Parlamenter sistem nasıl güçlenir(I)

Bilindiği üzere son zamanlarda bilhassa muhalefet partileri cephesinde bir “güçlendirilmiş parlamenter sistemi” lafıdır gidiyor. Tabii ki böyle bir gündem oluşturulunca vatandaş da sanki ülkenin birinci plandaki konusu buymuş gibi düşünerek, bu gündemin peşinden koşturuyor. 

Aslında yapılması gereken yakın tarihimizdeki parlamenter sistemdeki gelişmeleri şöyle bir değerlendirebilmek lazımdır. 1980’li yıllarda ANAP kurulmuştur. Ve partinin aslında tek hakimi Turgut Özal’dır. O, ne derse o olur. Rahmetli Özal başkanlık sistemi için çok uğraşmış ama bu konuda başarılı olamamıştır. Ancak parti içerisinde mutlak hakim olan Turgut Özal’dır. Diğer taraftan DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel de ardından kitleleri koşturan, çok baskın bir liderdir. Ve o da parti içerisinde mutlak hakimiyet sahibiydi. Gelelim Bülent Ecevit’e… DSP, tamamen kendisinindi ve parti içerisinde mutlak hakimdi. Hatta ilçe ve il teşkilatları kotalı olarak üye yapar, kotayı aşarlarsa o ilçe teşkilatını görevden alırdı. Deniz Baykal, 1992’de CHP’yi kurdu. Ve CHP, Baykal ne derse onu yapanların partisi olmuştu. Refah Partisi’nde Necmettin Erbakan, MHP’de Alparslan Türkeş isimlerinin sözlerinin üzerine söz söylenebilir miydi?

Hatta daha sonraları Tansu Çiller, Mesut Yılmaz. Devlet Bahçeli gibi isimler partilerinin başına geçince de durum değişmedi. O zaman da bu yeni liderler partilerinin içerisinde mutlak egemen oldular. Zaten bu yeni liderlerin partilerinin başına gelişi de demokratik bir süreçten ziyade, bilakis genel başkanları Turgut Özal ve Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanı olduktan sonra genel başkanlıkları bırakmasıyla ve de Alparslan Türkeş’in vefatı üzerine gelen yeni genel başkanlardı. 

Genel seçim geldiğinde milletvekili adayları ortaya çıkar ve kimlerin milletvekili adayı olacağına genel başkanlar karar verirdi. Yerel seçimler geldiğinde kimlerin belediye başkan adayı olacağına genel başkanlar karar verirdi. Ve halka liyakat yerine genel başkanlara liyakat siyasetin temelinin oluşturmuştu. Bu şekilde bir seçimle TBMM’ye gelen milletvekilleri partilerinin (daha doğrusu genel başkanlarının) aldığı karar neticesinde Meclis Genel Kurulu’nda evet veya hayır oylarını kullanırdı. 

Siyasetteki 1980’den sonraki süreçte vakıa aynen böyleydi. Peki, şimdi başkanlık sistemine geçtik ne oldu? Tabiri caizse “malumun itirafı” demek sanırım pek yanlış olmayacak, aynı durum devam ettiği gibi, bu durum yasal bir hal almış oldu. Eskiden başbakan, namı diğer “beyefendi” tek adamdı. Şimdi Cumhurbaşkanı, namı diğer “beyefendi” tek adam pozisyonuna geldi.

Aslında sistem şöyle; partiler tabandan tavana doğru yani belde teşkilatlarından genel merkez teşkilatlarına doğru bir örgütlenmeyle genel başkanını seçer. Böylelikle genel başkan da tabanına bir minnet içerisinde olur ki; kendilerini seçenler oldukları için… Sistemin işleyişi pek de öyle değil. Tam tersi tavandan tabana doğrudur. Yani genel merkez yönetimi il ve ilçe yönetimlerini belirler. Dolayısıyla da il ve ilçe yönetimlerinden de sadakat bekler. Hal böyleyken, acaba sorun sistemde mi, sistemin işleyişinde mi? 

Aslında burada parlamenter sistemde bir sıkıntı yok. İşleyişlerde sıkıntı var. Bunun için de yasal değişiklikler yapılmalıdır ki; mesela seçim kanunu, partiler kanunu değişmelidir ve milletvekilleri halkın kendi iradesiyle seçilmelidir. Halkın iradesiyle seçilen milletvekilinin sorumlu olacağı mercii halk olur. Şimdi ise bu durumda milletvekillerini aday gösteren genel başkan, milletvekillerinin sorumluluk mercii olmaktadır.

Bunun aslında en güzel örneklerinden birisi de MHP’de yaşanan krizdir. MHP’de Devlet Bahçeli’nin karşısına aday olmak isteyen Meral Akşener ekibi tasfiye olmuş ve İyi Parti’yi kurmuşlardır. İyi Parti’de Meral Akşener’e bayrak açan Ümit Özdağ ekibi de tasfiye olmuş ve onlar da yeni parti kurmuşlardır. Yani genel başkan demokrasisi her yerde aynı şekilde işlemektedir. Ve de kanunlar değişmeden parlamenter sistemi güçlendirir misiniz, güçlendirmez misiniz bilmem ama hiçbir şeyi değiştiremeyeceğiniz ortadadır. 

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum