“Silici Operasyonunda”; Konya

Bildiğiniz gibi KOM Dairesi ve MASAK koordinasyonunda 50 ilde düzenlenen ve "silici" adı verilen operasyonda akaryakıt üzerinden vergi kaçıran 220 kişi yakalandı. Cumhuriyet tarihinin en büyük "akaryakıta bağlı vergi kaçakçılığı" operasyonunda 608 milyon litrelik satış verisinin sistemden silindiği belirlendi. Peki 16 Ocak’ta yapılan bu operasyon konusunda basın ve kamuoyu yeterince bilgilendirildi mi? Sanırım hayır cevabınızı duyar gibiyim. Bu konuyu yakından takip eden bir insan olarak film senaryosu gibi yıllardır işlenen bu suçu daha yakından anlatmaya çalışayım. Hepimizin anlayacağı şekilde izah edecek olursak, araçlarımıza aldığımız akaryakıt nasıl oluyor da kaçak olarak depolarımıza girebiliyor. Yıllardır sayısız şikâyet olmasına rağmen bu düzen neden 2021’e kadar çökertilemedi, akaryakıtın ülkeye giriş biçimi mi kaçak yoksa usullerden dolayı mı kaçak? İzah etmeye çalışayım.

Türkiye’ye akaryakıt sadece TÜPRAŞ üzerinden dağıtım şirketleri vasıtasıyla dağıtılmaktadır. Yurtdışından ithal edilen yakıtlar TÜPRAŞ tesislerinde “marker” denen özel kimyasallar ile millileştirilip piyasaya sürülmektedir. EPDK’dan dağıtım lisansı alan dağıtım şirketleri kendilerine Türkiye’nin hemen hemen her noktasında bayiler oluştururlar. Bu bayilere TÜPRAŞ’tan satın aldıkları akaryakıtı satarlar. İşte kaçakçılık tam da burada başlıyor. Şehirlerarası yollarda adını sanını duymadığımız değişik logo ve reklamlara sahip istasyonlar (hepsini genellemeden) bu işlere meyletmiş istasyonlardır. Bu istasyonlara gelen yakıt normal şartlarda TÜPRAŞ’tan X dağıtım şirketine çıkış yapılır. Bu X dağıtım şirketi de kendi bayilerine bu yakıtı fatura eder. Fatura edilen yakıt istasyonun tanklarına döküldüğü an tankların içindeki seviye ölçüm cihazları, bu veriyi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na online olarak iletir. Bu veri transferi 5 dakika arayla sürekli paylaşılır. Bu sayede EPDK istasyona gelen yakıt, satılan yakıt gibi verileri sürekli takip altında tutar. Bu elektronik transfer hizmeti ise yine EPDK’dan lisans almış elektronik firmalar tarafından yapılır. Unutmadan söyleyeyim ki bu lisansa sahip Konya’da birkaç firma var. Zaten Türkiye genelinde de yanılmıyorsam 5-6 kadar firma var ve ne yazık ki bu kaçakçılığa aracılık eden iki otomasyon firması da KONYALI!

“SİLİCİ” her ne kadar Cumhuriyet tarihinin en büyük kaçakçılık operasyonu ise de operasyon sonrası doyurucu bilgiler gelmedi. Sanırım soruşturmanın güvenliği açısından böyle uygun görüldü. Çünkü dev bir operasyon oldu.

Şimdi bu kaçakçıların senaryo zincirine geri dönelim. Örneğin; TÜPRAŞ’tan yakıt alan X dağıtım şirketi 100.000 litre yakıt satın aldığını düşünelim. Bu yakıtın faturasını da aldı haliyle. Bu X dağıtım şirketi bu resmi olarak satın aldığı yakıtı herhangi bir şehirdeki bayisine gönderiyor. Fakat faturayı başka istasyona kesiyor. Yani milli olan yakıtı vergisel olarak kaçak statüsüne sokuyor. Peki bunu neden yapıyor? Elinde fiziksel olarak yakıt yok fakat 100.000 litrenin karşılığı olan fatura bahsi geçen ikinci bayinin elinde. İşte bu bayi elindeki faturayı KDV ödemesi çıkan yani fatura ihtiyacı olan kişi ya da kuruluşlara; yani devlete %18 vergi ödemek yerine daha az vergi ödemesi için elindeki faturayı %9-10 gibi oranlara satıyor. Yani hem yakıttan kazanıyor. Hem de ekstra %9-10 kazanç daha elde ediyor. Peki az önce anlattığım gibi bu 100.000 litre yakıt istasyonun tankına nasıl girecek? Hani EPDK’da sürekli veri transferi vardı? Faturasız giren bu 100.000 litre yakıtın hesabı sorulmaz mı? Maalesef sorulamıyor. Orada da kaçakçılığa ortaklık eden elektronik firmalar devreye giriyor ve yaptıkları korsan yazılımlar sayesinde EPDK’ya giden verileri bozuyorlar. Diyebilirsiniz ki peki biz yakıt alırken bize fiş veriliyor o ne olacak? Ona da cevabı vereyim; televizyonlarda görmüşsünüzdür operasyon yapan polisler pompaların yanındaki yazarkasaları kontrol ediyorlardı. Bildiğiniz gibi yazarkasa fişleri vergisel olarak BABS’ye tabi olmadığı yani kâğıt parçası hükmünde olduğu için kaçakçılar gece 23:59 da gün kapanmadan yazar kasaları oynayıp tahrip edip sıfırlayarak bu duruma da çözüm bulmuşlar.

            Bu düzen içinde devletin uğratıldığı vergi zararı tam 15 MİLYAR TL. Yani yine senden, benden, ondan alınan vergiler var ama milyarlarca lira vergi kaçakçılığı ile lüks yatlarda gezi yapan akaryakıt patronlarına vergi yok… Ülkemizi bu denli zarara uğratan çete nihayet çökertildi. Konya’nın adını bu şekilde duyuran bu otomasyon şirketleri de umarım yakın zamanda duyurulur. Duyurulur ki bu şekilde sessiz sedasız olmaktan çıkıp kamuoyu gözü önüne serilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum