Türkiye Altından Bir Tas, İçinde Akrepler Olmasa

Yaz mevsimi denilince akıllara tatil, deniz, kum, güneş ve eğlence gelirdi. Doğa meyvelerini sunardı, özgürlük alanımız genişlerdi. Fakat bu yıl yaz mevsimi tam bir felakete dönüşüverdi.

2020 yılına ‘felaketler yılı’ dedik ve bittiği zaman yaşanan felaketlerin sona ermesini umut ettik. Ama olmadı. Bu yıl yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte felaketler arka arkaya geldi. Çiftçilerden olumsuz haberler aldık. Son yılların en büyük kuraklığı nedeniyle çiftçi zor günler yaşarken, bunun sonuçlarını tüketiciler görmeye başladı.

İklim değişikliği, kuraklık derken, buna üzülürken diğer yandan Karadeniz’i ve Doğu Anadolu’yu sel vurdu. Köyler, kasabalar adeta sürüklendi. Can ve mal kayıpları had safhada oldu.

Tam koronavirüs vakaları düşüşe geçti derken, değişik varyantlar türedi. Vakalar yeniden artmaya başladı. Hastaneler yine kalabalıklaşıyor. Ölümler artıyor…

Uzunca bir süre Marmara’da müsilaj istilası konuşuldu. Halk arasında deniz salyası denilen bu müsilaj ile ciddi bir mücadeleye girişildi.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de cennet vatanımızın dört bir yanında ciğerlerimiz yandı, yanmaya da devam ediyor. Geleceğimiz adım adım yok olurken, ortaya çıkan tartışmalara değinmeyeceğim. Çünkü bu tartışmaların yeri ve zamanı olmadığını düşünüyorum şimdilik.

Bu çevre felaketlerinin yaşanmasında insanoğlunun etkisi var. Yaşananlar kimi zaman ihmal, kimi zaman vurdumduymazlığın sonucudur. “Biz nerede hata yaptık” diye düşünmeli insanlar. Dediğim gibi, bu felaketlerin yaşanmasında hepimizin rolü ve etkisi var.

Yaşanan felaketlerde millet olarak kenetleniyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde hareket ediyoruz. Bu gerçekten de gurur verici. Her toplumda olmayan bir özellik. Ah bir de içimizde şu fırsatçılar olmasa. Fırsatçılar yine adeta kanı beynime sıçrattı. Fırsatçı derken neyi kastediyorum? Hani şu depremde ev kiralarına, virüste kolonyaya, dezenfektana zam yapanlar var ya işte onların ta kendileri. Bu sefer de ülkenin dört bir yanı orman yangınları ile yanıp tutuşurken eldivene zam yapmışlar. Yahu bu nasıl bir insanlıktır, bu ne para gözlülüktür…

Isıya dayanıklı eldivenler bazı yerlerde 45 TL’den 90 TL’ye çıkmış. Elektrik aktivasyonlu yangın söndürme topu 6 ay önce 262 TL iken bugün 483 TL olmuş. Yuh, pes, ayıp…

Bunun adı hainlik değilse nedir, utanmazlık denmez de ne denir? ‘Biz bize yeteriz’ diyoruz da bunları görünce ‘Biz bize kitleriz’ demek geliyor içimden sırf bunların yüzünden. Güzel ülkem altından bir tas, içinde akrepler olmasa. Fakat milletimden gelecek adına umudumu kesmek istemiyorum. Azınlık olduğunu farz ediyorum. Ama görmezden de gelinmemeli diye düşünüyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar