Mustafa Ekmekcioğlu

Mustafa Ekmekcioğlu

Müslüman toplumda yabancı gibi yaşamak

Müslüman toplumda yabancı gibi yaşamak

Her geçen yıl  aranmaya ve özlenmeye başlandı. İnsanlık tarihinde bir şeyler düzgün gitmemeye başladı. Artık dünyanın mihenk taşı yerinden oynadı ve  asırlardır büyük fedakarlıklarla kurmuş olduğumuz insanlık köprüsüde çatırdamaya başladı.

Şöyle bir etrafınıza bakacak olursanız  insanlık olarak büyük bir karmaşanın içerisindeyiz. Artık insanları sarmalayan bu karmaşa giderek kısır döngü halini de almaya başladı. Toplum olarak insan olmanın erdem ve kutsallığını yavaş yavaş eritmekteyiz.

Aslında biz böyle bir toplum değildik. Son yıllarda bize bir şeyler oldu ve insan olma, aile olma gibi vasıflarımız törpülenmeye başlandı. Toplum olmadığımız ve toplumsal davranmadığımızda bir gerçektir.

Kadına şiddet uygulayan, hayvanlara karşı acımasız olan ve çocukların can güvenliğini yok sayan olaylara ve olağanüstü şeylere hepimiz şahit olmaktayız. Okumuşu cahili, kentlisi köylüsü ile hepimiz büyük bir deformasyon içerinde yaşayıp gidiyoruz.

Atalarımızın yaralı kuş için vakıf kuran medeniyetlerinden nasıl bu hale geldik inanın anlaması zor. Artık bırakın yaralı kuşu tedavi etmeyi, sokakta gezen canlı hayvanlara tekme atan bir topluma geldik. Allah’tan ki herkes aynı ruh halinde değil.

Artık başkalarının düşünce ve uyarıları ile hayatımıza yön verir olduk. Başkalarının yönlendirme ve uyarıları ile hayatımızı ve ailemizi yok etmeye karar verdik. Ancak hiç düşünmedik ki bunların uyarı ve dikkatleri bizim için mi, bizim iyiliğimiz için mi?

İnsanlığımızı usul usul kaybetmenin yanı sıra şimdi de aile kavramını dinamitlemeye çalışıyoruz. Köklü ve büyük tarihimizin en önemli kavramlarından olan aile bütünlüğü bir takım gereksiz ve uydurma bahanelerle yok edilmeye çalışılmaktadır.

Aslında yaptığımızın yanlış olduğunu bilmemize rağmen, aile bütünlüğünü dinamitlemekten de geri kalmıyoruz. Çünkü gömleğin birisi yanlış iliklendiğinde iki yakamız kesinlikle bir araya gelmez. Bunun sonucu da başta alınan bazı kararlar ileride onarılması zor durumlara sebep olabilir.

Köklü tarihimiz ve bu tarihimizin bize kazandırdığı kültür ve dinamikler, maalesef artık bazı insanlar eliyle ve isteyerek yok edilmeye çalışılıyor. Müslüman bir coğrafyada yaşamamıza rağmen yabancı kültürleri yaşamanın tezatlarını  görüyoruz ama anlamıyoruz.

Olaylara ve durumlara yabancı gözü ile bakıyor, ama yaşantımızı Müslüman coğrafyada sürdürüyoruz. Yaşanan bu tezatlarda bizi onarılmaz yaralar açmaya doğru yöneltiyor. Artık kendimize, kendi dünyamıza, kendi medeniyetimize ve Müslüman toplum olmanın erdem ve sorumluluğuna dönmenin zamanı gelmedi mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.