Z Kuşağı Değil, Türk Gençliği!

Bir süredir her birimiz ‘Z kuşağı’ diye bir kuşak duyuyoruz. Bir jenerasyon için alfabenin son harfi verilmiş. Türkiye’nin geleceği ile ilgili bu kuşak üzerinden türlü yorumlar yapılıyor. Bugün bir yorum da ben yapayım dedim. Birisi ya da birileri ısmarladığından değil, paşa gönlüm böyle istediğinden. Bende ısmarlama iş olmaz.

Son dönemlerde pandemi kelimesi kadar sık kullanılıyor Z kuşağı. Bu Z kuşağının kavram tanımına bir bakalım. İnternetten pekâlâ, rahatlıkla bulabilirsiniz. Diyor ki tanımda; Z kuşağı veya Z jenerasyonu, Y kuşağından sonra gelen ve Alfa Kuşağı’ndan önce gelen bir demografik kuşaktır. 1997–2012 yılları arasında doğan kişilerden oluşmaktadır. Kişilik özellikleri; bireysel, sorgulayıcı, internet üzerinden sosyalleşen, bilgiye çabuk ulaşması nedeniyle kolay sıkılgan, antiotoriter tiptedir.

Bu kavram sık kullanılıyor dedim ya, en çok siyasiler dillendiriyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki başkanlık seçimleri olmak üzere bu Z kuşağı birçok yerde etkili olmuş. Donald Trump’un bu kuşağa hitap etmediğinden dolayı Biden seçimi kazandı söylentileri konuşuluyor. Türkiye’de de önümüzdeki seçimlerde bu kuşak sandık başına gidecek. Oylarının etkili olacağı ve Türkiye’nin kaderini değiştirebileceği ifade ediliyor. Partilerin söylemlerine bakıldığı zamanda herkes Z kuşağını pek bir önemsiyor. İlgilerini önümüzdeki süreçte daha da arttıracaklar gibi görünüyor.

Birazdan yapacağım yorumun tutucu bir yorum olduğunu düşünmeyin. Az çok yazılarımı takip edenler, şahsen tanıyanlar da bilir ki tutucu değilimdir. Bu X,Y,Z diyenlerle benim frekansım pek tutmuyor. Neden tutmuyor? Birincisi; Bu ne kardeşim matematik formülü gibi. Denklem çözüyoruz sanki. Matematikte kötüyüz işte. Millet çarpım tablosuyla imtihan olurken bile zorlanıyor. Kasmayın. İkincisi; Bu kuşakları isimlendiren küresel düzendir. Biz onlar gibi değiliz. Bizce, bizim için ve bizim tarafımızdan ele almamız gerekir durumu.

Frekans nasıl tutar? Alfabeden verilen herhangi bir harfle tutmaz, Türk gençliği denildiği zaman tutar. Türkiye’de yaşayan gençlere Türk gençliği denir. Bu gençler, ülkemizin geleceği, teminatıdır. Türkiye onlara emanettir. Yani küresel düzen X,Y,Z desin bizim için bir mahsuru yok. Öyle adlandırsınlar. Ama onların hepsi bir, biz tekiz…

Kuşak ayrımı olmaksızın her vatandaş, her birey kıymetlidir elbette. Fakat şu da bir gerçek ki gençlerimiz bizim gururumuz, göz bebeğimiz. Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etme vazifesini omuzlarında taşıyan gençlerimizin hangi yılda, hangi dönemde olursak olalım göz ardı edilmesi doğru değildir. Ama gördüğüm, duyduğum, bildiğim bir şeyi de söylemeden geçmeyeceğim. Gençlere sesleniyorum; Kimse beni anlamıyor, dinlemiyor diye mızmızlanmayın. Şartlar ne olursa olsun, Türk ülkesinde, kendi ülkenizde yaşıyorsunuz. Kendi anadilinizde kendinizi ifade etmede zorluk yaşıyorsunuz. Ben bunu sahada çalışan bir gazeteci olarak net bir şekilde görüyorum. Acizlik içerisinde gibi görünmeye dahi hakkınız yok. Neden mi? İmkansızlıklar içerisinde dahi olsanız vazifeniz Türk cumhuriyetini korumaktır. Nasıl? Donanımınızla, bilgi ve zekanızla. Kendinizi ifade edebilme yetisine sahip olun.

“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Önceki ve Sonraki Yazılar