Sema KAVAK ile HAFTASONU…

İnsanı; diğer canlılardan ayıran temel özelliğin aklı olduğu sonra da bu akıl ile eriştiği bilgi sayesinde üretkenlik oluşturabildiği ifade edildi yıllarca ve zamanla yapılan araştırmalar arttıkça, diğer canlılardan farklı olarak duygu sahibi olduğumuz ortaya çıktı ki bu bizi erişilmez kıldı.

Okurken bile böyle bir varlık gurubunun içinde olmak bizi onurlandırdı ancak sahip olmanın getirdiği rahatlıkla hepsini hoyratça kullanabilme özgürlüğünü kendimize hak gördük.

Ve sonra yorulduk, tükendik, tükettik…

Yıl 2017, aklı kullanmak ve üretkenliğe dair bakalım yapılanlara… çocuklarımız düşünmüyor, sorgulamıyor, eleştirmiyor ve sonuçta soru sorma ve cevap verme yetisi gelişmiyor. Bunun için bunları yapabilen sağlıklı anne baba ya da yetişkin birey modellere ihtiyaçları var ki ancak onlarda telefonun, tabletin, bilgisayarın, televizyonun karşısından kafasını kaldırmıyor. Zaten eğitim sistemi ezbere dayalı. Bireysel farklılıklara yer yok, yeteneklere yer yok… hepsi standardize edilmiş çocuklar halinde. Ailenin ya da okulun belirlediği hedefler doğrultusunda ilerleyen bir nesilin kendisine ve ülkesine bir faydası dokunmayacağı bir gerçektir. Üstelik bu nesil, diğer ülkelerin bilimsel ve teknolojik alanlarda ilerlemelerinden ortaya çıkan ürünlere de bağımlı olacağı aşikardır.

Tabi bu arada hocam yapmayın, o kadar değil nidalarını duyar gibiyim lakin üreten, keşfeden öğrenci sayısı ile devam eden öğrenci sayısını kıyasladığınızda ne demek istediğim daha çok anlaşılacaktır umudundayım.

Gelelim bizi üstün kılan diğer konuya; duygulara… biz burda da çok hoyratız. Sevdik mi ölümüne sevmedik mi yine ölümüne kadar götürebiliriz duygumuzu. Neşemize, merhametimize, cömertliğimize… sahip çıktığımız kadar öfkemize, kıskançlığımıza, kibirimize, kinimize de kucak açabilsek belki hayatı daha dengeli yaşayabileceğiz. Birileri sabrını artırırken sevgisini yok etmiş, birileri cömertliği ortaya koyarken kibirini beslemiş ve sonuçta yerinde zamanında gösterilemeyen ortaya çıkarılamayan duygular ve ilişkiler… Böylece insan ilişkilerini düzenleyici rol üstlenen duygular; bizi önce ilişkiden sonra da kendimizden uzaklaştıran yabancılaştıran bir hal alıvermiş.

Pazar pazar demem o dur ki; sahip olduğumuz şeyleri anlamlandırabilmek kıymetlendirebilmek için önce içini dolduralım… yoksa biz akıllıyız üretiyoruz üstünüz falan demeyle olmuyor bu işler.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.