Barbaros Ulu

Barbaros Ulu

Mağdurun Söz Söyleme Hakkı Var

Mağdurun Söz Söyleme Hakkı Var

Bir zaman bir kurban bayramını memleketimde geçirmek istedim. Bayram namazını yolda bir camide kılıp namaz sonrası topluca yenen aile yemeğine katılmak niyetim. 

Antalya Çevre yoluna çıkıp oradan Karaman Yoluna geçeceğim. Bu yol tenha olur çoğunlukla. Bir de ne göreyim, Çevre yoluna iki gidiş, bir geliş olan bu kavşakta km.lerce uzanan bir araç kuyruğu var. Nere gidiyor, bu saatte bu araçlar derken gecikmeli de olsa jeton düştü. Belli ki ileride çardaklar var. Vatandaş sabahtan kurbanını kestireyim diye erkenden yola düşmüş. Ne yapayım ne edeyim derken baktım, bazı gözü açıklar karşıdan gelen araçların şeridi boş olduğu için o şeride geçiyor. Benim bu gözü açıklardan neyim eksik, hayatımda bir gözü açıklık da ben yapayım deyip peşlerine ben de takıldım.

Bu durum pek içime sinmese de içim içime sığmadı. Çünkü kedi olalı bir fare tutacaktım. Ben ters şeritten erkenden geçip giderken sağımda upuzun uzanmış araçlar ne kadar bekleyecekti, kim bilir? Az sonra korna sesleriyle irkildim. Ne oluyor demeden, ışığından kalkıp gelen arabalar ters yola dizilmiş araçlar yüzünden yollarına devam edemedikleri için korna üstüne korna basıyor. Önümdekiler, tepki gösterilmesine rağmen sağdaki araçların arasına güç bela girdiler. Bir tepki de ben çekmeyeyim diye sağa girmeye kalkışmadım. Ters yolda sap gibi ortada bir ben kaldım.

Karşıdan gelen araç önüme kadar geldi. Aracından indi. “Bu yaptığın iş mi, ben işime nasıl gideceğim, zaten geciktim” şeklinde epey bir laf saymaya başladı bana. Aracımda yalnız değildim. Üç tane delikanlı vardı. Adam ise yapayalnızdı. Adamın sayıp dökmesine benim çocuklar araçtan inip tepki göstermek istediler. Onlara, “Hiç sesinizi çıkarmayın. Araçtan da inmeyin. Zira ters yola giren biziz ve suçluyuz. Adam ne derse yutacağız. Zira hak ettik. Çünkü adamı mağdur eden biziz. Mağdurun ise söz söyleme hakkı var” dedim. Sonunda sağ tarafımdan yol verdiler de aralarına girdim, yol açıldı.

Yıllar önce başımdan geçen bu anekdotu anlatmamın sebebi “Mağdurun söz söyleme hakkı var” sözüdür. Gerçekten bir konuda biri mağdur ise onu mağdur eden de birileri vardır.  Mağdur eden taraf ise mağdurun mağduriyetten mütevellit sayıp dökeceklerine hazır olmalıdır. Bu söz üzerine biraz durmak istiyorum. Zira insanımızın mağduriyeti say say bitmez. Mağdurun mağduriyetinden dolayı söz söyleme, dertlenme, serzenişte bulunma, tepki gösterme, kızıp bağırma hakkı olmasına rağmen çoğu zaman mağdurun söyleyeceğini ağzına tıkar, üste çıkmaya çalışarak ikinci bir mağduriyet daha oluşturuyoruz. Yanlış bu yaptığımız. Bırakalım da mağdur içini boşaltsın ve deşarj olsun. Çünkü içini boşaltan rahatlar. Aynı zamanda konuşarak içini döken insandan da zarar gelmez. Üzerine bir de özür dilenirse mağdur daha ileriye gitmez ve susar. Hatta olayın ardından kişiler arasında dostluklar bile oluşabiliyor. Mağdurun ağzına lafı tıkamak, üste çıkmaya çalışmak, gerekçe ve bahane üretmek, suçu kabul etmemek, ortamın daha da gerilmesine ve işin uzamasına sebebiyet verir ve iş kavgaya da dönüşebilir. Maalesef bu konuda iyi bir sınav vermiyoruz.

Gelelim günümüze. Malumunuz bugünlerde vatandaş enflasyon ve hayat pahalılığını iliklerine kadar hissediyor. Dövizin ateşi bir türlü sönmüyor. Tepeden tırnağa her ürüne zam geldi hala gelmeye devam ediyor. Vatandaşın alım gücü her geçen gün zora giriyor. Yeni gelen zammın sıcaklığı geçmeden yeni zam geliyor. İnsanımız alışveriş yapmaya korkar oldu. Durum bu iken herkes yaşanan bu durumu dile getiremiyor. Kim hayat pahalılığından dert yanmaya kalksa, şu ürüne ne kadar zam gelmiş dese, birileri üzerine vazifeymiş gibi mevcut duruma gerekçeler üretmeye başlıyor. Nankörlük yapmayın, yapılan onca iyi şeyler var, bunları unutmayın diyerek piyasadan şikayet edenin ağzına lafı tıkıyor. Avrupa’da da böyle, onlar bizden daha zor durumda diyor. Dış güçler, fırsatçılar vs. diyerek suçu başkasına atıyor. Mevcut durum balçıkla sıvanamayacak kadar ayan beyan iken bu kadar savunmacılık, bu kadar alınganlık niye gerçekten çok anlamış değilim. Bırakalım da alım gücü iyice zayıflayan vatandaş yaşadığı haleti ruhiyesini konuşarak dile getirsin. Ha mevcut durumdan şikayet edince piyasa düzelecek mi? Hayır ama en azından içini döküp rahatlamış olur. İnanın, yağmur yağmıyor, kış kurak geçiyor desen, eskiden de yağmazdı, sadece bu hükümet zamanında değil deniyor. Pes doğrusu…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Barbaros Ulu Arşivi

Veda

28 Aralık 2022 Çarşamba 00:02