Basın “günah keçisi”

Son günlerin “ünlü” milletvekili, İyi Partili Fahrettin Yokuş dün bir basın toplantısı yaptı. Yine geçmişten gelen o “sendikacı” tavrıyla verdi veriştirdi. Kendince her söylediğinin doğruluğunu ispata yöneldi ve aynı zamanda da bunu yaparken de “namlunun ucunda” basın vardı.

Muhalefet partilerinin genelde ortak tavrıdır: “basın bize gereken önemi göstermiyor” mantığı…

Bu mantık da “basının tarafsızlığı” diye ortaya atılan bir laftan çıkmıştır sanırım. Basın taraflıdır. Bir kere bunu açık ve net ortaya koymak gerekir. Konya’da HDP’nin haberlerini yaptırabileceğiniz bir yayın organı yoktur. Ne oldu? Basın, tarafsız olacak diye HDP’nin haberini yaymak zorunda mı?

Her yayın organının bir yayın politikası bulunmaktadır. Bu yayın politikasına göre de haberlerini düzenlemektedir. Yani bu konuda “benim haberimi yaptı-yapmadı” tartışması doğru değildir.  

Bendeniz siyaset bilimiyle de uğraşan bir gazeteci olarak basın toplantısında gereğini özetle söyledim ama buradan da yazayım; Konya sert üsluplu siyasete alışık değildir. Konyalı Devletine hep sahip çıkmıştır. Konyalıya göre Devletin temsilcisi de Validir. Dolayısıyla Konya her dönemde valisine sahip çıkar. Siyasetçinin muhatabı siyasetçidir. Eğer Konya’da veya Türkiye’de kötü giden bir şey varsa bunun müsebbibi siyasi iktidar olur. Dolayısıyla öncelikle hedefi doğru seçmek lazımdır. Bunun dışında Devletin kurumlarıyla, kuruluşlarıyla, idarecileriyle, yöneticileriyle yazışma adresi sosyal medya değildir.

Konya halkı kavga eden siyasetçiyi sevmez. Sesi yüksek çıktığı için milletvekili seçilen bir politikacı en azından Konya’da yoktur.

Bir de politikacının söyledikleri kendisini her dönem bağlar. Mesela İyi Parti’nin özgürlükler getireceğini, baskıların son bulacağını, basına da özgürlük geleceğini seçim çalışmaları sırasında hem Sayın Yokuş’un hem de Genel Başkanları Meral Akşener’in ağzından çok kez duyduk. Bunu seçimlerde söylerken bir gazeteci arkadaşımızın sosyal medyadan paylaştığı “Fahrettin Yokuş’un Ankara’da oy kullanacağı” konusu eleştiri konusu olamaz. Hele ki bu doğru bir eleştiri ise... Yani Fahrettin Yokuş milletvekili seçildiği seçimlerde kendisine oy verememiştir. Durum böyle değil midir? Bu durum garip değil midir? Ve bunu paylaşan bir gazetecinin eleştirmesine tepki vermek doğru bir tepki midir?

Dolayısıyla benim naçizane tavsiyelerim şunlardır. Öncelikle Sayın Milletvekili sendikacı kimliğinden arınacak ve daha sakin, daha kulağa hoş gelen bir üsluba bürünmelidir. Toplumun her birimini karşıya almayı bırakmalıdır. Valisiyle, belediye başkanlarıyla, müdürleriyle, siyasetçisiyle, basınıyla kavgalı bir milletvekili olmaz. Bunların hepsiyle bir an önce kucaklaşmalıdır.

Küçük bir notta Çorum meselesine düşeyim burada: “Deveye diken…” lafının karşılığı Türkçede bellidir. Yani işin doğrusu hiç evirip çevirmeye gerek yoktur. Türkçe sözlük falan önermek bu işi kurtarmaz. Çünkü Türkçe sözlük önerirseniz, birisi de çıkar, Türkçe argo sözlüğü öneriverir, mahcup olursunuz. O nedenle, bir şeyi hukuken savunmak değildir önemli olan; vicdanen savunmaktır. Yanıltıldığınız bir haberden bu paylaşımı yaptığınızı zaten söylüyorsunuz. Çorum halkını kırmaktan ötürü üzüntü duyduğunuzu da belirtiverin ne olacak ki?

Siyaset, insan kalbi kırma işi değil, insan kalbi kazanma işidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.