Önce sorun tespiti

Ülkenin gidişatı çok iç açıcı değil. Döviz aldı başını gidiyor, enflasyon yükseliyor, şirketler büyük sıkıntıdalar, kısacası ekonomi içler acısı bir durumda…

Bir grup, bu durumun AK Parti iktidarına ve de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yıkmak için yapılan bir oyun olduğunu savunurken; işi ülkenin “var olması” ve bağımsızlığına getiriyor. Diğer bir grup da sanki bu ülkede kendileri yaşamıyormuş gibi, AK Parti’yi ve kadrolarını nasıl yıpratabiliriz diye bir gayre içerisindeler.

Bunlardan ikisi de yanlış, beyler-bayanlar.

Cennet bir ülkede yaşıyoruz. Konumu olarak, doğal güzellikleri olarak, yeraltı zenginlikleri olarak, yaşam tarzı olarak, 1923 Devrimi getirileri olarak, gerçekten diğer çevre ülkelerden çok farklı durumdayız. Ve bu sebeplerden dolayı da yüzyıllardır üzerinde hesaplar yapılan topraklara sahibiz. Ve yüzyıllardır, bu topraklar üzerinde yapılan hesaplar, oynanan oyunlar azalmamıştır. Halen sürmektedir. Bu tespite inanıyorum ki herkes katılmaktadır.

Bu hesaplar, bu oynanan oyunlar karşısında zayıf düşmezseniz bu oyunlar başarıya ulaşmaz. Ancak zayıf düşerseniz, yenilirsiniz ve her şeyinizi kaybedersiniz. Bakınız Osmanlı öyle olmamış mıdır? 632 yıl 3 kıtaya hükmet ve zayıfladığın anda koskoca imparatorluk yerle bir olsun. 1919-1923 arası bu hesaplar değişmemiş, bu oyunlar devam etmiştir. Ancak külünden doğan millet doğrulmuş, dikilmiş ve güçlü bir şekilde cevabını vermiş dolayısıyla da bu güç karşılığında Türkiye Cumhuriyeti bu topraklara sahip olmayı sürdürmüştür. Ta ki güçlü olduğumuz müddetçe hiçbir sorunu çözümsüz bırakmamışızdır.

Şimdi gelinen aşamada, ülke güçsüzleşmiş; yine bu hesaplar ve oyunlar ortaya çıkmıştır. ABD ile Türkiye arasındaki sorunun rahip sorunu olduğunu kim söyleyebilir? Bu sorun sadece ülkenin ekonomik ve sosyal zayıflaması ile ilgili bir sorundur.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 100 günde yapacaklarını anlatmıştır ve vatandaşlar yapılacakları çok tatmin edici bulmamıştır. Akabinde Bakan Berat Albayrak ekonomide yapılacakları basın toplantısıyla duyurmuştur. Ancak vatandaşlar bundan da çok tatmin olmamışlardır.

Yani anlayacağınız çok kısa vadede çözülmesi gereken bir ekonomi sorunu ortadadır ancak kısa vadede bir çözüm de gözükmemektedir. Şirketler kan ağlamaktadır. Türkiye zam batağına doğru yol almaktadır. Devalüasyon alenen kendini gösterirken, enflasyon dolar, Euro ve altınla birlikte yükselme yarışı içerisindedir. Ve kimse tatmin edici bir şey söylemezken; “vatan, millet, sakarya” söylemleri bu işe çözüm olmaktan uzaktır.

Cumhurbaşkanı çok değil birkaç yıl önce IMF’ye 5 milyar Euro borç vermekten bahsederken şu anda borç alabilecek bir yer bulamamaktadır. Dolayısıyla şu anda ülkeye en gerekli şey sıcak paradır. Bu sıcak paranın da yeri IMF gibi gözükmektedir.

Konunun iki açıdan bakışı bu şekildedir. Yani burada konuya bakış, taraflı değil bilakis tarafsız olmalıdır. Bu krizin atlatılması için ülkeye sahip çıkılmalı, milliyetçilik burada en birinci konu olarak algılanmalıdır. Ancak bu işin sonunda ülkenin tarım, hayvancılık, sanayi üretimlerini düşürüp, ülkeyi “market yapma” sevdasıyla yola çıkıp, gelinen aşamada ithalat cenneti yapanlardan da hesabı sorulmalıdır.

Suç cezasız kalmamalı ancak suçu çözmeli ve bu cezayı erteleyebilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.