Emel Şerife Hasçağan

Emel Şerife Hasçağan

İran’ın öldürülen bilim insanları  

İran’ın öldürülen bilim insanları  

Geçen perşembe günü, İran’ın en önemli nükleer yakıt üretim sitelerinden biri olan Natanz Nükleer Tesisi’nde bir patlama meydana geldi. İranlı yetkililer bu olayı önce sıradan bir kaza olarak göstermeye çalıştılar. Hatta devlet televizyonu tesisin az hasar görmüş tarafını göstererek tahribatın büyük olmadığını ifade etti. Ancak uydu görüntülerinin ortaya çıkması ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu gözetmenlerinin bölgeye sevk edileceğinin farkına varan yetkililer hasarın boyutlarıyla ilgili açıklamalar yapmak zorunda kaldılar. İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi IRNA Haber Ajansı’na verdiği röportajda meydana gelen olayın ileri düzey santrifüjlerin geliştirilmesini niteliksel ve niceliksel olarak etkileyeceğini ve söz konusu geliştirme programını yavaşlatabileceğini ifade etti.

İsrail istihbaratı bugüne kadar İran’ın balistik füze geliştirme ve nükleer programını defalarca hedef aldı. İsrail’in sorumluluğunu üstlenmediği ve İranlıların zayıf görünmemek için üzerini örtmeye çalıştığı bu saldırılar farklı şekillerde gerçekleşti. Sahadaki ilk operasyonlar 2010 yılında İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini artırmaya başlamasıyla birlikte hayata geçirildi. Ocak 2010’da İranlı nükleer fizikçi Profesör Mesut Ali Muhammedi evinden ayrıldığı sırada bombalı bir saldırı sonucu öldürüldü. Kasım ayında kuantum fizikçisi Mecit Şehriyari bir saldırıda hayatını kaybetti ve Devrim Muhafızları’na bağlı İmam Hüseyin Üniversitesi fizik anabilim dalı başkanı Feridun Abbasi Devani de başka bir saldırıda yaralandı. Temmuz 2011’de nükleer başlık üzerine araştırma yapan Daryuş Rızainejad suikasta uğradı. Bu suikast dizisini takiben Kasım 2011’de İran’ın füze programına en yıkıcı darbe indirildi: İran’ın balistik füze programının kurucusu olan Tuğgeneral Hasan Tehrani Mukaddem’in de aralarında olduğu 17 Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) uzman personeli Müderris Karargahı’nda meydana gelen büyük patlamada hayatını kaybetti. Bu suikast dizisinin son halkası olarak Natanz nükleer tesisinin yöneticisi Profesör Mustafa Ahmedi Ruşen Tahran’da düzenlenen bir bombalı saldırıda öldürüldü.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Amiral Ali Şemhani’ye yakınlığıyla bilinen Nur News sitesi son günlerde yayınladığı üç farklı köşe yazısında Natanz olayının “İran açısından stratejik bir önem taşıdığını” vurguladı. Nur News’te 5 Temmuz’da yayınlanan bir köşe yazısında Tahran’ın stratejik kararlar alması için zamana ihtiyacı olduğunun altı çiziliyor. Kendini bölgede egemen bir güç olarak gören İran’ın bu saldırılara karşılık verme kararı alması durumunda sınırlı seçenekleri olacaktır:

Golan Tepelerine Füze/SİHA saldırısı: Suriye üzerinden İsrail’e saldırı düzenlemek İran için uygulanması zor bir seçenek. İsrail sınırına yaklaştıkça İran’a bağlı Şii milislerin etkinliği zayıflamakta. Böyle bir durumda İsrail’in milislere yönelik yoğun hava saldırıları ve Rusya’nın Suriye’deki varlığı İran’ın sahada elini bağlayacaktır.

Lübnan üzerinden saldırı düzenlemek: İran’ın Hizbullah aracılığıyla Lübnan-İsrail sınırı üzerinden intikam saldırısı düzenlemesi maliyeti yüksek bir seçenek olacaktır. Bunun en büyük nedeni ise Lübnan’ın halihazırdaki siyasi, ekonomik ve toplumsal koşullarıdır. Lübnan uzun süredir bir siyasi kriz sarmalı içinde ve Ekim ayında patlak veren ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla zayıflayan sokak hareketleri yeniden başlamış durumda. Lübnan lirası sekiz kat değer kaybetti ve halk zor ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.