Büşra Kavasoğlu

Büşra Kavasoğlu

GECEDEN GÜNDÜZE

Şöyle denizden kıyıya doğru bir hüzün geliyor dalga dalga, şöyle ki bazen doğudan batı’ya bazen batı’dan doğuya yağmur yükseliyor hüzne gün gün. Sen onu rüyalarında öperek yetinirken, o seni nasıl terkedebildi güpegündüz. Hasretini kimi zaman buğulu bir cama yazarken, hep o camı nasıl kırabildi ki kalbinde. Anlamazsın, nasıl yok edebildi bu aşkı yüreğinde. Anlayamazsın, gündüzden geceye ve geceden gündüze nasıl kaplar boğazını sessiz bir düğüm. Nasıl oluyor da gözler, bir kapı olup kapanıveriyor gözyaşlarına karşı. Bahar gelip bir anda kışı semt semt dolaştırıyor mesafeli dağlara inat, kış gelip bin baharları getiriyor hep bu uçurumlarda kaybolmaya çalışan umutlara çabayla.. Ve sen gidiyorsun işte, zamana yarışırcasına. Bilmiyorsun gittiğin yer senin ayaklarını yerden kesecek kadar güzel mi, yoksa geri dönüşü olmayan eline tutuşturulmuş bir bilet mi. Sev demez insan ‘nolur sev’ der, sarıl demez insan ‘nolur sarıl’ der ve ağla demez ki insan aslında ‘nolur gül’ der. Onun lügatinde belki de sevgi yoktu, onun lisanında belki de gülümsetmek yoktu mutluluklarla ve onun dünyasında yoktu ölümü düşünmek, yoktu ölümü anlamlaştıran bir dünya. Sen gözlerinde hayallerini gezdirirken ve yürürken baharlarda, o seni görmüyordu belki de gözünü kapattığında. Bazen aldanır insan, aldanır sevgiye aldanır her ona bakan gözlere. Kalbiyle doğruyu her zaman denk getiremez insan. Oyun gibidir aşk, kimin kazanacağı belli değildir sonunda. Kimi bu köprüyü ilkinde geçerken kimi de kaç kez geçmeye çabalamıştır da hep sallanmıştır o tahtalar, azmine setler koyarcasına. Ne kadar sevdiğin değil kimi sevdiğindir önemli olan, bazen dünyaları önüne serecek kadar severken biri seni, sen kapılırsın seni inatla sevmediğini dile getiren tarafa. İzin ver, bir çiçeği kulağına iliştiriversin sevgisini dile getiren, izin ver yağmurda koşa koşa ıslanıverin gökyüzüne şahit verir gibi anları. Bazı bazı bırak da sohbetler ilerlesin her vakit akarken gün ortasında, bazı bazı çocuk gibi eğlenin parklarda. Özgür bırak kalbini ve ruhunu, özgür bırak sevginin sana koşa koşa gelişini, önüne duvarlar örmeden. Dünyaları senin yapmak neden zor olsun ki ve neden seni ısrarla sevmeyecek birine hala çabalıyorsun ki, sana dünyaları versin diye. Ellerine tutuşturulan o paketleri tek tek açtığında her zaman maddi değeri olan bir hediye çıkmayabilir ama o paketi değerli yapan sadece seni sebepsizce sevendir. Bazen bi paket dolusu balonlar bekler seni, bazen bi paket dolusu mutluluk serüveni. Bazen onun sana olan hislerini anlatan bir mektup da olabilir, bazen hayallerinde gezdirdiğin bir evet teklifi. Kim bilir belki de her güzel şey olabilir, aklındaki herşey için belki de belki. Hayat oturup da ‘ne kadar kısa’ dediğimizden de çok daha kısa aslında. Bir bakmışsın küçükken giydiğin o mini elbiselerden biriyle karşılaşıyorsun, bir bakmışsın o elbiseyi çocuğuna saklıyorsun. Kimisi değerini bile bile ve dolu dolu tadını çıkarırken yaşamın, kimisi takılı kalıyor geçmişine ve bomboş bir hüzünle yaşıyor geleceğinde. Aşka saygımız sonsuz elbette ama dilerim ki, yok olmasın o güzel günler güller dolusu gençliğinizde ve yaşınız her bir adım ilerledikçe..

Hoşçakalın,

Sevgiyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.