Ders alınacak hikayeler

Büyük İskender, büyük filozof Aristo’ya bir mektup yazıp sorar:

‘Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?’

  1. Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
  2. Ülkenin ileri gelenlerini hapse mi atayım?
  3. Ülkenin ileri gelenlerini kılıçtan mı geçireyim?

Aristo’dan cevap gelir:

  1. Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırıdan
  2. Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar.
  3. Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.

Aristo, çözüm olarak şu tavsiyede bulunur:

İnsanların arasına nifak tohum­ları ekeceksin. Birbirleriyle savaşınca, hakem olarak ken­dini kabul ettireceksin. Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın!

Bir bilgenin öğrencileri bir gün sormuşlar:

‘İnsanlar neden kötü alışkanlıkları daha kolay ve iyi alışkanlıkları daha zor edinirler? Neden iyi alışkanlık­larını uzun süre muhafaza ‘edemi­yorlar?

Yaşlı bilge:

‘Peki ben size şöyle bir soru sora­yım: Eğer iyi tohumu güneşte bı­rakırsak ve kötü, çürümüş tohumu toprağa gömersek ne olur sizce?’ demiş.

‘İyi tohum kuruyacak güneşte, kötü tohum ise hastalıklı filizler verecek ve sağlıklı bir meyve oluşma­yacak' diye cevaplamış öğrenciler.

Bilge devam etmiş:

‘İnsanlar da bu şekilde davranır: İyi­likleri ruhlarında saklayıp filizlerini

büyütmektense açığa çıkarıp kayıp ediyorlar. Diğer yandan da günah­larını ve kötü taraflarını başkaların­dan saklamak için içlerinde gizli­yorlar. Onlar orada büyüyüp insanı kalbinden yok ediyorlar.

***

Konfüçyus, bazı insanlara bir şey öğretmenin en iyi yolunun bunu örneklerle göstermek olduğunu biliyordu. Bu yüz­den sınıfın tam karşısına geçti. Eline bir vazo aldı, tüm öğren­cilerin görebileceği şekilde tut vazoyu havada tuttu. Diğer elinde bir elma vardı. Öğrenci­lerin meraklı bakışları arasın­da, elmayı vazonun içinde bıraktıktan sonra, vazoyu yere koydu ve şöyle dedi: ‘Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı yiyebilir.’ Çocuk­lardan biri acıkmıştı, ilk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalışıyor, ama başaramıyordu.

‘Elimi çıkaramıyorum!’

Konfüçyus, ‘Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeç­mediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır,’ dedi. Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyor­du: ama sonunda zorunlu olarak bıraktı. Elini vazodan çıkardığında, yüzünde şaşkınlık okunuyordu. Elmanın vazodan nasıl çıkarılabile­ceği konusunda sizin bir fikriniz var mı? Konfüçyus, vazoyu yerden alıp ters çevirdi. Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düştü. Çocukların hepsi gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki bu!

Konfüçyus, ‘Fakat bu, göründüğü kadar basit değil,’ dedi. Elmayı havada tutuyordu konuşurken. ‘Ba­zen bir şeyi gerektiğinde bırakabil­mek, zor bir iştir. Onu bırakabilmek de bir beceridir. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. İşte, ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz.

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.