Gelin ve Kayınvalide Savaşlarında Baltalar Nasıl Gömülür?

Gelinlerin ve kayınvalidelerin ilişkileri yazı serimizin 2.’sine Gelin-Kayınvalide Savaşları adı vermemiz, kadınlarımızın gelinliği ve kayınvalideliği becerememeleri ve bunu psikolojik savaşa dönüştürmeleridir. Maalesef bu savaşın hazırlıkları, altyapıları, anneler tarafından çocukluk ve gençlik dönemlerinde, evlatlarına (kız ve erkek) bilinçsiz ve cahilce bir anlayışla bilinçaltına yerleştiriliyor olmasıdır. Her ne kadar olumsuz bir başlık atmış olmayı benimsemesekte, durumu tanımlaması açısından uygun düştüğünü söyleyebiliriz.

Kayınvalideleri ile muhabbetleri iyi olmayan, hatta eziyet gören, birçok sıkıntılara katlanan kadın, yaşadığı olumsuzlukları devamlı anlatarak kızının kafasında korkular oluşmasına sebep olur. Kızının bu sıkıntıları yaşamasını istemeyen eziyet görmüş gelinler/anneler kızlarını büyütürlerken “kızım aman oku, ele güne muhtaç olma”, “kızım aman işini ele almadan evlenme” gibi telkinlerde bulunurlar. Evlenme hazırlıkları başlandığında ise bu telkinler zirveye ulaşır “bir sıkıntı yaşarsan çık gel, çekmek zorunda değilsin”, “kayınvalidene kendini ezdirme”, “kayınvalideni evine yaklaştırma, başta nasıl alıştırırsan öyle gider” gibi birçok olumsuz/yanlış ifadeler kullanır. Böylelikle kayınvalidesine önyargılı, onu düşman gibi gören bir gelin adayı ortaya çıkmış olmaktadır.

Annelerimiz, eşlerinden sevgi, ilgi ve alaka göremediklerinde, bu açlıklarını bastırmak için erkek evladına bağlanırlar. Erkek evladına aşırı bağlanan ve kendisine bağlayan kayınvalide adayları ise nişanlılık döneminden başlayarak birçok olumsuz düşünce ile gelin adayını kendine rakip olarak görmektedir. Oğlunu, elin kızına kaptırmamak için savaş baltalarını hazırlamış ve kıskançlık damarları kabarmış bir şekilde, hareket edebilmektedir. Evladını sorumuz, şımarık yetiştiren anneler başarısız/mutsuz bir evliliğin temeline böylece dinamit koymuş olmaktadırlar.

Nişanlılık evresi ise tarafların birbirlerini tanıma dönemleri olduğu için bu dönemde yapılan yanlış davranışlar kadınların fıtratı gereği hiçbir zaman unutulmuyor ve temcit pilavı gibi daima ortaya konan hususlardan olmaktadır.

Kız tarafı veya gelin, hayallerini süsleyen düğünü yaptırabilmek için karşı tarafı zorlarsa, israfa kaçarsa, gösterişe kaçan alışverişler, törenler yaparsa, senin taraf benim taraf diyerek yapılan kamplaşmalara zemin hazırlarsa, maalesef evlilik gemisini kendi elleriyle yaralamış demektir. Birçok evlilikler bu aşamada tarafların tahammülsüzlüğü, isteklerinin bitmemesi neticesinde başlamadan bitmektedir. Nişanlılık döneminde yapılan tartışmalarla doldurulan bardak, maalesef tarafların en mutlu olması gereken düğün günü taşabilmekte ve taraflar nikâhı/düğünü bozabilmektedir.

Kayınvalidemiz ise, dizginleri başta tutmak adına her işe olumsuz yaklaşırsa, oğluna gelinini daha nişanlılık sürecinde şikâyet etmeye başlarsa, kendisi çok sıkıntı çekip, gelinin de çekmesini istiyor ise, evladını kendi yaşamının garantisi görüp onu kaybetmemek adına gelini rakip olarak görüyorsa, evladımı ben büyüttüm, onun bana her zaman ihtiyacı var, onu korumalıyım diyerek kontrolu elinde tutmaya çalışıyorsa, oğluna eş değil de hizmetçi aldığını düşünüyorsa, tabii ki bu evlilik sıkıntılara gebedir.

Esasen gelinin de kayınvalidenin de, yapmış olduğu kavgalar neticesinde yıprattıkları kişi birisinin biricik kocası, diğerinin de sevgili oğludur. Kadınların, iktidar mücadelesi verirken yıprattıkları erkek bunalımlara düşebilmekte ve iki kadın arasında kalmaktadır. Ne yardan, ne anadan vazgeçebilmektedir. Hele tarafların kendilerini haklı göstermek için bire bin katmaları ile erkek için çözülmesi zor bir hal almaktadır. Erkek burada eğer itidalli davranırsa, tavşana kaç tazıya tut der ise her iki tarafında gönlünü hoş tutup idareyi elinde tutarsa, haklı ve haksızı ayırt edebilirse, adaleti temin edebilirse, evliliğini selamete ulaştırabilmektedir. Ya değilse, o zaman dünya hayatının zindan olması veya istenmeyen son ile karşılaşılmaktadır.

Evlilikte esas amacın gençlerin mutlu olması, sağlam bir yuvanın temelinin atılması, gençlerin büyüklerine karşı sevgi ve saygı göstermesi, büyüklerinde gençlere yol gösterici olması gerektiğini unutmamalıyız.

Gelinlerimizin ve kayınvalidelerimizin evlilik öncesi ve sonrasına yönelik genel temel yanlış anlayışlarını anlatmaya çalıştık.

Gelin-Kayınvalide savaşlarının, Gelin-Kayınvalide muhabbetlerine dönüşmesi temenni ve duasıyla…

Özcan Dalgıç

Aile ve Çocuk Danışmanı / Psikoterapist

Önceki ve Sonraki Yazılar