ÇOK BİLİNMEYENLİ BİR YAZAR

Jack London unutulmamış, ününü kaybetmemiş, halen çok okunan ve bir o kadar da eleştirilen bir Amerikan yazarıdır. 12 Ocak 1876- 22 Kasım 1916 yılları arasında yaşamış olan Jack London’un yaşamında bilinmeyen pek çok şey vardır ki çok tartışılmasına karşın halen açıklığa kavuşmamıştır. Yaşarken şöhretin zirvesine çıkmış ve Amerika’nın en çok para kazanan yazarı olmuştur.

 

Jack London’un babası halen tartışılmakta. Anne tarafından zenci bir kadına bırakılan Jack London, anasız babasız büyümüş, türlü maceralar yaşayarak üniversiteye girebilmişse de yarım bırakmıştır. 40 yıl gibi kısa bir yaşamı olan Jack London denizcilik, kenevir işleme fabrikası gibi ağır işlerde çalıştı. Bir şirkete altın arayıcı olarak girdiyse de sağlığı bozulduğu için  işi bıraktı. Bir süre serseri yaşadı. Günün çoğunu şehir kitaplığında geçirmeye başlayınca, kendisi de yazar olan kitaplık memurunun ilgilenip, yönlendirmesiyle yazmaya başladı. Sosyalistliği benimseyip sol partiler içinde bulundu, siyasi düşüncelerini yaymak için pek çok yerde söylevler verdi, belediye başkanlığı için iki kez aday olduysa da seçilemedi. Düşüncelerinden dolayı bir ara tutuklandı. İki kez evlendi ve son evliliğinden iki çocuğu oldu. Daha sonra bir çiftlik kurdu. Yaşamının son yıllarını bu çiftlikte geçirdiği ve uyurken öldüğü söylenir. Bazı kaynaklar hastalığından dolayı Jack London’un morfin kullandığını, ağrılarına dayanamayıp yüksek doz morfin alarak intihar ettiğini iddia ederler.

 

Jack London’a karşı yapılan eleştirilerden bazıları; kitaplarını para kazanmak için yazdığı, yazdıklarında edebiyat güzelliğinin olmadığı, bazı yazarlardan çalıntılar yaptığı yolundadır. Herkesin, özellikle sanatla uğraşan ünlülerin eğrileri- doğruları da, yaşamında karanlık kalan olayları da mutlaka vardır.

 

Martin Eden romanında yazar büyük ölçüde kendisini anlatır. Bir tuğladan daha kalın yarı otobiyografi sayılan bu kitabı 14 yaşındayken okumuş ve yazar olmak isteyen serseri bir gencin yaşadığı olaylar beni çok etkilemişti. Sonraki yıllarda Jack London’un elliyi aşkın roman ve öykü kitaplarından Türkçe yayımlanan en az yirmisini okumuşumdur. Ateş Yakmak, Beyaz Diş, Vahşetin Çağrısı isimli uzun öykülerini de televizyon ekranlarında severek izledim.

 

“İki tür yazar vardır; birisi sorular sorar, ötekisi yanıt verir” diyen edebiyat bilgesine göre; Jack London, yazdıklarıyla topluma sorular sorabilen yazar sınıfındadır. Konularını vahşi doğadan ve içinde yaşadığı kapitalist toplumun günlük yaşantısından seçen Jack London, en alt tabakadan en üst tabakaya kadar insanların yaşantılarını iyi gözlemlemiş ve yazdıklarıyla sorular sorabilmiş, toplumsal gerçekçi bir yazardır. Doğu Yakası- Uçurumun İnsanları kitaplarında alt tabaka insanlarının sefaletleri bütün açıklığıyla sergilenmektedir. Bunları okuyan okuyucu ister istemez mutlaka “neden böyle, neden bu insanlar sefalet içindeler?” diye soracaklardır. Sorular da çözüm yollarını gündeme getirecektir. Vahşetin Çağrısı ve Beyaz Diş kitaplarında, vahşi doğada yaşam mücadelesi verenleri kurt- köpek motifi içinde anlatmıştır. Demir Ökçe’de sınıflar arası uçurumun getirdiği sorunlar ön plandadır. Sosyalist bir militana aşık olan kızın öyküsü, kızın sınıfsal bilince ulaşmasıyla sona erer. Martin Eden’de ise Jack London kendi yaşantısını anlatmış ve romanın birinci kişisi intihar ederek roman sonuçlandırılmıştır. Deniz Kurdu romanında da gelişen olaylar pek farklı değildir. Yazarın olaylara bakış açısı yine sınıfsaldır. Asalak ve paralı birisi deniz kazası geçirince bir balıkçı gemisi tarafından kurtarılır. Asalak adam bu yaşam tarzını benimseyemez ve sevdiği kadınla birlikte kaçmak isterler, Olaylar bu şekilde gelişirken doğa karşısında yaşam mücadelesi, değişik ortamlar oluştuğunda insanın sudan çıkmış balığa dönerek ne yapacağına karar veremesi ya da umarsız kalması ön plana çıkmaktadır.

 

Jack London’un Türkiye’de basılıp en çok okunan bazı kitapları: Alın Teri, Ateş Yakmak, Batı yakası- Uçurum İnsanları, Martin Eden, Demiryolu Serserileri, Demir Ökçe, Beyaz Diş, Vahşetin Çağrısı, Dönek, Kurt Dölü, Yıldızlar Korsanı, Yol… henüz Jack London’u keşfetmemiş gençler varsa özellikle bu kitapların okunmasını öneririm.

Önceki ve Sonraki Yazılar