Büşra Kavasoğlu

Büşra Kavasoğlu

Bambaşka

Boşvermişlik kaplar ruhunu, canın sıkılır çok sustum sanarsın. Keyfin yoktur uykuya çok kapılırsın. İçinde bişeyler yalnızlığa mahkum ederken bedenini dışının umrunda değildir yalnızlık. Çünkü gündüzler değil geceler anlar kalbini.. Sığlaşır düşüncelerin yok olur sanki kurmuş olduğun hayallerin. Rutine takılırsın, sıradanlaştı sanarsın sanki hayatın. Bi defter notların vardır çalışman gereken, sorumlulukların bekler ağır ağır yürümelerini. Acele acele yetişmeye çalışırsın yarım bıraktığın herşeyi tamamlamak için, tembelleştiğin her günün telafisini yapmak için. Tam koşa koşa giderken ve tam bıkmışken hayattan, bir çift göz koparıverir seni o sıradanlıktan. Zaman yavaşlar yavaşlar yavaşlar ve durur hayat. Sanki her yolunun ona çıkmasını bekliyormuşsun da bunca zaman ama geç kalmışsın gibi uykularına kapılınca. Sanki dillerin tutulmuş gibi o an, sanki nabzın böylesine çok yükselmişken bi anda duruverecekmiş gibi. Ve sanki aşık olmuşsun gibi..

Her kapatmaya çalıştığın kapı şimdi aralanmış gibi, her kaçırdığın fırsat yeniden önüne gelmiş gibi. Sabahların da bi anlamı var artık, erken kalkıp işlerini bitirmeye çabalıyorsun. Bitsin ki yetişesin gözlerine kapılıp kaldığın aşk’a. O da seni farketti mi diye yoklamalısın hayatını bambaşka yapanı, seni hayattan bi anda koparıp yeniden hayata bağlayanı. İşte aşk böyle, kimine sahice kimine hayâlce. Kimini hayata yeniden döndürürken kimisi de pencere kenarlarında hala sokağın başını beklemekle..

Aşk’ı anlatmaya yeltenen kaç insan var evrende, kaç ağlayan yürek var evlerde ve evet göremesenizde bi yerlerde aşkta güzellikleri yaşayan insanlar var köşelerinde. Aşk gizemli bir kelime, çokca anlama bürünen her yaşayanda yüreğine ayrı bir anlam koyan tek kelime. Aşk onu arayana, isteyene ve hatta istemeyene bi anda bi çok sebeple kapısının önünde. Aşk bi saate bakarken sana o saati söyleyende. Aşk kimi zaman sigarasını üflerken karşıdan onu gözetleyende, yağmurun altında ıslanırken şemsiyesini sana tutanda değil aşk seninle beraber ıslanmayı isteyende. Belki bi kafede aşk, senin yudumladığın kahveyi kaç yudumda bitireceğini uzaktan gizlice sayabilende. Bir merhaba aşk, sonra merhabanın boyutunu öpücükle değiştirebilende. Aşk onu bekleyene koca bi belirsizlik, kapına geldiğinde ise koca bi hiçlik. Hiçlik aşk, çünkü her anlatmaya yeltendiğinde dilinin düğümlenmesinde ve dilinin ucuna geldiği an gözüne ilişen anılarda işte anlatamadığın her an, sadece gülümseyip geçtiğin ama kafanda biriken kalbini titreten o yerde aşk. Hani ‘neyin var?’ diye sorarlar ya bazen etrafımızdaki bi dostumuz, bişey vardır ama anlatamazsın ya işte ‘neyin var?’ sorusuna cevap verdiğin gibidir aşkın cevabı da; ‘’Hiç’’

Evet aşk bazen dev bir uçurum ve bazen deli gibi bi vurgun aslında. Herkese göre değişen kelimelerde gizli anlamı. Keşke her aşk şanslı olsa, her aşkın sonu mutlu kalsa. Geceleri beraber o sayısız yıldızları sayamasa aşıklar mesela, dileklerini sıralasalar ardı sıra. Bi kahve elinde, kalbinde derin bir hüzünle karşılamasa geceyi aşk’ı bulanlar. Şafak gökyüzüne eriştiği an gözyaşlarıyla uyuyup kalmasa aşkına hasret kalanlar. Ama bilirsiniz aşkın rengi gözlerin elası gibidir, kimi zaman yeşile kimi zaman kahveye yön alır ve çoğu zaman ela olup aralıkta kalır. Sabır kalbin de aşkın da anahtarıdır. Aşk onu anlayabilene yıllarını vadeder. Sizce biz bu yola çıkmaya hazır mıyız? Haydi toplayın kalbinizin bavulunu, ruhumuz aşk yolculuğunda. Korkmayın çünkü Aşk bu hayattaki bambaşka olan ve hiçbir şeye benzemeyen tek şey..

Bambaşka bi hayata,

Bambaşka bir sizi sadece bambaşka bir Aşk’a emanet ediyorum.

Hoşçakalın,

Aşkla..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.