İLKEL İNSANLIK SAVAŞLARI

Ortadoğu’daki kanlı karışıklıklar halkları kaçışa zorluyor. Ortadoğu öylesine yakılıp yıkılıyorken halkların elinden gelen hiçbir şey yok, çare yok, çözüm yok.Halklar can derdinde. Savaşlar her zaman acı verir, savaşlar her önüne gelenin kanını döker. Savaşlar insanları vatanlarından, topraklarından, evlerinden kaçırtır.

Bu kanlı savaşlardan Türkiye’ye kaçan Suriyelilerin sayısı 4 milyonu geçti. Türkiye’nin birçok yerinde yerliden çok Suriyeli sığınmacı yaşıyor. Çoğu meydanlarda, parklarda, viranelik yerlerde yaşayan sığınmacı Suriyelilerin az biraz varlıklı olanları kiraladıkları evlerde oturuyorlar. Bunlar insan. Bunların da öteki insanlar gibi yaşama, barınma hakları varken; bu haklar silah zoruyla, kan dökülerek ihlal ediliyor.

Bu sığınmacıların içinde masum insanlar olduğu gibi kaçakçı, terörist, uyuşturucu tüccarı, kadın pazarlayıcı gibi her türden insanlar var. Türkiye, böyle ortamların fırsata dönüştürüldüğü ülkelerden biridir. Türkiye’de bütün bu acı olumsuzluklar, bazı namussuzlara kazanç kapısı açar. Açıyor da.

İnsanlar can derdiyle size sığınmış. Çoğunluk, bu sığınmacıları kollayıp gözetirken; ekmeğini, aşını verirken içimizi yakan olaylarla da karşılaşıyoruz. Suriyeli kadınlar yaşamlarını sürdürebilmek için; kuma olmaya, nikâhsız yaşamaya bile çoktan razı olmuşlar, birer himmet kapısı arıyorlar. Bizim namussuzlar ise bu çaresizlikleri fırsata dönüştürmekte çok ustalar. Kimileri imam nikâhı kılıfıyla Suriyeli kadınları evlerine alırlarken, kimileri bu kadınlara fuhuş yaptırıyorlar. İşte kapitalizm ve kapitalizmin son aşaması olan emperyalizmin geldiği nokta. Yazıklar olsun. İnsanlığın canına okunuyor. İnsanlık bitirilme noktasına getiriliyor. Çok yazık.

Bu olumsuzlukların yanında Türkiye’nin birçok yerinde Suriyeli sığınmacıların hırsızlıkları, hır çıkarmaları, uyuşturucu ticareti ve fuhuş yapmaları gibi konulardan dolayı yerli halk huzursuzluk, rahatsızlık duyuyor. Bazı patronlar, Suriyelileri komik denilecek kadar gülünç paralarla çalıştırıyorlar. Türkiye’deki işsizler dururken sığınmacıların komik ücretlerle çalıştırılmalarına işsizler haklı olarak tepki gösteriyorlar. Ama bazı patronlar için Suriyeliler ucuz iş gücü.

Yeryüzünün hiçbir yerinde sığınmacılar şehirlere, kasabalara başıboş ve denetimsiz bir şekilde dağıtılmazlar. Sığınmacılar sınıra yakın bir yerde tel örgüler içinde denetimli bir şekilde korunur ve yaşatılırlar. Biz de ise tam tersi bir uygulama söz konusu. Türkiye bu sığınmacıları besleyemiyor, barındıramıyor, denetleyemiyorsa başına püsküllü bela almış demektir. Türkiye’nin yaptığı, Suriyelileri halka besletmekten başka bir şey değil. Şimdi sıra Irak’tan kaçanlara, kaçacaklara geldi. Onlar da sınır kapısını geçip Türkiye’ye sığınıyorlar. Pekiyi ya Irak Türkmenleri ne olacak? Onlara sahip çıkan yok ki bir yerlere sığınsınlar. Zaten ezeli Irak politikası Türkmen nüfusu katliamdan geçirmekti. Geçmişte bu işi fazlasıyla yaptı, kalan Türkmenlerin de aslını neslini kurutmaya kararlılar. Irak Türkmenleri kan deryası içinde bir himmet kapısı beklerlerken bütün kapılar yüzlerine kapanıyor. Bir avuç Türkmen Türkiye’ye sığınabildi. Ya ötekiler? Yazıklar olsun insanları birbirleriyle savaştırılanlara., Yazıklar olsun BM, yazıklar olsun savaş çıkartıp kan döktürenler.

Türkiye gibi bir ülke yıllarca Afganistan kaçaklarını besledi. Bulgaristan hükümetinin gönderdiği Türkleri kabul etti. Peşmergeler’e kucak açtı.  Aynı Türkiye Irak Türkmenlerineyeterince  sahip çıkmadı. Müslüman denilen ülkeler de sahip çokmadılar, çıkmıyorlar. Her iki sözün arasına” Müslüman’ım elhamdülillah” diyenler de nasıl bir Müslümanlar? İçine Tüküreyim böyle insanlığın. İnsanlık nerelerden nerelere getirildi? Henüz Ortaçağı geçememiş bir insanlık, hangi teknolojiyle övünürse övünsün; insanlık yarışında bir adım öteye bile ilerleyememiş. Bu savaşlar sürüp gittikçe çağımızı tanımlayabilecek en iyi sıfat: “İlkel insanlık” sıfatıdır

Önceki ve Sonraki Yazılar