki bazı hocaların tek emelleri; vatanı düşmandan kurtararak, saltanat ve halifeliği korumaktı. İstanbul’a İngiliz askerleri ayak bastığında, meclisten Rauf Bey, Abdül Aziz Mecdi ve Mehmet Vehbi Hoca padişahla görüşüp, saltanatı da vatanı da kurtaracaklarını söylediler. Padişah “Bu halk bir koyun sürüsü, ben de başlarında çobanım” deyince ipler koptu. Mehmet Vehbi Hoca Büyük Zaferden sonra saltanatın kaldırılması için fetva yayımladı. Özü- sözü bir, asla çıkar hesabı yapmayan ve asla eğilip bükülmeyen Mehmet Vehbi Hoca; cumhuriyet sonrasında meclis dışı kalarak ölünceye kadar kitap yazmayı sürdürdü. Mehmet Vehbi Hoca işte budur.

Birinci Millet Meclisi’nde tutanak yazmanlığı yapan Mahir İz, Yılların İzi isimli kitabında; dik duran, “Allah’tan başkasına kul olmam” diyen, özü- sözü doğru bir Mehmet Vehbi Hoca anlatılıyor ki tamamen doğrudur. Ancak, Ali Ulvi Kurucu’nun Anılarında (Üstad Ali Ulvi Kurucu, I. Cilt, Haz. Ertuğrul Düzdağ, İstanbul 2007) Mehmet Vehbi Hoca tek taraflı bir görüşle ve asılsız bir şekilde eleştirilmiştir. Bana göre bu asılsız eleştirilerin tek nedeni; Mehmet Vehbi Hoca’nın saltanatın kaldırılması konusunda verdiği fetva. Ali Ulvi Kurucu yazar ve şair bir din adamıdır. Cemaatlere yakın olduğunu herkes bilir. M.Zait Konku, Hüseyin Hilmi Işık gibi tarikat liderleriyle sıkça görüşmüş, ilk meclisin milletvekillerinden Saidi Nursi ve onun sağ kolu Eşref Edip’le ilişkileri olmuştur. Kuvvayı Milliyeciler’in gâvur olduklarını, bulundukları yerde öldürülmelerinin vacip olduğunu, mallarının ve canlarının helal olduğunu fetvalayan Son Osmanlı Şeyhülislamı Mustafa Sabri ile de yakın ilişkileri vardır. İşte bu ali Ulvi Kurucu, Mehmet Vehbi Hoca hakkında pek iyi şeyler söylememiş. Bunu da normal kabul etmek gerek. Çünkü iki hoca ayrı kutuptalar. Birisi “kendisini çoban, halkı sürü sayan” bir padişahın saltanatını ve halifeliği sürdürmesinden yana; ötekisi, yurt dışına kaçan padişahın devleti yönetemeyeceği ve halifelik yapamayacağı konusunda fetva veren din bilgesi. Ali Ulvi Kurucu, Mehmet Vehbi Hoca’yı en çok eleştirdiği konular şöyle: İttihatçıları ve CHP’yi hoş görmek, ilim sahibi olduğu halde irşat çalışmalarına katılmamak, CHP İl Başkanlığı yapmış oğlunun CHP zulmüne ortak olması, hükümetin korkusundan dolayı suskun kalması ve İslam’ı savunmaması…

Ali Ulvi Kurucu Hoca’yı suçlamak gibi bir niyetim yok. Herkes istediğini söyleyebilir, yazabilir. Ancak, bu eleştirilerin yersiz ve haksız olduğunu söylemeden geçemem. Çünkü, bu olayları en ince ayrıntısına kadar, çok boyutlu olarak pek çok kaynaktan araştırp incelemiş birisi olarak, kim ne derse desin; Mehmet Vehbi Hoca, her şeyiyle dört dörtlük bir din adamıydı.

Önceki ve Sonraki Yazılar