Emel Şerife Hasçağan

Emel Şerife Hasçağan

Kısır döngü

1823-1824 yıllarında Habeşistan’da yakalanan bir zürafa Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından gemiyle payitahta yani İstanbul’a gönderilmiş. Zürafayı Sultan 2. Mahmud’un huzuruna çıkarmışlar. Rivayet edilir ki, Sultan 2. Mahmud, zürafaya bakar ve yanındakilere, “Bir binin bakalım” der. Zürafaya binmeye kalkarlar ama zürafa sağa sola koşuşturur korkusundan. Şaşırırlar. Zürafaya binmeye çalışanlardan birinin, “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” dediği rivayet edilir…

Bazıları da “Her kim bu hayvanın üzerine binip onu gezdirirse, cennete gider” diye ‘fetvalar’ verir. Ancak bu bugünün mevzusu değil. Netice itibarıyla İstanbul’un iklimine uyum sağlayamayan zürafa kısa bir süre içerisinde ölür. Şimdi, bu hadiseyi neden yazdım? Açıklayayım. Daha doğrusu özetleyeyim, çünkü yazacaklarımın hepsi bir köşe yazısı konusu olur, yazı çok uzar, sıkılırsınız.

Osmanlı’nın son dönemlerinde ağır siyasi ve ekonomik krizler yaşanır. Büyük toprak kayıpları gerçekleşir. Ülke ekonomisine yabancılar tarafından el konulur. Halk yokluk içerisinde var olmaya çalışır. Böyle bir tablo ile dünya savaşına girilir. Savaştan mağlup olunur ve Anadolu işgal edilir. Anadolu halkı işgale boyun eğmez, direnir ve direnişin sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde zafer kazanır. Kazanılan zaferin ardından Cumhuriyet kurulur ve ülke kalkınmaya başlar. Yoksulluğun çaresi olarak üretim görülür. Fabrikalar açılır, istihdam sağlanır. Ekonomi anlamında ülke belini doğrultmaya çalışırken tüm dünyada bir ekonomik buhran yaşanır. İkinci dünya savaşı tüm dünyayı olumsuz yönde etkiler ve haliyle Türkiye de bundan etkilenir…

Darbeler, darbe girişimleri olur. Yıllar sonra muhafazakar olduğunu söyleyen bir siyasi parti iktidara gelir. Güzel işler olur ülkede. Ancak son dönemlerde özellikle ekonomide olumsuz göstergelerle karşı karşıya kalınır…

Bu ülkenin havasından mı suyundan mı bilinmez, kronik olan çok şey var. Şöyle ki; Seçime gidilir, seçimden çıkılır, tam ekonomi ele alınacak derken araya başka mevzular girer. Yeniden seçime gidilir. Vatandaşın gerçek gündemi olan ekonomi böylelikle hep bir kısır döngü içerisinde araya kaynar. Her yıl 1915 olayları gündeme gelir. “Falanca ittifakın adayı kim olacak” diye konuşulur. Dün bir ‘sanatçının’ yaptığı bir hareket, kurduğu bir cümle konuşulmuştu. Bugün de iş sığınmacılara geldi. Hani son seçimin hemen ardından ekonomi üzerine çalışacaktınız? Tek gündem bu olacaktı. Sorunlar çözülecekti? Çözdünüz mü?

Bir yere kıpırdayamıyoruz. Şimdilik bedava olan tek şey hava. O da zaten kirleniyor. Birileri, “Araç sayısı artıyor, herkesin arabası var” diyor. Çevremde, “Arabam var ama binemiyorum akaryakıt fiyatlarından dolayı” diyen insanların sayısı da her geçen gün artıyor. Hayat pahalılığının gerçek gündem olması gerekirken, gündem değişiyor.

Biniyoruz bir kıyamete, gidiyoruz kıyamete…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.