Nihal Şahsenem Akköse

Nihal Şahsenem Akköse

Ahlak Seviyesi

İnsanoğlunun en çok kullandığı kelimelerden biri ‘ahlak’ kelimesidir. Birçok yerde birçok kez yerli, yersiz kullanırız. Sadece biz değil, dünyanın her yerinde farklı şekillerde kullanılır. Bu kelime insanlık tarihinin en çok kullanılan kelimesi bile olabilir. Ahlak denilince insanların aklına hemen din geliverir. Ahlakın kaynağı doğrudan doğruya inanç değildir.

Öncelikle ahlak nedir ona bakalım. Sözlüğe göre, insanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı bir takım tutum ve davranışların tümüne ahlak denir. Yani bu tanıma göre ahlak kısaca huy dediğimiz şeydir. Buna göre iyi ve güzel olan nitelikleri taşıyana da güzel ahlaklı denir. Birçok felsefeci, hatta filozof ahlaklı yaşamak gerektiğine dair öğretilerde bulunur. Mutluluğun anahtarı olarak tanımlanır. Dolayısıyla ahlak kavramı geçmişten beri etkilidir ve etkili olması da gereken bir kavramdır.

Yeryüzündeki tüm inançlarda insanoğlunun ahlaklı yaşaması gerektiği vurgulanır ve öyle öğretilir. İnsan uygulamada yanlış, eksik, hata yapar o ayrı. Fakat bütün inançlarda ahlak konusu hep ısrarla öne çıkarılır. Peki, ahlaklı olmak için ne lazım, neye ihtiyaç var, nasıl ahlaklı bir ömür süreriz? Ahlakın kaynağı nedir? Burası muallak. İnsanlık bilincinin oluşmaya başladığı dönemden itibaren bu konunun üzerinde durulur. Tartışılır. Tam manasıyla bir fikir birliği yoktur.

İnanç ne olursa olsun, o inanca mensup, inanan insanların yaşantılarında ahlaklı yaşadığını, öyle davranışları olduğunu göstermesi şarttır. Bahsettiğim şey gösteriş yapmak değil o ayrı. Uygulamada ahlaklı bir hayat yaşantı sürmezsen, davranış sergilemezsen zararını görürsün.

Şimdi niye bunları anlattım ona geleyim. Ahlak konusu ele alınmazsa, bugün tartıştığımız konular hep yüzeysel olarak konuşulmuş olur. Ahlaklı yaşamayı göze alamayan bir toplumun iyi sonuçlara ulaşması mümkün değildir. Çünkü ahlak dediğimiz şey akıl ve vicdan meselesidir.

Mesela Japonlara bakalım. Müslüman değiller ama ahlaklı adamlar. Bir işi kötüye kullanan kişi kendini cezalandırıyor. Bireysel ilişkilerde hata, yanlış yapanın yüzü kızarıyor. Devlet yönetiminde yanlış yapan, bir işe ederinden fazla harcadığı belirlenen, ispat edilen yönetici ‘harakiri’ yapıyor. Bir de etrafımızda Müslüman olduğunu söyleyen, iddia eden insanlara bakıyoruz. Ar damarı çatlamış şahsiyetin. Yalan söylerken yüzü kızarmıyor. Kısa yoldan zengin olmak için çalmayı, çırpmayı, garibanın ekmeğine el uzatmayı göze alıyor. Ama Müslüman…

Çağımızda Müslümanların, gayrimüslimlere göre bu denli ahlaksız olması gerçekten kabul edilebilir bir şey değil. Fakat acı ama gerçek. Adamlar hangi parayla, kimin parasıyla futbol maçına gittin diye yöneticisine soruyor. Müslümanlarda da falanca ülkenin prensi de altın kaplama uçaklarla, gemilerle geziyor. Milleti yarı çıplak, karnı aç, çamurda debelenirken. Görüyor musunuz ahlakın geldiği seviyeyi?

Herkese iyi hafta sonları diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar