Poşet, enflasyon ve AK Parti…

Bu ülkeden ve vatandaşlardan umudum hiçbir zaman kaybolmaz. En son naylon poşet tartışması da aslında ters açıdan baktığımızda buna bir işaret. Yani böyle böyle sonunda tartışacağımız isabetli konuları bulabileceğiz. Enflasyonun “yüzde 20” olmasını tartışmak sanırım daha da isabetli bir konu olacaktır. Bu arada AK Parti’de neler oluyor ona da bir bakalım…

MODERN TOPLUMLARDA UYGULANMASI ŞART

Kamuoyunda herkes “25 kuruş ve poşet” tartışması yapıyor. Ancak bu tartışmanın anlaşılmasının imkanı yok. Kardeşim, naylon poşetin kullanılmaması için yapılan bu çalışmada “25 kuruşa naylon poşet almayın” deniliyor. Bu konunun anlaşılamayan yeri neresi? Bana göre iktidarın yaptığı en iyi uygulamalardan birisi bu naylon poşet kullanılmasının azaltılması uygulaması.

Herkes, naylon poşet satışından marketin kazanacağı parayı hesaplamaya çalışıyor. Bu kadar saçma bir şey olur mu? Marketin kazanacağı parayı hesaplayacağına, o marketten poşet satın alma. Yanına eskisi gibi pazar çantanı al; fileni al, ne alırsan al, poşeti satın alma. Bu kadar basit.

Bu plastik poşetlerin, petrol bazlı polietilen maddesinden üretildiğini, polietilen maddelerin ise atık haline geldiğinde ekosistemdeki canlılar ve doğaya zararlı hale dönüştüğünü, plastik poşetlerin sadece yüzde 1'inin geri dönüştürülebildiğini, yüzde 99'unun ise binlerce yıl doğada kalabildiğini unutmamalı…

2018 ENFLASYONU: YÜZDE 20,30

Yıllık enflasyon açıklandı. Ara başlıkta yazdım o nedenle bir daha bir daha yazmanın bir manası yok. TÜİK öyle uygun bulmuş enflasyon değerlerini, bize de inanmak düşer. İşin doğrusu “bunu yemeyiz” ama inanırız. En azından inanmış gözükürüz.

Tabii ki şunu da belirtmeliyim; bu tür TÜİK açıklamaları, TÜİK’in vatandaş nezdindeki güveninin sarsılmasına yol açmaktadır. Hani halk arasında bir deyim vardır “eşek bir okka ise sıpa yarım dirhem” derler. Halk arasındaki enflasyonun ne kadar olduğu üç aşağı beş yukarı ortadadır. Yani “Yerçekimi Kanunu” yoktur derseniz; “Yerçekimi Kanunu” yok olur mu? Bu da bunun gibi bir şey. Yani enflasyon yüzde 20 derseniz, cebimize baktığımızda öyle olmadığı anlaşılmaz mı?

Ekim 2018’de yüzde 25,24 olan enflasyon, aralık ayı sonuna kadar yani 2 ayda yüzde 20,30’a, yüzde 5’ten daha fazla düşürülüyorsa ya “8 ayda enflasyon sıfırlanması lazım” diye ya da “bunu kağıt üzerinde ayarlıyorlar” diye serzenişte bulunmamız sonuna kadar haklı bulunmalıdır.

Şöyle bir enflasyon geçmişimize bakacak olursak; “Derviş Yasaları” denilen kanunlar çıkartıldıktan sonra yapılan uygulamalarla, 2003 yılında yüzde 18,36 olan enflasyon 2004 yılında yüzde 9,32’ye ardından 2005 yılında da yüzde 7,72’ye düşmüştü. 2005’ten itibaren Derviş Yasaları biraz savsaklansa da 2008’de yüzde 10’larda kalmıştı.

Bilhassa 2011’den itibaren seçimler, darbe girişimleri, FETÖ belası, kalkışmalar, yerel ve genel seçimler, küresel ekonomik krizler gibi birçok kırılma noktası olsa da bu aşamaya kadar 2017’ye dek yüzde 8’ler civarında tutmak başarılmıştı. 2017’den itibaren, yüzde 11,92’yi gören enflasyon şimdi geldiği noktada yüzde 20,30’a dayanmıştır.

Hani hava durumunda bir “sıcaklık değeri” olur, bir de “hissedilen değer” olur ya; ekonomide de sanırım olaya böyle bakmak gereklidir. Bu durumu İktidar kesinlikle geniş açıyla değerlendirmeli ve önlemini de bir an önce almalıdır. Enflasyon değeri 20,3 olabilir ama hissedilen bunun çok çok üzerindedir, bilinmelidir.

AK PARTİ’DE NELER OLUYOR?         

Son dönemde AK Parti’de oldukça sıkıntılı günler yaşanıyor sanırım. Ama bu konuya daha sonraki yazımda değineceğim. AK Parti’de 16 Aralık’ta ne toplantısı yapıldı? Hangi Avukat arkadaşın bürosunda oturuldu? 50 civarında kişiyle ne toplantısı yapıldı? Bu konuları bilahare değerlendireyim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.