Seçimler ve Sonrası

Seçimlerle ilgili birçok varsayımlarda bulunduk. Konya’da 10 civarında ilçenin AK Partili belediye olmayacağını, AK Parti’nin oy düşüşü yaşayacağını, vatandaşın muhalefete güvenmediğini o nedenle bir alternatif oluşturmadığını defaten hep yazdık.

Bu konularda işin doğrusu, düşüncelerimde bir farklılık yok. Vatandaş Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sonuna kadar güveniyor. Ancak AK Parti teşkilatlarına ve yöneticilerine güvenmiyor. AK Parti kanadında böyle bir sorun aşikar olarak ortada. Buna bir de MHP’nin, AK Parti tabanından oy “çalmak” için uğraştığını düşünürsek, AK Parti maalesef Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında durmak isteyen ancak AK Parti’nin teşkilatlarına destek vermek istemeyen bir vatandaş kitlesiyle karşı karşıya… Yani Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi AK Parti tabanında Erdoğan’ın başarısı için uğraşan aynı zamanda AK Parti teşkilatlarının başarılı olmasını istemeyen bir seçmen kitlesinin oy tavrı, seçim sandığına gitmeden çok da belirgin olmayabilir.

Bu arada MHP’nin hedef kitlesi ayan beyan ortadadır. O da AK Parti seçmenidir. Yani AK Parti seçmeni muhalefet partilerine kaymakta zorlanırken, MHP’ye kolaylıkla oyunu verebilmektedir. Böylelikle eriyen MHP, kayıplarını AK Partili seçmenle doldurabilmektedir. Bu da, hem MHP’nin hem de AK Parti teşkilatlarının başarılı olmasını istemeyen AK Partili seçmenin işine gelmektedir.

Buraya kadar daha önce de birkaç kez yazdığımız konulardı. Şimdi asıl sorun bundan sonraki süreçte neler olacak?

Malumunuz olduğu üzere, kamuoyunda “yeni bir parti” kurulması konusu gündemdedir. Aslında uzun süredir herksin dilinde Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül, Ali Babacan gibi isimlerle yeni bir parti kurulacağı konuşulmaktadır. Ama halihazırda bir resmi açıklama ya da somut bir adım gözükmemektedir.

Burada konu aslında çok açıktır. Türkiye’de yeni bir parti kurulacaksa bile bu parti AK Parti’den ayrı düşünülemez. Yani tutup da CHP’nin içerisinden çıkıp bir parti kurmaya kalkarsan katiyen alternatif oluşturamazsın. Veya ANAP-DYP bağlamında eski politikacıların oluşturacağı bir parti ülkede vatandaş açısından bir alternatif parti haline gelemez. MHP’den ayrılanların kurduğu parti, İyi Parti’nin alternatif olamaması bunun için en iyi örnek olarak gösterilebilir.

“Peki, kim veya ne alternatif olabilir?” diye sorarsanız söyleyeyim; Ak Parti’de koltuğunu kaybetmişler, bir şekilde atıl kalmış, kırılmış, politikacılar bunu alternatif hale getirebilirler. Şimdi buraya baktığımızda da Ahmet Davutoğlu ismi, AK Parti içerisinde liderlikte ön plana çıkan isimlerden bir tanesi. Ancak burada şöyle bir sorun var, bu yeni oluşumda Abdullah Gül’e ihtiyaç vardır. Fakat Abdullah Gül, bilinmektedir ki, Ahmet Davutoğlu ile kesinlikle beraber hareket etmeyecek bir isimdir. Bu iki ismi bir arada görmemiz imkansızdır.

Davutoğlu dışında adı geçen bir isim de yine AK Partili eski bakanlardan Ali Babacan’dır. Ali Babacan’ın en büyük artısı Türkiye ve Dünya sermayesi Ali Babacan’ı hoş karşılamaktadır. Aynı zamanda Ali Babacan, gerek Abdullah Gül’ü, gerek diğer AK Partili eski siyasetçileri etrafında toplayabilecek, genç ve dinamik, aynı zamanda sevilen bir politikacıdır.

Gelişmelere bu doğrultuda bakılınca aslında siyasetin nasıl bir yol izleyeceği gözüküyor. AK Parti eğer yerel seçimlerden yüzde 50’nin altında bir oyla çıkarsa yeni parti çalışmalara başlayacak ve hem Ak Partili eski politikacıları hem de belki de mevcut AK Partili politikacıları içerisine dahil etmeye çalışarak bir alternatif oluşturmak isteyecektir.

Bu durum, Tayyip Erdoğan’a rağmen olabilir mi olamaz mı derseniz, bunu gözleyip göreceğiz.

Tabii ki 31 Mart seçimlerinden sonra ülkeyi çok da iç açıcı durumlar beklememektedir. Doların gittikçe dünya piyasalarında daralması tabii ki dünya ekonomilerini de etkilemektedir. Bununla mücadelenin en iyi yolu “üretim” iken maalesef ülke olarak üretimden tamamen uzaklaşmış durumda ve tamamen dışa bağımlı bir yaşam tarzı ile baş başa kalmış durumdayız.

Bu durum Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven biraz azaltır ve vatandaşı yeni bir alternatif aramaya mahkum ederse, bilinmeli ki alternatif yine AK Parti’nin içerisinden doğacak bir yapılanma olacaktır.

Tabii ki son olarak şunu da söylemeden geçmemek lazım: Ülkede siyaset öyle bir çıkmaza girmiş ve kendi içerisine kapanmıştır ki, ne siyasi bir lider, ne bir siyasetçi ne de bir devlet adamı yetiştirmekten aciz duruma gelmişizdir. Bu nedenle de AK Parti’nin alternatifi ancak AK Parti’ye dargınlar olacak gibi gözükmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.