Emel Şerife Hasçağan

Emel Şerife Hasçağan

Hoşgörü yoksunluğu

Yazı, çizi işleri öyle kolay işler değildir. İşin içerisine girenler bilir. Bir çırpıda öyle küt diye yazı yazabiliyorsan o işe yıllarını vermişsindir. O insanın bir ‘kas hafızası’ oluşmuştur. “Günlük tut” desen tutamayacak insanların atması, tutması insanın canını sıkmıyor değil. Eleştirilmeye açığım aslında ama insanlar eleştirmeyi de bilmiyor, sıkıntı o. “Sanki ne yapıyon da 10 dakikalık iş şu yaptığın” diyenler yok değil hayatımda, bu yazdıklarım onlar içindi…

Sosyal medyada paylaşımlarımızda en çok kullandığımız kelimelerden biridir hoşgörü. Yazarız, ederiz ama uygulamada birçok konuda olduğu gibi sıkıntılarımız var. Cuma mesajlarında bile vardır bu hoşgörü, görmüşsünüzdür veya paylaşmışsınızdır. Hoşgörülü müsünüz? Öncelikli soru bu. Buna bir cevap verin kendi içinizde, yorumu ben yapmayayım.

İnsanları birbirine yaklaştıran en önemli şeylerden biridir bu hoşgörü. Karşısındaki insanların yanlışlarına, eksikliklerine hoşgörü ile bakıp kapatmaya çalışan insanların olduğu bir toplumun yaşadığı bir ülke daha güzel bir ülke olur diye zannediyorum. Zannediyorum, çünkü bilmiyorum. İş öyle bir hal aldı ki, insanlar sürekli hoşgörüsüzlükten şikayet ediyor ama kaba davranmaktan, çirkin sözler sarf etmekten geri durmuyor. Peki bu insanlar topluma ne kadar zarar veriyor? Hatta daha da ileri götüreyim, ülkemize ne kadar zarar veriyor? Nedir paylaşamadığımız? Günün birinde yok olup gidecek bir dünya. Dünyanın yok olmasını da geçtim, fani varlıklarız hepimiz. Neden güzel davranışlarla şu kısa ömürde birbirimize daha güzel bir hayat yaşatmıyoruz ki…

Herkes diline tutturmuş tekerleme gibi, “Medya topluma zarar veriyor” diye. Yahu tamam, medya sütten çıkma ak kaşık değil de hoşgörünün artık kırıntısı kalmamış insanoğulları bir sorsanıza kendinize “Ben topluma ne kadar zarar veriyorum” diye. “Medyanın avukatlığını yapıyor” diye düşünmeyin. “Daha iyi bir toplum için buna daha çok ihtiyacımız var” diyorum.

Kimse kimseden Mevlana hoşgörüsü beklemiyor. Keşke olsa o ayrı. Ama o yolda olmak da güzel.
Biz birbirimizi yedikten, hoşgörülü davranmadıktan sonra ‘dış güçlere’ ihtiyacımız yok. “Ben ne kadar hoşgörülü olursam, benim için o kadar iyi. Ne kadar çok hoşgörülü insan olursa toplumumuz, ülkemiz için o kadar iyi” diye düşünmemiz lazım. Ama yok…

Alın size toplumu, milleti ilgilendiren yazı…

Herkese iyi hafta sonları diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.